kendim ile cümle

kendim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kendi kendime "Burada bir yıl geçireceğim," dedim.So I said, "I'm going to spend a year over here."
Kendimle ilgili çok şey öğrendim.I learned so much about myself.
Kendimi kandırmıyorum.I don't delude myself.
"Çok acayip," dedim kendi kendime.And I thought, "That's very peculiar."
Ve kendime sordum, "Neyim var benim?And I'm asking myself, "What is wrong with me?
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.And because I could no longer identify the boundaries of my body, I felt enormous and expansive.
Ve bedenimin içinde kendimi hafiflemiş hissediyordum.And I felt lighter in my body.
"Yardım çağırmalıyım. Kendimi toplamalıyım."And I'm thinking, "I've got to get help.
"Voo voo voo voo" (Kahkahalar) Şöyle düşündüm kendi kendime:"Woo woo woo woo." (Laughter) (Laughter)
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.When I woke later that afternoon, I was shocked to discover that I was still alive.
Kendi kendime bunun daha etkili bir yöntemi olmalı diye düşündüm.I said to myself, there must be a better way.
Kendi kendime dedim ki:I said to myself, I saw so much tragedy, so much hate, and it's not about saving Jews.
Kafamı sallardım, ve kendime en can alıcı soruyu sorardım:I'd shake my head, and I'd ask myself the eternal question:
Bunu kendim yapmak zorunda olduğumu fark ettim.I found that I would have to build them myself.
Yani kendime karsi bir saka bu.So it's a joke against myself.
"Siz beni anladığınızdan dolayı, artık ben de tekrar kendimi anlayabiliyorum.""Because you have felt me, I can feel myself again."
Evet ama kendimi de seviyorum.Right, but I like myself.
Ama her zaman kendi kendime cevaplardım, "Evet, elbette alabilirsin."But I would always answer myself, "Yes, of course you can."
Çocuk yuvasına giden yolda, kendi kendime sormaya başladım,On the way to the children's home, I started to ask myself,
Eğer kendimi tanıtacaksam.If I'm going to introduce myself
Ama bir şekilde kendimizi bu sorundan soyutlayabiliyoruz.But somehow we can insulate ourselves from this problem.
Bazen kendimi çok zorluyorum.I sometimes push too hard.
Arabama bindim, kendimi gerçekten boğulmuş hissediyordum.And I got into my car and I was feeling really overwhelmed -- overwhelmed.
Bu ceza söylemine kendimizi kaptırdık.And we got carried away with the rhetoric of punishment.
Kendimizi dinlemeliyiz, her şeyden önce.We have to listen to ourselves, first of all.
Ve kendimi, en sonunda, bagetle ve trampetle bir hissediyorum.And I just feel, at last, one with the stick and one with the drum.
Eğer kendimi bir müzisyen olarak düşünürsem...If I think of myself as a musician ... (Music)
Kendi kendime şöyle düşündüm: kendi dodo iskeletim olsa harika olmaz mıydı?And I thought to myself, wouldn't it be great if I had my own dodo skeleton?
Biz aslinda kendimize yardim ediyoruzIt is ourselves we are helping.
Biz aslinda kendimizi iyilestiriyoruzIt is ourselves we are healing.
Şimdi kendimizi üzüm yetiştiricileri olarak düşünelim. Buraya küçük bir arz cetveli çizeceğim. .Let's think about ourselves as grape farmers and I'll make a little supply schedule right over here
Kendimiz hakkında?About us?
Yöneticisi. Kendimiz, biz Gregor kapıyı açmak zorunda kalmayacaksınız.By ourselves, we would never have made Gregor open the door.
Sonunda kendime söz verdim:So I promised myself that the next time,
Bu akşam çok içtim, kendimi iyi hissediyorumI drank a lot tonight, I feel good
Şimdi kendimi rahatlamış hissediyorum.Now I feel relieved
Kendimi harika hissediyorum.Oh, I feel wonderful
Evet, bilirsin işte, kendimi berbat hissettim.Yeah, you know, I feel horrible.
Ben de, "Öyle mi, çok güzel, çünkü kendimi engelli gibi hissetmiyorum" diye düşünüyordum.I thought, "Well, that's amazing, because I don't feel disabled."
Ve bununla kendimi eğlendiriyordum.And I was having fun with it.
Public Radio'nun Amerika Hayatı adlı yayınının bölümlerini dinlerken buldum kendimi.I found myself listening to a lot of episodes of the Public Radio show This American Life.
Senden izin alıyormuş gibi hissettim kendimi.I feel like I'm getting permission from you.
Kendimi tamamiyle korumasız bir dünyaya atmak istiyorum ve kendi kendime bakmak istiyorum.I want to throw myself into an absolutely unprotected world and watch over myself.
Kendimize sormak istediğimiz soru şudur; neden?The question we want to ask ourselves is, why?
Parmak izlerine benzer şekilde, hepimiz kendimize özgü bir vücut kokusuna sahibiz.And similar to the fingerprints, we all have a unique body odor.
Ve bizim kendimize özgü bu vücut kokumuz neye bağlıdır?And what does our unique body odor depend on?
Kendimizin ötesinde bir yükselme durumu bu.It is an elevation of us beyond ourselves.
Biz, ahlaki açıdan kendimizi dünyanın yaralarını sarmaya adıyoruz, adamalıyız da.We are, should be, morally committed to being the healer of the world.
Üç numaralı tabu: düşük yaptığınızı söyleyemezsiniz ama bugün kendiminkini anlatacağım.So taboo number three: you can't talk about your miscarriage -- but today I'll talk about mine.
Ben de kendimi kapitalist olarak nitelendirirdim.I would consider myself a capitalist.
Kendim dahil olmak üzere hepimizin ötekileştirme eğilimini ortadan kaldırmaya yardımcı olmak için.And it's to help all of us, myself included, to counteract the tendency to "otherize."
Ve daha önce de söylediğim gibi, yıllar boyunca kendimi biraz berbat durumlara soktum.And as I said earlier,
Benim ağzım açık kaldı ve kendime geldiğimdeAnd after I recovered, I said,
Ama kendimi daha kötü hissettim.But -- I felt worse. Why?
Neden? Bunu kendime açıklayabilmek için bir kitap yazdım.I wrote a whole book to try to explain this to myself.
Ayrıca kendimize Danimarka'nın Çin'e uygun kaçacak şekilde neleri gösterebileceğini sorduk.We also asked ourselves, what could Denmark possibly show China that would be relevant?
"Kendimi tanıyorum.""I know myself."
Bu tartışmalar sırasında kendimi çok yalnız hissederim.I would feel very isolated during these discussions.
Fakat aynı zamanda kendimi ve hikaye anlatmadaki amacımı da sorguladım.But at the same time, I questioned myself and my own integrity and purpose in storytelling.
Fotoğrafcılık kendiminkini de dahil olmak üzere kültürleri yüceltti.Photography transcended culture, including my own.

İlgili Sayfalar