Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.Meinungen von Zauberhand gemacht sind und vermutlich gilt das für deren eigene auch.
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.Sta dicendo che le nostre opinioni nascono dalla magia... e quindi anche le sue.
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.Takí ľudia tvrdia, že naše názory riadia čarodejníci a asi aj tie ich.
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.Takoví lidé jen říkají, že naše názory ovládá nějaký čaroděj, a nejspíš i ty jejich.
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.Λέει πως οι απόψεις μας δημιουργούνται από μάγους, και πιθανόν το ίδιο και οι δικές του.
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.Казват, че нашите мнения са причинени от магьосници, а предполагаемо така е и с техните собствени.
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.Они говорят, что наши воззрения создаются колдунами, и их, предположительно, тоже.
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.הרי שלא הכריע דבר. הוא למעשה אומר שאת דעותינו יוצרים קוסמים, וכנראה שגם את דעותיהם שלהם.
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.فإنهم لم ينجزوا شيئاً, إنهم يقولون أن آرائنا سببها السحرة. ومن المحتمل أن آرائهم سببتها السحرة أيضاً
Düşüncelerimizi büyücülerin ortaya çıkardığını söylemiş olurlar, ve tahminen kendilerininkide aynı şekilde.魔法使いから影響を受けていると言っているのです。 おそらく彼ら自身の意見もそうなのでしょう。 現実についての
- ediyor ya da onlardan kendilerinin hazırlayıp imzalamalarını istiyoruz.Michael Meurer - autor de 'el fallo de la patente':
- ediyor ya da onlardan kendilerinin hazırlayıp imzalamalarını istiyoruz. Ve, kanun dilinde, sizi -E come si dice in legalese,
Etkin bir tüketicinin düşünce sisteminden, kendilerinin üretici olabilecekleri fikrine geçiş yapmaları.소비자로서 무엇이 효과적일지를 (무엇을 사면 좋을지) 생각하는 관점에서 옮겨서 그들도 (나 역시도) 생산자라는 믿음을 가지세요.
Etkin bir tüketicinin düşünce sisteminden, kendilerinin üretici olabilecekleri fikrine geçiş yapmaları.Přesunutí se od toho co je ve skutečnosti myšlení spotřebitele k víře v sami sebe jako výrobce.
Etkin bir tüketicinin düşünce sisteminden, kendilerinin üretici olabilecekleri fikrine geçiş yapmaları.Váltani az effektív vásárlói gondolkodás- módról és hinni magukban gyártóként.
Etkin bir tüketicinin düşünce sisteminden, kendilerinin üretici olabilecekleri fikrine geçiş yapmaları.Відійдіть від того, що вважається ефективним на думку споживача, щоб повірити в себе і бути генератором.
Fakat açıkça onlara göre, bu sadece kendilerininkine benzer hisler taşımayan bir yaratık.않을수 있느냐는거죠. 하지만 분명히 말할수 있는건 고문하는 이들에게 있어 상대는 그저 동족처럼 느껴지지 않는 외계인처럼 이질적 존재로 여겨졌다는거죠.
