Tom mutfakta kendine yiyecek bir şey yapıyor.Tom is in the kitchen making himself something to eat.
Tom banyo aynasında kendine baktı.Tom looked at himself in the bathroom mirror.
Tom dikiz aynasında kendine baktı.Tom looked at himself in the rear-view mirror.
Sadece kendini suçlamak zorundasın.You only have yourself to blame.
Bütün gün aynada kendine bakar.He looks at himself all day in the mirror.
Sen her zaman kendin hakkında çok eminsin.You're always so sure about yourself.
Tom mutfağa gitti ve kendine bir fincan kahve doldurdu.Tom went into the kitchen and poured himself a cup of coffee.
Tom, Mary'yi kendi kendine konuşurken duydu.Tom heard Mary talking to herself.
Senin en büyük düşmanın kendinsin.Your biggest enemy is yourself.
Ayağa kalk ve kendini tanıt lütfen.Stand up and introduce yourself, please.
Bunu kendin mi çizdin?Did you draw this yourself?
Gel kendin gör.Come see for yourself.
Kendin için görsen iyi olur.You'd better see for yourself.
İşte, kendin gör.Here, see for yourself.
Gel ve kendin gör.Come and see for yourself.
Bunu kendin mi diktin?Did you plant this yourself?
Tom, kendini iyi hissediyor musun?Tom, are you feeling alright?
Mary Tom'un çizdiği Uyuyan Güzel resmine bakmaktan kendini alamadı.Mary could not turn away from the picture of Sleeping Beauty that Tom had drawn.
Kendinden başka hiç kimseye güvenme.Don't trust anybody but yourself.
Onu kendine saklamanı söyledim.I told you to keep that to yourself.
Tom tekrar kendine benziyor.Tom looks like himself again.
Onu kendin için saklamanı öneriyorum.I suggest you keep that to yourself.
Bundan sonra fikirlerinizi kendinizde tutmayı öneriyorum.I suggest keeping your opinions to yourself from now on.
Şu andan itibaren fikirlerini kendine saklamanı öneriyorum.I suggest you keep your opinions to yourself from now on.
Her zaman kendin hakkında konuşmamanı öneriyorum.I suggest that you don't talk about yourself all the time.
Tom'a olanlar için kendini suçlama.Don't blame yourself for what happened to Tom.
Tom kendine aynı soruyu soruyor gibi görünüyor.Tom seems to be asking himself that same question.
Tom onun bir öneriden daha fazla olduğunu hissetmekten kendini alamadı.Tom couldn't help feeling that it was more than just a suggestion.
Kendinize başka bir avukat bulmanızı kuvvetle öneriyorum.I strongly suggest that you get yourself another lawyer.
Kendine yararsız sorular sormayı durdur.Stop asking yourself useless questions.
O kendini bir deist olarak adlandırdı.She called herself a deist.
Walt kendini Thao ve kız kardeşi için feda ediyor.Walt sacrifies himself for Thao and his sister.
O, toplum için kendini kurban ediyor.He sacrifies himself for the community.
Halk için kendini kurban ediyor.She sacrifies herself for the community.
Kendine yiyecek bir şey almalısın.You should buy yourself something to eat.
Kendine yeni bir kravat almalısın.You should buy yourself a new tie.
Kendine yeni bir bıçak almalısın.You should buy yourself a new knife.
Bunu kendin için satın almalısın.You should buy it for yourself.
Onu kendin alabilirsin.You can buy it yourself.
Kırarsanız kendinizi almış sayın.You break it, you bought it.
Sanırım kendinize yeni bir ayakkabı satın almalısınız.I think you should buy yourself a new pair of shoes.
Bence kendinize yeni bir elbise almalısınız.I think you should buy yourself a new dress.
İşte biraz para. Git kendine bir içki satın al.Here's some money. Go buy yourself a drink.
Neden kendini ele verdin?Why did you give yourself up?
Sadece kendine daha fazla zaman vermek zorundasın.You just have to give yourself more time.
Beklerken kendine yiyecek bir şey al.While you're waiting, get yourself something to eat.
Yiyecek bir şey istiyorsan onu kendin alman gerekecek.If you want something to eat, you'll need to get it yourself.
Tom Mary'ye güldüğünde o geri gülmekten kendini alamadı.When Tom smiled at Mary, she couldn't help but smile back.
Tom Mary'yi kendine yardım etmesi için işe aldı.Tom hired Mary to help him.
Tom, Mary ve John'un konuşmasına kulak misafiri olmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help overhearing Mary and John's conversation.
Tom Mary'nin ona baktığını fark etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help noticing that Mary was staring at him.
Tom hafifçe gülmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but smile slightly.
Tom ağlamaktan kendini alamadı.Tom couldn't help but cry.
Tom kızarmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help but blush.
O kendini oldukça tumturaklı bir şekilde ifade eder.She expresses herself in a rather stilted manner.
Tom kendini kaybetti ve Konrad'ın yüzüne vurdu.Tom lost his temper and hit Konrad in the face.
Kendine ait birini almak zorundasın.You'll have to get one of your own.
Tom kendini savundu.Tom defended himself.
O kendine karşı çok koruyucu.He's very protective of him.
Tom kendinde değil.Tom's out cold.