Martha bir gangreni önlemek için McB'nin bacağını kesmek zorunda kalır.Macbeth levágott fejét lándzsán viszik körbe.
En korkunç özelliğide öldürdüğü düşmanlarının başparmaklarını makasla kesmesi.Merkittävimpien surmaamiensa vihollisten pääkallojen kanssa he tekivät näin.
Zor kısmın vokalleri kesmeyi unutmamak olacağını o anda anlamıştım.Lopulta Aku saa tietää, että jäyhä jököttäjä osaa noutaa keppejä.
Bıçakçılık gibi kesme aletlerini belirli bir süre yapmışlardır.He valmistivat aikakaudelle tyypillisiä metalliesineitä, kuten käyriä veitsiä.
Kesme, kopyalama ve yapıştırma işlevi.Turvavyön kiinnittäminen, kiristäminen ja avaaminen.
Yakınlarda yer alan Kesmeşeker Dağı ile karıştırıldığı olur.Läheiseltä Vuorilammelta voi vuokrata savusaunaa.
Bir kabile lideri petrol ihracatını kesme tehdidinde bulundu.Sainz keskeytti öljypohjan hajoamiseen.
Kişi hiçbir zaman Tanrı'dan umudunu kesmemelidir.Ihminen ei saa estää Jumalan luomistyötä.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.Pään karvoja ei tule leikata.
1996 yılında Kesmeşeker grubuna katıldı.Hän liittyi Dark Funeraliin vuonna 1996.
Dao (刀), başta kesme ve doğrama için kullanılan tek kenarlı Çin kılıcıdır.Dao on kiinalainen yksiteräinen miekka, jota käytetään viiltoiskuihin.
Kesme ve koparma dişleri eksiktir.Kyynelkuopat ja sorkkarauhaset puuttuvat.
Isırılan bölgeyi kesmeyin.Älä riko pintaa.
Kesme taştan yapılmış olan kemeri hala yıkılmamıştır.Kehän keskellä ollutta kivikasaa ei palautettu ennalleen.
Bir delikanlı kendi önünü kesmeyen yaşlıya hürmet eder.Se kertoo miehestä, joka vanhenee väärin päin.
Oyunun amacı gelen meyveleri parmakla kesmektir.Peliin on kätketty kultaisia hedelmiä.
Dünya yörüngesiyle kesişen asteroit, Dünya'ya yakın bir asteroit olup yörüngesi Dünya'nınkini kesmektedir.Maan lähelle tuleva asteroidi on mikä tahansa asteroidi, jonka rata leikkaa tai tulee lähelle Maan rataa.
Kesme hatası, sıklıkla ayrıklaştırma hatasını da içerir.Itse virhefunktion lisäksi usein tulee vastaan myös virhefunktion komplementti.
Sultan Muavyed Şeyh Kahire'ye döndüğü zaman şehrin bir keşmekeş içinde bulunduğunu gördü.Palattuaan Jamestowniin Smith saa huomata siirtokunnan olevan kaaoksen vallassa.
Lawrence'a göre bu testereler zincirleri kesmek için değil kendi ayaklarını kesmek için gönderilmiştir.Ο Λόρενς αντιλαμβάνεται ότι τα πριόνια δεν προορίζονται για τις αλυσίδες, αλλά για τα πόδια τους.
Cameron bunu reddetti ve Fox'a şunları söyledi: "Filmimi kesmek mi istiyorsunuz?Ο Κάμερον αρνήθηκε, λέγοντας στη Fox «Θέλετε να μικρύνετε την ταινία μου; Θα πρέπει να με απολύσετε!
Safi kesme kayadır.Απαλή διαχωριστική γραμμή.
Cal ve Ruth tarafından Jack'i görmesi yasaklanan Rose, Jack'in devam eden ilgisini kesmeye çalışır.Ο Καλ και η Ρουθ απαγορεύουν στη Ρόουζ να βλέπει τον Τζακ.
Köprü kesme bazalt taşından inşa edilmiştir.Η οροφή χτίστηκε από το μηδέν.
Kesme hatası, sıklıkla ayrıklaştırma hatasını da içerir.Γι' αυτό το λόγο η Κανονική κατανομή αναφέρεται πολλές φορές και ως κατανομή σφαλμάτων.
Topspin, kesme ve her iki yönde yanspindir.Είναι κυλινδρικό, μακρόστενο, καθώς και ανοικτό και στα δύο του άκρα.
İsrail’deki elmas endüstrisi dünyadaki elmas kesme ve parlatma konusundaki birkaç merkezden biridir.Den israelske diamantindustri er en af verdens centre for diamanthugning og pudsning.
Suudi Arabistan suçluların başını kesmeye devam eden tek ülkedir.I dag er Saudi-Arabien det eneste land, der benytter halshugning som straf.
Yangın, hızını kesmeyen rüzgâr nedeniyle hâlâ yayılıyordu.Branden fortsatte, men spredtes nu langsomt på grund af iltmanglen.
Paraleller birbirlerini hiçbir zaman kesmezler.Partiklerne må ikke forstyrre hinanden.
