Christian'ın karakteri, kendini beğenmiş ve kendine güvenen heel olmaya başladı.Nhân cách của Jesus tiếp tục đi xuống và càng ngày càng bế tắc.
Melek bunun üzerine "Kendini beğenmişliğe karşı" diye bağırır, şeytanlar "Alçak gönüllülük!" diye cevap verir.魔王など魔なる者から天使など善なる者まで全て含めて悪魔と呼ぶ。
Oldukça kibirli narsist ve aşırı derece kendini beğenmiştir.ナルシストな完璧主義者で、不完全を極端に嫌う。
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.女王様気質の女性。
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.ホントにイヤになりんこ。
Rick: Kendini beğenmiş şakacı ve sarışın tipik bir Amerikan çocuğudur.外見は典型的な金髪碧眼のアメリカ人女性。
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.元気の無い茜の様子を気遣う一面を持つ真面目そうな優しい男である。
Ancak bunu kendini beğenmişlik olarak değil, bir olgu olarak sunar.これは好意の裏返しではなく、単純に気に入らないからである。
Kendini beğenmişlerle kötülük yapanlar samandan farksız olacak; o gün hepsini yakacak.木落騷人已怨秋,不堪平遠發詩愁;要看萬壑爭流處,他日終煩顧虎頭。
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.女王也是个脸上有粉刺的女孩。
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.是個會替人著想的溫柔少女。
Ve bazı çağdaşları onu kendini beğenmiş olarak görüyordu.令人意外的是,有學妹正在暗戀他。
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.而我自己当时也不太自信。
Kameraların karşısında bir melek, kamera arkasında ise tam bir kendini beğenmiştir.안젤리가 비디오 카메라를 찾자, 뒤에서 악마가 나타난다.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.다만 반드시 이 모습으로 한정되어 있는 것은 아니다.
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.אישה מצחיקה, לא מספיק מעריכה את עצמה.
Klingsor’un kendini beğenmişliği kendine ait resimleri değerlendirirken de ortaya çıkmaktadır.האידיאליזם של ברקלי שולל את קיומם של הדברים כשהם לעצמם.
Brandy kendini beğenmiş ve moda düşkünüdür.Сантра има влечение към модата.
Bencil ve kendini beğenmişin tekidir.Je veľmi sebecký a egoistický.
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.Súčasne sa cisárovná prejavila ako veľmi sociálne cítiaca žena.
Caz tarihçisi David Gelly'e göre Morton kendini beğenmiş ve kibirli bir kişiliktir.Pre Karla Jaspersa je človek vždy niečo viac, než to, čo o sebe objektívne a vedecky vie.
Kendini beğenmiştir, tembeldir ve beceriksizdir.Počuti se samega, nemočnega in nekoristnega.
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.Škodoželjni človek je neka ženska.
Adamlar biraz kendini beğenmiş burda, aslında.Blokes có một chút hơi ở đây, mặc dù.
Adamlar biraz kendini beğenmiş burda, aslında.Kerels zijn een beetje muf hier, hoewel.
Adamlar biraz kendini beğenmiş burda, aslında.Pero los hombres son un poco acartonados.
Adamlar biraz kendini beğenmiş burda, aslında.Tipii sunt cam înţepaţi, totuşi.
Adamlar biraz kendini beğenmiş burda, aslında.Τα τυπάκια όμως είναι λίγο περίπλοκα.
Ben kötü çocuk ya da kendini beğenmiş bir delikanlı ya da entellektüellik karşıtı olmayan falan çalışmıyordum.제 작품은 나쁜 아이가 된다거나, 못된 십대가 된다거나, 그런 저런 반지식인이라는 것 그런 것에 관련된 것이 아니예요
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Am mulţi boboci obraznici la MIT, aşa că le zic,
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Ik heb een hoop eigenwijze eerstejaars op MIT, dus ik vertel ze:
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,I ved, jeg har en masse kæphøje førsteårselever ved MIT, så jeg fortæller dem,
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,알다시피 저에겐 많은 수의 자신만만한 MIT의 신입생들이 있어 말만하면 됩니다.
