Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.È una trasformazione totale che può realmente trasformare la vita di coloro che hanno bisogno di cibo.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.전체적인 변화인 것이죠. 식량이 필요한 사람들을 실제로 변화시킬 수 있습니다.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Một sự thay đổi tổng thể mà thực sự có thể thay đổi từng con người đang cần lương thực.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Perubahan total yang dapat mengubah hidup orang-orang yang membutuhkan makanan itu.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Totale transformatie, die feitelijk de levens die het voedsel nodig hebben, kan veranderen.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Totale Veränderung, die die Leben von denjenigen verändern kann, die Nahrung benötigen.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Total omförvandling som faktiskt kan förvandla livet som är i behov av mat.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Uma transformação total que pode mudar a vida das pessoas que precisam de alimentos.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Una transformación total que en realidad puede cambiar las vidas mismas de quienes necesitan alimentos.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Úplná transformace, která může skutečně změnit životy těch, kteří sami jídlo potřebují.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Απόλυτη μεταμόρφωση που μπορεί να αλλάξει ριζικά τις ζωές αυτών που χρειάζονται τρόφιμα.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Глобальная перемена, полностью изменяющая и жизни нуждающихся в пище людей.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Това е пълна промяна, която в действителност може да промени живота на тези, които имат нужда от храна.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.טרנספורמציה טוטלית שבעצם יכולה לשנות את אותם נשמות הזקוקות לאוכל
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.تحول شامل بإمكانه فعلياً أن يمس حياة كل من هم بحاجة للغذاء.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.完全に変えるものです どのくらいの規模でできるのでしょうか?
Hem de, bunu yaparken kendilerinin ölme ihtimalleri olsa bile.비록 그들이 그것을 하는 과정에서 사망 수 있습니다.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Alguém assume que, porque outro fez algo, isso permite-lhe fazer a mesma coisa.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Alors on suppose que parce que quelqu'un a fait quelque chose, cela nous autorise à faire la même chose.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Así es que alguien supone que porque alguien haya hecho algo eso los deja a ellos hacer la misma cosa.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Iemand neemt aan dat omdat iemand anders iets gedaan heeft, dit toestemming inhoudt om hetzelfde te doen.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.그래서 누구든 예상하기를 누군가가 이미 했기 때문에 같은 일을 할수 있을 것이라고 생각합니다.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Một ai đó cho rằng bởi vì có ai đó khác đã làm một điều gì, thì họ cũng được phép làm điều tương tự.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Předpokládáme, že když někdo něco udělal, můžeme to udělat taky.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Tehát valaki azt feltételezi, hogy mivel valaki más megtett valamit, ez engedélyezi nekik ugyanazt a dolgot.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Zakładamy, że skoro ktoś inny coś zrobił, Zakładamy, że skoro ktoś inny coś zrobił, nam także wolno to zrobić.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Έτσι, υποθέτει κανείς ότι επειδή κάποιος άλλος έκανε κάτι, δίνεται η άδεια και σε αυτόν να κάνει το ίδιο.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.И така, някой приема, че тъй като някой друг е направил нещо, това позволява и на него да направи същото.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.Потому что каждый считает, что если кто-то другой сделал нечто, то это дает ему право поступить так же.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.אז מישהו מניח שבגלל שמישהו אחר עשה משהו, מותר להם לעשות את אותו הדבר.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.لذلك شخص ما يفترض بما أن أحد الناس فعل شيئاً، فأنه بالتالي إذن لهم ليفعلوا الشيء نفسه.
Herkes, eğer daha önce birisi birşey yaptıysa, kendilerinin de aynı şeyi yapabileceğini var sayıyor.自分たちもそれをすることが 許されていると想定します ほとんどいつもこのようなサインが 私たちの周りにあります
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Az igbók úgy mondták, hogy saját isteneket alkotnak.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.De Igbo plachten te zeggen dat ze hun eigen goden hadden gemaakt.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Die Igbo sagten, dass sie ihre Götter selbst erschufen.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Gli Ibo dicevano che creavano i loro stessi dei.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.이그보인들은 그들이 그들 자신의 신을 만들었다고 말하곤 합니다.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Les Igbo disaient qu'ils érigeaient leurs propres dieux.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Los Igbo solían decir que habían creado a sus propios dioses.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Ludzie Igbo powiadali, że tworzą własnych bogów.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Người Igbo thường nói rằng chính họ dựng lên các thần.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Oamenii igbo spun că îşi făuresc zei singuri.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Os Igbo costumavam dizer que construíam os seus deuses.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Игбо казваха, че са изградили собствените си богове.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.Люди з племені Іґбо говорили, що вони створили своїх власних богів.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.האיגבו נהגו לומר שהם בנו את האלים שלהם.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.قبيلة إيغبو كانوا يقولون أنهم بنوا آلهتهم بأنفسهم.
Igbo, kendi tanrılarını kendilerinin yarattığını söylerdi.彼らは 群集として一緒に来て
İnsanların bankayı kendilerinin yönettiklerine inanmaları gerekir.Az emberek úgy hiszik, hogy a bank ellenőrzési
İnsanların bankayı kendilerinin yönettiklerine inanmaları gerekir.Befolkningen må tro at de styrer banken.
İnsanların bankayı kendilerinin yönettiklerine inanmaları gerekir.Die Menschen müssen glauben, dass SIE die Bank leiten!
İnsanların bankayı kendilerinin yönettiklerine inanmaları gerekir.Les gens doivent croire que c'est eux qui contrôlent la banque
İnsanların bankayı kendilerinin yönettiklerine inanmaları gerekir.Ludzie muszą uwierzyć, że to oni sprawują władzę nad bankiem.
İnsanların bankayı kendilerinin yönettiklerine inanmaları gerekir.Οι άνθρωποι πρέπει να πιστεύουν ότι αυτοί έχουν τον έλεγχο της τράπεζας.
İnsanların bankayı kendilerinin yönettiklerine inanmaları gerekir.Хората трябва да вярват, че те управляват банката.
Kendilerinin ana dilleri bu,Es su lengua materna,
Kendilerinin ana dilleri bu,「わかったぞ 知ってるヤツだから もう唇を読まなくてもいいや」
Kendilerinin de evlenecekleri o gün, bu oyuncakları domestik tanrılara adayacaklar.Auf kurz oder lang werden diese Puppen am Hochzeitstag den Hausgöttern gewidmet.
Kendilerinin de evlenecekleri o gün, bu oyuncakları domestik tanrılara adayacaklar.In futuro, queste bambole verrano consacrate alle divinità della casa il giorno del loro matrimonio.
Kendilerinin de evlenecekleri o gün, bu oyuncakları domestik tanrılara adayacaklar.하루는, 인형들이 그들의 결혼날에 가정의 수호신에게 향하겠지요.