1945 - Türkiye, Japonya ile ilişkilerini kesmeye karar verdi.1958 - Grækenland afbryder sine militære forbindelser med Tyrkiet på grund af Cypern.
Yapımcılar onu artık ekonomik desteklerini kesmekle tehdit etmektedir.De skulle også betale erstatninger og indstille støtten til udenlandske oppositionsgrupper.
Kesme kotarıcı, olay kotarıcının alt düzey kopyasıdır.Bollstafjärden er en vig af Ångermanälvens nedre del.
Bu bıçak iyi kesmez.Denne kniv skærer ikke godt.
İsrail’deki elmas endüstrisi dünyadaki elmas kesme ve parlatma konusundaki birkaç merkezden biridir.Den israelske diamantindustrien er ett av verdens sentre for diamanthugging og polering.
Harran'da da Selçuklu idaresi bir keşmekeş içinde idi.Tidvis hadde guden også en palmegrein i håret.
Suudi Arabistan suçluların başını kesmeye devam eden tek ülkedir.I dag er Saudi-Arabia det eneste land som benytter halshogging.
Yapımcılar onu artık ekonomik desteklerini kesmekle tehdit etmektedir.De har også truet med å trekke tilbake økonomisk støtte.
Daha zengin olanların gücü domuz veya keçi kesmeye de yeterdi.De litt rikere landeierne kunne i tillegg ha litt ekstra geiter, griser eller sauer.
Polonya 1939'da Almanlar tarafından işgal edilince Polonya Radyosu yayınını kesmek zorunda kaldı.Senderen ble ødelagt i 1939, da den tyske hæren invaderte Polen.
Minare 54 basamaklı kesme taştan yapılmıştır.Tuburan er inndelt i 54 barangayer.
Bundan dolayı kesinlikle ağaç kesmek ve yakmak yasaktır.Det er strengt forbudt å hugge trær og brenne bål på øya.
Diğer bir ismi de "Nahr (kurban kesmek) Suresi"dir.Den ene heter da også Nasatya (= hjelpsom).
Bu yüzden biraz hızımızı kesmemiz gerektiğini tartıştığımızı hatırlıyorum.Vi har dermed kompensert for at IK hadde en tendens til å øke.
Şehirde bir keşmekeş ortaya çıktı.En rask avfolking av byen fant sted.
Proje, umudunu Danimarka ile birleşmeye bağlayanların önünü kesmeyi hedefliyordu.Danskene ville nå hindre nye gjennombrudd som kunne sette Danmarks sikkerhet i fare.
Yangın, hızını kesmeyen rüzgâr nedeniyle hâlâ yayılıyordu.Api menyebar dengan cepat karena angin yang kencang.
O zamana kadar sadece Mısırlılar kristal kesmeyi biliyordu.Saat itu, bangsa Mesir sudah menenun kain linen.
Ayrıca çiçekleri kesme çiçek olarak da kullanılır.Ia juga memiliki kemampuan untuk berpindah antara bunga.
Kesme taş bina bina tek katlıdır.Balai Jeukjo (Jeukjodang) adalah bangunan beratap tunggal.
Edebiyatla ilgisini ömür boyu kesmedi.Durasi hidupnya tidak pernah elapsing dalam kekekalan.
Ben de onları öldürmeye, daha doğrusu kafalarını kesmeye karar verdim.Namun, dia tidak mati, sehingga diputuskan untuk memenggal kepalanya.
Ekip, 3 metre (9,8 ft) kalınlığında bir volkanik ponza ve kül tabakasını kesmek zorunda kalmıştır.Tim tersebut harus melewati endapan batu apung vulkanik dan abu dengan tebal 3 m.
Caminin alt katı kesme taştan, üst katı ise ahşaptan yapılmıştır.Dapur walau satu atap, dibuat berlantai tanah, lebih rendah dari lantai kayu.
Tanto esas olarak delici maksatla kullanılan bir silahtır ancak keskin yanı kesmek için de kullanılabilir.Tantō ini dirancang sebagai senjata, tetapi bagian tepi dapat digunakan untuk memotong juga.
Cameron bunu reddetti ve Fox'a şunları söyledi: "Filmimi kesmek mi istiyorsunuz?Cameron phản đối, nói với Fox rằng, "Các ông muốn cắt phim của tôi ư?
1950'lerde, orman mühendisi Norman Franz su jeti kesici erken bir formu ile kereste kesmek için denedi.Năm 1950, tiến sĩ Norman Franz đã thử dùng máy cắt tia nước để cắt gỗ.
O zamana kadar sadece Mısırlılar kristal kesmeyi biliyordu.Nhưng đến lúc này, các lãnh đạo Ai Cập đã tỏ ra bạc nhược.
İsrail’deki elmas endüstrisi dünyadaki elmas kesme ve parlatma konusundaki birkaç merkezden biridir.Israel là một trong ba trung tâm hàng đầu thế giới về đánh bóng kim cương, bên cạnh Bỉ và Ấn-độ.
Yapımcılar onu artık ekonomik desteklerini kesmekle tehdit etmektedir.Kulturkampf và những ảnh hưởng của nó còn khiến dư luận quay sang chống lại đảng ủng hộ chiến dịch đó.