Bunu gördüğüm an baktım ki bir keşmekeş yaşanıyor.Para comprobarlo, supóngase que existe tal disección.
Ortak karma iş kesme maskelenemez iş kesme girdisidir.Exceso de trabajo, interrupciones innecesarias al trabajo.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.A las mujeres les cortaba los senos.
Keşmekeşten düzen yaratmak onların doğasının, ileri görüşlülüklerinin bir parçasıydı.Observar los astros todavía forma parte de su religiosidad.
Bazen kesme taş da göze çarpmaktadır.A veces rodea también el ábside a la misma altura.
Fakat diğer Harezmşahlar bu keşmekeşten faydalanmayı fırsat bildiler.Fue una oportunidad para que otros desarrolladores descubrieran la nueva aplicación.
Lawrence'a göre bu testereler zincirleri kesmek için değil kendi ayaklarını kesmek için gönderilmiştir.Las sierras no pueden cortar sus cadenas, pero sí sus pies.
Kesme taştan yapılmıştır.Está hecha de piedra.
Saçımı kesmeni istiyorum.Vorrei che mi tagliassi i capelli.
Biz konuşuyorken kesme.Non interromperci mentre parliamo.
Bazı proteinler kendi kendilerini kesme yeteneğine sahiptir.Alcune proteine inoltre hanno il potere di auto-tagliarsi.
Sonra onları ağaçlara tek tek bağlı ve bıçak ile yavaş yavaş onları kesmeye başladılar.Poi li legarono uno ad uno agli alberi e cominciarono a scorticarli vivi con i coltelli.
12:21 Bir hayvanı çocuklarıyla aynı günde kesme Lev.12:21 205-101NV - Non macellare un animale e i suoi figli lo stesso giorno. - Lev.
Ben de onları öldürmeye, daha doğrusu kafalarını kesmeye karar verdim.Quindi, compagni, ho deciso di alzare la testa.
Makası alıp tırnaklarını kesmeye başlar.Tagliare i capelli e le unghie.
Burada birçok adamını kaybetti ama yolculuğunda hız kesmedi.Con molti sforzi vi riuscì, ma non fece in tempo ad abbandonare l'aereo e precipitò con esso.
Kişi hiçbir zaman Tanrı'dan umudunu kesmemelidir.Ma il peccato tende a separare l'uomo da Dio.
Bu cinayetlerin ortak noktası ise katilin maktulü öldürdükten sonra parmaklarını kesmesidir.Sono immuni ai normali attacchi e l'unico modo per ucciderli è tagliare loro la testa dopo averli storditi.
Ama o umudunu kesmez.Non fatevi rubare la speranza.
Savaş çıkış nedeni Bizanslıların Abbasilere ödemekte oldukları yıllık haracı tazminatını kesmeleri idi.Tali cessioni riscattarono parte delle indennità di guerra che Costantinopoli avrebbe dovuto pagare.
Bu durumda ilacı kesmek gerekir.In tali casi la terapia andrebbe sospesa.
Saç kesme - saç kısaltılması.I had my hair cut (Mi sono fatto tagliare i capelli).
Bu iş kesmeye örnek olarak sistem çağrıları gösterilebir.Questi meccanismi sono ad esempio delle chiamate di sistema.
Ama Angel onu öldürmeye değil kurtarmaya çalışmaktadır ve ondan ümidini kesmeyerek hayatını kurtarır.Roy lo raggiunge e, invece di ucciderlo, lo trae in salvo.
Öküz kesmenin ve saban kırmanın cezası ölümdü.Il passo tra il rubare cadaveri e l'omicidio fu breve.
Lütfen, sözümü bu şekilde kesmeyin.Пожалуйста, не перебивайте меня таким образом.
Hiçbir zaman tırnaklarımı gece kesmem.Я никогда не обрезаю ногти ночью.
Tom lafı kesmek için, ağzını açtı.Том открыл рот, чтобы перебить.
Umudunuzu kesmeyin, iki hafta içerisinde "merhaba" sözcüğünün telaffuzunu öğreneceksiniz.Не отчаивайтесь, через две недели вы уже научитесь правильно произносить слово «здравствуйте».
Karpuz kesmek için bıçağa ihtiyacım var.Мне нужен нож, чтобы разрезать арбуз.
Okumayı kesme.Не прекращай читать.
En azından kesmeden bir bitirmeme izin verseniz olmaz mı?Вы можете меня хотя бы выслушать?
