Tom dikkatli olmazsa kendini öldürtecek.Tom is going to get himself killed if he's not careful.
Tom kendine tekrar zarar vermeyecek.Tom won't hurt himself again.
Tom şimdi kendini iyi hissediyor.Tom is feeling OK now.
Tom, mahkemede kendini savunma konusunda daha çok toydu.Tom was green behind the ears when it came to defending himself in court.
Tom daha önce olduğu kadar kendinden emin değil.Tom isn't as sure of himself as he used to be.
Tom kendini polise teslim etmek istedi.Tom wanted to turn himself in to the police.
Küçük çocuk kendinden geçmişti.The little boy was ecstatic.
O bugün kendini nasıl hissediyor?How is she feeling today?
Tom, bulaşık yıkadığı zaman kendi kendine bir melodi mırıldandı.Tom hummed a tune to himself as he did the washing up.
Bir yerli konuşucunun kendini bu şekilde ifade edip etmeyeceğinden şüpheliyim.I doubt whether a native speaker would express himself this way.
Sarhoş olduğu zaman kendini kaybeder.He loses self-control when he's drunk.
Kendinizi savunun!Defend yourself!
Çok bayat bir espri bu. Sen kendin mi uydurdun?That's a pretty lame joke. Did you come up with it yourself?
O ün veya servet düşünmeden kendini resme adadı.He dedicated himself to painting, without thinking of fame or fortune.
Tom kendini yıprattı.Tom wore himself out.
Olanlardan kendinizi sorumlu tutmayın.Don't hold yourself responsible for what happened.
Olanlar için kendinizi sorumlu tutmayın.Don't hold yourself responsible for what happened.
Tom kendini güvencede hissetti.Tom felt reassured.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but look disappointed.
Kendini baş ağrısından kurtar.Save yourself the headache.
Tom kendini rahatlatmaya çalıştı.Tom tried to make himself comfortable.
Tom bana kendini tanıttı.Tom made himself known to me.
Kendine bir takma ad veremezsin.You can't give yourself a nickname.
Tom kendini gösteriş yapmaktan alamadı.Tom couldn't help showing off.
Tom kendini hazırladı.Tom braced himself.
Tom kendine yardımcı oldu.Tom helped himself.
Tom kendini lanetledi.Tom cursed himself.
Tom kendinden nefret ediyordu.Tom hated himself.
Tom kendini hazırlamaya başladı.Tom tried to prepare himself.
Tom kendinden utandı.Tom was ashamed of himself.
Tom kendini savunuyordu.Tom was defending himself.
Tom kendinden memnun görünüyor.Tom looks pleased with himself.
Tom kendinden çok memnun.Tom's very pleased with himself.
Tom kendini öldürecek.Tom is going to kill himself.
Tom kendine olan güvenini kaybetti.Tom lost confidence in himself.
Tom kendini kontrol altına alamadı.Tom couldn't contain himself.
Tom demir yolu hattını geçtiğini biliyordu ama kendini tutamadı.Tom knew he was crossing the line, but he couldn't help himself.
Tom kendine bakmak için çok cılız.Tom is too weak to look after himself.
Umarım kendinle gurur duyuyorsun.I hope you're proud of yourself.
Bunu kendin için zorlaştırma.Don't make this harder on yourself.
Kendine yardım edemezsin.You can't help yourself.
Sadece kendine bak.Just look at yourself.
Döngü kendini yineliyor.The cycle is repeating itself.
Tom her şey hakkında kendini çok rahatsız hissetti.Tom felt very uncomfortable about the whole thing.
Tom bakmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help but look.
Kendini paralama Tom.Don't run yourself down, Tom.
Kendini çok üzme, Tom.Don't let it get to you, Tom.
Tom terfi aldıktan sonra kendini çok iyi hissediyordu.Tom was feeling on top of the world after getting a promotion.
Tom bir terfi aldıktan sonra kendini dünyanın tepesindeymiş gibi hissediyordu.Tom was feeling on top of the world after getting a promotion.
Tom birkaç saat önce neredeyse kendini öldürüyordu.Tom nearly killed himself a few hours ago.
Tom kendini kaldırdı.Tom made himself get up.
Tom kendine bir araba satın alamaz.Tom can't buy himself a car.
Tom artık kendini tutamadı.Tom couldn't contain himself any longer.
Tom kendini daha iyi hissetmeye başladı.Tom began to feel better.
Tom kendini ele vermek istemedi.Tom didn't want to blow his cover.
Aynada kendine nasıl bakıyorsun?How do you look at yourself in the mirror?
Kendinizle gurur duyduğunuzu umuyorum.I hope you're proud of yourselves.
Ben senin kendini çaresiz hissettiğine eminim.I'm sure you feel helpless.
Tom kendini gittikçe sabırsız hissetti.Tom felt himself growing impatient.
Benim seni gördüğüm şekilde kendini görmeni istiyorum.I want you to see yourself the way I see you.