Kendisi modernist devrimin öncüsüdür.He triggered the modernist revolution.
Burada 8'in dort kere kendisiyle toplamasi gosterilmiz.Well, that's 8 added to itself four times.
Peki 8'i 4 defa kendisiyle toplarsak kac eder?So what's 8 added to itself four times?
Yani yaptığımız şey, bu eğrinin üzerine, aynen kendisi kadar eklemek.And that will also be true for the average total cost.
Curitiba, benim şehrim, büyükşehir alanında üç milyon, şehrin kendisinde 1.800.000 insan.Curitiba, my city: three million in the metropolitan area, 1,800,000 people in the city itself.
Ama kendisi için çok gizli ve çok yakın, yani uzak, sondaj ve keşifBut to himself so secret and so close, So far from sounding and discovery,
Bir düşman düzenlenen, kendisinin erişimi yok olabilirBeing held a foe, he may not have access
Fazilet kendisi kötülük, yanlış uygulanmış olan döner;Virtue itself turns vice, being misapplied;
ROMEO Bir Tanrı mar kendisi için kıldı, hanımefendi.ROMEO One, gentlewoman, that God hath made for himself to mar.
Ama Araf, işkence, kendisini cehenneme.But purgatory, torture, hell itself.
Bulutların üzerinde, cennet kendisi kadar yüksek?Above the clouds, as high as heaven itself?
PETER O, müzisyenler, çünkü kalbimle kendisi oynar 'My heart woe 'dolu:PETER O, musicians, because my heart itself plays 'My heart is full of woe':
Beni Ah! kendisi possess'd seviyorum, ne kadar tatlı.Ah me! how sweet is love itself possess'd,
Yaşam yorgun golün merkezi ölü düşmeye Yani bütün damarları aracılığıyla kendisini dağıtmak gibi;As will disperse itself through all the veins That the life-weary taker mall fall dead;
Ancak, öyle görünüyor ki, kendisini şiddet yoktu.But, as it seems, did violence on herself.
Nerede ve ne zaman doğacağını kendisi seçmedi.He didn't chose where or when he was born.
Oğlu 18 yaşındaki halindeymiş. Kendisiyse son fotoğrafın çekildiği tarihteki halinde görülüyormuş.In the photos, he was 18 and she was as old as she was when these last photos were taken.
Kendisi göstermek istiyordu.He wanted to show it off himself.
Panik duygusu bulaşıcıdır. Sağduyunun kendisini dizginlemesine izin vermez.It is contagious, and won't allow itself to be ruled by common sense.
Aktörün kendisi, kendi yarattığı bir sanat eseridir.The actor is, himself, his own creation, his own work of art.
Aslında o hayatımızı yürütenin ta kendisi...And that is actually the driver of all of our cars...
Kadınların kendisi hakkında.It's about women themselves.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.His American interrogators described him as an amicable psychopath.
Elimizde kendisiyle beş kez çarpılmış ikiler var.I have 2 multiplied by itself 5 times.
(13) " Kendisi argümanları tam önümüzde..."(13) "He would work through arguments right in front of--" I
Peki ben a'yı kendisiyle iç çarpımlarsam ne olur? a nokta a nedir?Well what happens if I dot a with itself? What is a dot a?
Bu, vektörün karekökünün kendisiyle iç çarpımın yapılmasına eşittir.It equals the square root of the vector dotted with itself.
Açıkçası, maddi fedakarlıklar vardı çünkü babam kendisine para ödenmesini kabul etmiyordu.There were obviously financial sacrifices because he always refused to be paid.
Önemli olan kimin kazandığı değil Bu düellonun kendisi çok önemliIt's not who wins that is important this duel has become too important
Beyaz Bulut Şehri valisinin katilin ta kendisi olabileceğini hiç düşündün mü ? imkansızHave you ever thought the murderer might be the white Cloud City Master himself? that's impossible
Oksijen çok elektronegatif bir atom olduğu için elektronları kendisine çeker, elektron vermez.Oxygen is a very electronegative atom.
Bunu tamamen kendisi yapmış.The guy did it all himself.
Şimdi, CB'nin kendisine eşit olduğunu biliyoruz.So, we obviously know that CB is going to be equal to itself
O da kendisinin tabiriyle küçük çaplı fedakarlık.It was what he called "fine-grained relinquishment."
Fakat bu bir bölüm metabolizmanın kendisi değildir.But it is not part of metabolism itself.
Gerçek kendi kendisini pratik yapıyor olamaz ki.It cannot be truth practicing.
Kaybettiğim çakmağın ta kendisiydi.It was the one I Iost.
'Ne zaman', Kendisi için değildir.It's not 'when' for Itself.
Kendisinden kurtulunamayacak olan kalıyor.That which cannot be gotten rid of ... remains.
Çünkü kendisi zamanında ona bir iyilikte bulunmuş,Because she had done something really good
Kendisi dünyadaki en güzel kadındır.She is the most beautiful woman in the world.
Bu Yadira, ve kendisi 5 yaşında.This is Yadira, and Yadira is five years old.
Yani Cupid'i oraya koyarak, bize kendisinin bir tanrıçanın soyundan gelme olduğunu hatırlatıyor.He is saying that he is in fact part devine
Kendisi bize 2009 yılında geldi.2009 da hiç dil bilmeyerek bize geldi.
Tah ! kendisi dövüş ustasıdır ! Kılıçta usta olan ... ...Tah ! a master of martial arts ! a sword expert ... ...
Sen kutsallığın ta kendisisin.You are holiness itself.
Sana, sen kutsallığın kendisisin derken iltifat ederek seni kazanmak için söylemiyorum.I am not paying you a personal compliment to say you are holiness itself.
'Sen kutsallığın kendisisin' derken, iltifat ederek seni kazanmaya çalışıyor değilim.I am not paying you a personal compliment to say, "You are holiness itself."
Şimdi biraz kırmızı kan hücresi üzerinde odaklanmak istiyorum çünkü kendisi çok büyüleyici.Now I want to focus a little bit on the red blood cell itself because it's fascinating.
(tezahurat, alkışlar) Kendisi harika bir başkan eşi olurdu.(Cheers, applause.) She would have been a wonderful first lady.
O zaman odak bu olur ve sonra düşünce odağının kendisi üzerindeki ateş sönmeye başlar.Then that becomes the focus and then the heat is turned down on the thought attention itself.
Oturduğu anda, kendisi hakkında durmaksızın konuşur, kadınlar hakkında da asla sormaz."The moment he sits down, he starts talking non-stop about himself; he never asks about the woman."
Onu yetenekli görüyorum, çünkü şimdiden kendisi için bir isim yapıyor.I see because she's so talented she's already making a name for herself.
Onun biraz benden ayrı olması gerekiyor, böylece kendisi için düşünebilir.She needs to be apart from me a little, so that she can think for herself.
Ben de endişeliyim.. ama oldu bir kere, şimdi bırak da kendisi çözmeye çalışsınI'm worried too, but since it's happened, you should leave her to solve this herself.
Ama test sonucu bizi kanser olup olmadığımız gerçeğinin kendisi kadar ilgilendirmiyor.We don't care about the test result as much as we care about the fact whether we have cancer or not.
Kendisi hiç bir şeyi çöpe atamaz.He's kind of a hoarder.
Sonuçta kendisi şu satırları söylemiştir:After all, babies, he did say,
Ruhumu, kendisini aklasın diye uğraştırmam."I do not trouble my soul to vindicate itself."
Kendisi İtalyan bir modacı.She's an Italian fashion designer.