Bir insanla muhabbeti kesmek için yeterli bir sebep söyler misin?Можешь ли ты назвать достаточную причину, чтобы прекратить разговор с человеком?
Kesme taşlardan sekiz köşeli gövdesi ve tuğla ile örülmüş sekizgen piramit (ehrami) külahı vardır.Вокруг Него пребывают восемь Шакти - восемь воплощений Лакшми - стоят они вокруг Него.
Lawrence'a göre bu testereler zincirleri kesmek için değil kendi ayaklarını kesmek için gönderilmiştir.Хирург понимает, что пилы оставлены им не для цепей, а для ног.
Bunun yanında söz kesme esnasında taahhüt edilen eşyalar alınır.Во время спаривания разбиваются по парам.
Kesme çiçekçilikte kullanılabilir.Цветки могут использоваться в срезке.
Genç Hepburn, erkeklerinki gibi saçlarını kısacık kesmekten hoşlanan ve kendine Jimmy diyen erkeksi bir kızdı.В детстве Хепбёрн была сорванцом, любила называть себя Джимми и коротко стриглась.
Saç kesme - saç kısaltılması.Стрижка волос — укорачивание волос.
Bu yüzden iletişim esnasında kesme saldırıları mümkün olmaktadır.Во время распространения на сигнал может быть совершена атака.
Bazen kesme taş da göze çarpmaktadır.Каменная резьба порой раскрашивалась.
Kişi hiçbir zaman Tanrı'dan umudunu kesmemelidir.Никогда не отчаиваться в милосердии Божием.
Bu durumda ilacı kesmek gerekir.В таком случае препарат следует отменить.
Yangın, hızını kesmeyen rüzgâr nedeniyle hâlâ yayılıyordu.Огонь быстро распространился из-за сильного ветра.
Tedaviden sonra ise hastalar buraya gelerek kurban kesmektedirler.В надежде исцеления приходят сюда тяжело больные .
Harran'da da Selçuklu idaresi bir keşmekeş içinde idi.Аян — в Хакасии, приток Тузахсуга.
Makası alıp tırnaklarını kesmeye başlar.Далее берёт нож и начинает резать себе бедро.
Kısmen müstakil olan tapınak kesme taştan yapılmıştı.Храм, будучи каменным, пострадал частично.
Kesme dişlerinin kökü yoktur ve ömürleri boyunca büyümeye devam eder.Щёчные зубы без корней, растут в течение всей жизни животного.
Ya vergileri artırması ya da harcamaları kesmesi gerekti.Теперь он должен удалиться или платить арендную плату.
Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.Некоторые запрещают девочкам делать короткие стрижки.
Halen AP'nin Los Angeles bürosunda çalışmaktadır ve Kanada'da yaşayan Kim ile bağlantısını hiç kesmemiştir.До сих пор неизвестно, что Либби делала в Австралии и зачем летела в Лос-Анджелес.
Böylesine delice bir keşmekeş içinde cephe hattı gözden kaçtı.Со слабым криком человек на той стороне исчез.
Zor kısmın vokalleri kesmeyi unutmamak olacağını o anda anlamıştım.В итоге осознаёт, что избавиться от побочных эффектов невозможно.
Musevilerin bütün amellerini îfâ eden İsrailoğullarıdır, ancak kurban kesmezler ve et yemezler.ذكر القرآن أن الذين كفروا من بني إسرائيل سعوا إلى قتل عيسى، لكنهم لم يصلبوه أو يقتلوه ولكن "شُبه لهم".
Sonra onları ağaçlara tek tek bağlı ve bıçak ile yavaş yavaş onları kesmeye başladılar.ثم ربطوهم على الشجر واخذوا يقطعهم بالسكاكين ببطء.
Söz Kesme: Oğlan evinin kız evine dünür gitmesi ve olumlu sonuç almasıdır.الفاتحه:- يذهب الولد إلى منزل الفتاة، ويأخذ رداً إيجابياً.
Kesme taşlardan yapılmıştır.مصنوع من الأحجار المنحوتة.
Alet, adının da ifade ettiği gibi kemik kesmek için kullanılmıştır.وكما يوحي الاسم، كان يستخدم في قطع العظام.
Genç Hepburn, erkeklerinki gibi saçlarını kısacık kesmekten hoşlanan ve kendine Jimmy diyen erkeksi bir kızdı.كانت هيبورن الابنة "مسترجلة"، وأحبت أن تُسمى باسم جيمي، وقصت شعرها مثل الأولاد.