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Saben, tengo muchos estudiantes de primer año engreidos en el MIT, por lo que les digo:
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Sapete, ho diversi studendi spacconi al primo anno del MIT ai quali dico,
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Tudják, van egy csomó beképzelt újoncom az MIT-nél, akiknek azt mondom,
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Víte, mám na MIT spoustu nafoukaných prváků, takže jim vždy říkám:
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Vous savez, j'ai de nombreux étudiants de première année au MIT, très arrogants, à qui je dis,
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Wissen Sie, ich habe da viele eingebildete Studienanfänger am MIT, und ich sage ihnen,
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,W MIT jest wielu aroganckich studentów pierwszego roku. Mówię do nich:
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,В MIT у меня полно дерзких первокурсников, которым я говорю:
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,Разбирате ли, имам много наперени първокурсници в МТИ, затова им казвам:
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,אתם יודעים, אני נמצא עם הרבה סטודנטים חדשים ושחצנים ב- MIT, ואני אומר להם,
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,كما تعرفون، يوجد العديد من الشباب المغمورين في المعهد، و لذلك أقول لهم،
Biliyorsunuz, MIT'de bir sürü kendini beğenmiş öğrenci var, onlara diyorum,「ああ、君たちの体は本当にますます強くなっていくが、
Bizim büyüdüğümüz şehirde, bize "kendini beğenmiş zenciler" derlerdi, ya da"그 거만,"로 우리에 게 우리가 자란 도시, 백인 수 참조 하거나,
Bizim büyüdüğümüz şehirde, bize "kendini beğenmiş zenciler" derlerdi, ya daΣτην πόλη που μεγαλώσαμε, οι λευκοί αναφέρονταν σ' εμάς ως "εκείνοι οι φαντασμένοι νέγροι", ή
Bizim büyüdüğümüz şehirde, bize "kendini beğenmiş zenciler" derlerdi, ya daفي المدينة حيث نشأنا، البيض يستطيعون أن يدعوننا ب "أولئك الزنوج المغرورن" أو
Böyle anlarda onun kendini beğenmişliğini kırmalısınız... ...böylece ilerde rahat edersiniz.Ilyenkor le kell törni az önteltségét, csak így fogja magát a jövőben jobban érezni.
Böyle anlarda onun kendini beğenmişliğini kırmalısınız... ...böylece ilerde rahat edersiniz.Αυτή τη στιγμή, πρέπει να τον συντρίψετε εντελώς. Μόνο τότε θα μπορέσετε να νιώθετε άνετα στο μέλλον.
Böyle anlarda onun kendini beğenmişliğini kırmalısınız... ...böylece ilerde rahat edersiniz.في هذه اللحظة عليك ان تسحريه تماما فقط هكذا ستشعرين بالطمئنينة لاحقا
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Así el artista antiguo estaba protegido de ciertas cosas, como, por ejemplo, demasiado narcisismo, ¿verdad?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Così gli artisti antichi erano protetti da certe cose, come per esempio il troppo narcisismo, no?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.De artiest werd zo in bescherming genomen tegen bijvoorbeeld te veel narcisme.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Deci artistul antic era protejat de anumite lucruri, ca de exemplu, prea mult narcisism, corect?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Der Künstler des Altertums war vor gewissen Dingen geschützt, wie, zum Beispiel, zu viel Narzissmus, richtig?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Így az ókori művészek egyfajta védelmet élveztek például a nárcisztikus viselkedéstől.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Maka seniman kuno terlindungi dari sejumlah hal, seperti narsisme berlebihan, kan?
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.Niinpä antiikin taiteilijat olivat suojassa tietyiltä asioita, kuten esimerkiksi liialliselta narsismilta.
Böylece antik çağdaki sanatçı, çeşitli sorunlardan korunuyordu: Mesela, kendini beğenmişlik.O artista antigo era protegido de certas coisas, como, por exemplo, muito narcisismo.