O sonunda bir politikacı olarak kendisi için bir isim yaptı.He finally made a name for himself as a politician.
O, kendisini bir baston ile destekledi.He supported himself with a stick.
Onun kendisine büyük güveni var.He has great confidence in himself.
Kendisiyle geçinmek çok zordur.He is rather hard to get along with.
Kendisi Leeds'te İngilizce hocası.He is a professor of English at Leeds.
O, oraya kendisi gitti.He went there by himself.
Kendisi için her şeyi yapmayı sever.He likes to do everything for himself.
Kendisi ülkemizin en iyi beyinlerinden biridir.He is one of the best brains in our country.
Kendisini bir kütük üstünde dengeledi.He balanced himself on a log.
Kendisi bir arkeolog'un yardımcısıdır.He is an archeologist's assistant.
Bir profesyonele göre, bugünkü oyunda kendisiyle ilgili garip bir açıklama yaptı.For a professional, he gave a poor account of himself in today's game.
O, karısı hastayken kendisi için yemekler pişirdi.He cooked meals for himself when his wife was sick.
Eşine sabah yedide kendisini uyandırmasını hatırlattı.He reminded his wife to wake him up at 7:00 a.m.
Kendisini boşamaması için karısını ikna etti.He persuaded his wife not to divorce him.
Kendisi gördüğüm en uzun boylu insan.He is the tallest man that I have ever seen.
Kendisi gördüğüm en uzun boylu adam.He is the tallest man that I have ever seen.
Kendisi en hayran olduğum romancıdır.He is the novelist whom I admire most.
O, dakikliği üzerine kendisiyle gurur duydu.He prided himself on his punctuality.
Tüm yapabildiği, kendisini desteklemektir.All he can do is support himself.
Gazetecilerle kendisi konuşma yaptı.He addressed himself to the reporters.
O kendisini odasına kapatmıştı.He confined himself to his room.
O kendisini dünyanın kurtarıcısı olarak görüyordu.He saw himself as the savior of the world.
O onu kendisi yaptı.He did it himself.
O, onu kendisi denedi.He himself tried it.
Köpeğine kendisi bakmak zorundaydı.He had to take care of his dog himself.
O, kendisi için düşünmek zorunda kaldı.He had to think for himself.
Kendisi için yeni bir ev yaptı.He built a new house for himself.
O, kendisinden başka kimseyi umursamaz.He cares for nobody but himself.
O, kendisine kızmıştı.He was angry with himself.
O, kendisi hakkında hiçbir şey söylemeyecektir.He won't say anything about himself.
Kendisinin bir telefonu var.He has a telephone to himself.
Genç görünüyor ama aslında kendisi kırkın üzerinde.He looks young, but actually he is over forty.
Kendisini astı.He hanged himself.
Kendisini asarak intihar etti.He committed suicide by hanging himself.
Kendisine saldıranı yere devirdi.He wrestled his attacker to the ground.
Çalışanları kendisine ulaşamaz.He is inaccessible to his employees.
Kendisi iyi bir yüzücüdür ayrıca güzel de tenis oynar.He is a good swimmer and also plays tennis well.
Kendisini siyasetten uzaklaştırdı.He distanced himself from politics.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.He makes it a rule never to speak ill of others.
O, o kadar meşguldu ki kendisi gitmek yerine oğlunu gönderdi.He was so busy that he sent his son instead of going himself.
Bahçede kardeşine kendisine yardım ettirdi.He had his brother help him with the gardening.
Kendisi partinin gelecek vaadeden genç insanlarından birisidir.He is one of the up and coming young men of the party.
Kendisine Fransızca öğretti.He taught himself French.
Kendisi Japonya'daki en meşhur şarkıcılardandır.He is one of the most famous singers in Japan.
Kendisi Japonya'daki en meşhur bilim adamlarındandır.He is one of the greatest scientists in Japan.
O, ona kendisini daha sonra aramasını rica etti.He asked her to call him later.
O, onun kendisiyle evlenmesini istedi ve o onun teklifini kabul etti.He asked her to marry him and she accepted his proposal.
Onun kendisiyle evlenmesini istedi fakat o reddetti.He asked her to marry him, but she refused.
Mary'nin kendisiyle evlenmesini istedi, ve o kabul etti.He asked her to marry him, and she accepted.
Sırrı kendisine sakladı.He had kept the secret to himself.
Kendisi bunu bilmeyecek kadar akıllıdır.He is too wise not to know that.
Babasından kendisini mağazaya götürmesini rica etti.He asked his father to take him to the store.
Kendisine bir bisiklet alması için babasına yalvardı.He begged his father to buy him a bicycle.
Kendisi yenildiğini kabul etti.He admitted himself defeated.
Çok suskun biridir ve kendisiyle konuşulmadıkça ağzını açmaz.He is reticent and he never speaks unless spoken to.
Kendisini resmen aday olarak ilan etti.He officially announced himself as a candidate.
Kendisi maddi yönden anne-babasına bağımlı değil.He is economically independent of his parents.
Onu kendisinden başka kim yazmalı?Who should write it but himself?
Kendisi öyle dedi.He himself said so.
Oraya kendisi gitti.He himself went there.