Fakat açıkça onlara göre, bu sadece kendilerininkine benzer hisler taşımayan bir yaratık.他人と立場を入れ替える想像を 容易にするものは何でも 他人への配慮を 高めるのです
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Aber sie wussten, dass allein die Länge dieser Reise ihre Vorräte an Essen und Wasser strapazieren würde.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Ale věděli, že už prostá délka této cesty by vyčerpala jejich zásoby jídla a vody.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Dar știau că durata mare a acestei călătorii îi va lăsa fără mâncare și apă.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.De tudták, hogy ennek az útnak a hossza próbára teszi víz- és élelmiszer-készletüket.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.그러나 이 항해의 길이는 남은 음식과 물을 아껴 사용해야만 한다는 것을 그들은 알고 있었습니다.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Maar zij wisten dat door de enorme afstand hun voedsel- en watervoorraden nauwelijks toereikend zouden zijn.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Mas eles sabiam que a duração desta viagem iria esticar as suas reservas de comida e água.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Nhưng họ biết chiều dài tuyệt đối của hành trình này có thể làm cạn kiệt nguồn thức ăn và thức uống của họ.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Toda zavedali so se, da bodo že zaradi razdalja tega potovanja, imeli težave z zalogami hrane in vode.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Wiedzieli jednak, że na tak długą podróż może zabraknąć zapasów wody i jedzenia.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Όμως ήξεραν πως η μεγάλη διάρκεια αυτού του ταξιδιού θα εξαντλούσε όλες τις προμήθειες τους σε τροφή και νερό.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Але вони знали, що для такої тривалої подорожі їм може не вистачити запасів їжі та води.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Наличните им запаси на храна и вода обаче нямало да стигнат за цялото пътуване.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.Они знали, что это длинное путешествие истощит их запасы пресной воды и пищи.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.אבל הם ידעו שאפילו רק המרחק עצמו של המסע הזה הוא גבולי ביחס לכמות המזון והמים שברשותם.
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.ولكن كانوا يعرفوا طول هذه الرحلة قد ينزف مخزوناتهم من الطعام والماء
Fakat bu yolcuğunun uzunluğunun kendilerinin yiyecek ve su kaynaklarını zorlayacağını biliyorlardı.食料と水はギリギリでした 食人種に食われるか 嵐に襲われるか
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.E noi stiamo eseguendo dei test sui topi per vedere se anche loro assumerebbero farmaci SSRI.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.És kipróbáltuk, hogy az egér is adagolna-e magának SSRI gyógyszereket.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.Si testam dacă șoarecii și-ar administra și ei inhibitori selectivi ai receptării serotoninei (SSRI).
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.우리는 쥐가 스스로 SSRIs(우울증 치료제)를 처방했는지 시험하고 있습니다.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.Testowaliśmy, czy myszy samodzielnie aplikowałyby sobie leki z grupy SSRI.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.Und wir testen, ob die Mäuse auch freiwillig SSRIs (Antidepressiva) nehmen würden.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.We hebben getest of de muizen zichzelf ook SSRI's zouden toedienen.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.Ερευνήσαμε, αν τα ποντίκια θα μπορούσαν να αυτορυθμίσουν το S SRIs.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.И мы тестировали, будут ли мыши также самостоятельно принимать лекарства из группы СИОЗС.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.Ние тестваме дали мишките ще си самопредпишат антидепресанти.
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.ואנחנו בודקים אם העכברים גם היו מטפלים בעצמם בתרופות נוגדות דיכאון (SSRI)
Farelerin de selektif serotonin gerialım inhibitörlerini kendilerinin kontrol edip etmediğini test ediyorduk.実験してみました ProzacにZoloft
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"Genele vor să facă mai multe copii ale lor", sau
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"Genen willen meer kopieën maken van zichzelf" of zelfs,
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"Gen muốn thực hiện thêm các bản sao của mình" hoặc thậm chí,
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"I geni vogliono fare molte copie di sé stessi" o anche,
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"유전자는 자신을 더 복제하고 싶어하지."라고 하거나 심지어,
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"les gènes veulent créer plus de copies d'eux-mêmes" ou encore,
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"Los genes quieren replicarse más", o incluso,
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"Os genes querem fazer mais cópias de si mesmos", ou mesmo,
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"Гены хотят воспроизводиться" или
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"גנים רוצים לעשות עוד עותקים מעצמם" או אפילו,
"Genler kendilerinin daha çok kopyasını yapmak ister," ya da hatta,"ترغب المورثات في إنتاج نسخ أكثر منها،" أو حتى،
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Átfogó átalakulás, amely megváltoztatja pont azokat az életeket, amelyeknek élelemre van szüksége.
Gıdaya ihtiyaç duyan kişilerin aslında kendilerinin yaşamlarını değiştirecek toplam bir dönüşüm.Całkowita przemiana która naprawdę zmienia każde życie, które potrzebuje żywności.