Tom, kendine iyi bakıyor.Tom is taking good care of himself.
Tom mükemmel bir şekilde kendine bakabilir.Tom is perfectly capable of taking care of himself.
Tom kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.Tom introduced himself as Mary's ex-husband.
Tom kendini yatağın altına sakladı.Tom hid himself under the bed.
Tom bütün odayı kendine ayırdı.Tom had the whole room to himself.
Tom bütün kamp alanını kendine ayırdı.Tom had the whole campsite to himself.
Tom biraz kendinden geçti.Tom got a little carried away.
Tom kendini sağlıklı, mutlu ve zinde hissetti.Tom felt like a million bucks.
Tom kendini suçlu hissetti.Tom felt guilty.
Tom, dizüstü bilgisayarı ile kendini yelledi.Tom fanned himself with his notebook.
Tom kendine güveni var gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to have any self-confidence.
Tom bana kendini açıklamak zorunda değildir.Tom doesn't have to explain himself to me.
Tom'un kendine hiç güveni yok.Tom doesn't have any confidence in himself.
Tom bir rahip olarak kendini gizledi.Tom disguised himself as a priest.
Tom kendini aptal yerine koymak istemedi.Tom didn't want to make a fool of himself.
Tom kendini netleştirmedi.Tom didn't make himself clear.
Tom keskin bir bıçakla kendini kesti.Tom cut himself with a sharp knife.
Tom tıraş olurken kendini kesti.Tom cut himself shaving.
Tom kırılmış bazı camların üstünde kendini kesti.Tom cut himself on some broken glass.
Tom gülmekten kendini tutamadı.Tom couldn't keep from smiling.
Tom kendini tutamadı.Tom couldn't help himself.
Tom herkesin güvende olup olmadığını merak etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but wonder if everybody was safe.
Tom duygusal hissetmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but feel sentimental.
Tom üzgün hissetmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but feel sad.
Tom mutlu hissetmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but feel happy.
Tom etkilenmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but be impressed.
Tom kendini kontrol edemedi.Tom couldn't control himself.
Tom, Mary'nin kendini öldürdüğü ihtimalini tamamen göz ardı edemedi.Tom couldn't completely rule out the possibility that Mary had killed herself.
Tom Mary'yi azarlamak için kendini ikna edemedi.Tom couldn't bring himself to scold Mary.
Tom tetiği çekmek için kendini ikna edemedi.Tom couldn't bring himself to pull the trigger.
Tom acıya daha fazla dayanamadı bu yüzden kendini vurdu.Tom couldn't bear the pain any more so he shot himself.
Tom kendi kendine güldü.Tom chuckled to himself.
Tom kesinlikle kendinden emin görünüyor.Tom certainly sounds confident.
Tom, Mary'nin fikrini niçin değiştirdiğini merak etmekten kendini alamıyor.Tom can't help wondering why Mary changed her mind.
Tom üniversiteye gitseydi daha varlıklı olup olmayacağını merak etmekten kendini alamıyor.Tom can't help wondering whether he would have been better off if he had gone to college.
Tom Mary'ye yaptığı için kendini affedemiyor.Tom can't forgive himself for what he did to Mary.
Tom kendinden başka kimseyi suçlayamaz.Tom can't blame anyone but himself.
Tom kendine bakabilir.Tom can take care of himself.
Şu anda kendine ait bir piyanosu olmasa bile Tom hâlâ piyano çalabiliyor.Tom can still play the piano even though he doesn't own one now.
Tom kendini yaktı.Tom burned himself.
Tom Mary'yi kendinden geçene kadar dövdü.Tom beat Mary unconscious.
Tom hakkında endişelenme. O kendine bakabilir.Don't worry about Tom. He can take care of himself.
Onun kendini beğenmişliği kırıcı.His smug behavior is offensive.
Onun kendini beğenmiş davranışı kırıcıdır.His smug behavior is offensive.
Onun kendini beğenmiş tavırları kırıcı.His smug behavior is offensive.
Onun kendini beğenmiş tavrı beni deli ediyor.His conceited attitude makes me mad.
Kendi kendini ye, Tom. Mary benimle geliyor.Eat your heart out, Tom. Mary is coming with me.
Ayı kendini ısırıyor.The bear bites itself.
Kendine inan.Believe in yourself.
Tom kendi kendine konuşuyordu.Tom was talking to himself.
Tom kendinden geçmişti.Tom was ecstatic.
Tom kendini ihbar etti.Tom turned himself in.
Kendine bu kadar katı olma.Don't be so hard on yourself.
Kendine karşı bu kadar katı olma.Don't be so hard on yourself.
Bu kadar yüklenme kendine.Don't be so hard on yourself.
Tom genellikle şeyleri kendine saklar.Tom usually keeps things to himself.
Tom kendine fıstık ezmeli sandviç yaptı.Tom made himself a peanut butter sandwich.
Güneş kendini bir dağın arkasına saklamıştı.The sun had hidden itself behind a mountain.
Bu başkalarını kendinden daha iyi değer veren sevgidir.This is the love that esteems others better than oneself.
Tom kendini temizledi.Tom has made himself clear.