Onların hayal ettiklerini bu deneyimlere yansıtmalarını ve bu deneyimleri kendilerinin yapmalarını istiyorum.Να μπορούν να χτίσουν κυριολεκτικά τη φαντασία τους μέσα σε αυτές τις εμπειρίες και να τις κάνουν δικές τους.
Onların hayal ettiklerini bu deneyimlere yansıtmalarını ve bu deneyimleri kendilerinin yapmalarını istiyorum.Буквально, я хочу, чтобы они могли воплотить своё воображение в этих мирах, и сделать их частью себя.
Onların hayal ettiklerini bu deneyimlere yansıtmalarını ve bu deneyimleri kendilerinin yapmalarını istiyorum.Буквально, я хочу, щоб вони могли реалізувати своє уявлення в цих площинах і зробили їх частиною себе.
Onların hayal ettiklerini bu deneyimlere yansıtmalarını ve bu deneyimleri kendilerinin yapmalarını istiyorum.Искам те буквално да могат да вграждат въображението си в тези изживявания и да ги правят свои.
Onların hayal ettiklerini bu deneyimlere yansıtmalarını ve bu deneyimleri kendilerinin yapmalarını istiyorum.אני רוצה שהם יוכלו ממש לבנות את הדמיון שלהם לתוך ההתנסויות האלו, להפוך אותם לשלהם.
Onların hayal ettiklerini bu deneyimlere yansıtmalarını ve bu deneyimleri kendilerinin yapmalarını istiyorum.اريدهم ان يكونوا قادرين على بناء مخيلاتهم حرفيا في هذه التجارب و جعلها خاصة بهم
Onların hayal ettiklerini bu deneyimlere yansıtmalarını ve bu deneyimleri kendilerinin yapmalarını istiyorum.このような体験を作り出して欲しいのです このように
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.Đêm tôi lần đầu tiên gặp Jacob, ông nói với tôi những gì ông và các trẻ em khác ở miền bắc Uganda đã sống qua.
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.내가 처음 제이콥을 만난날 그는 그와 우간다 북쪽의 다른 아이들이 무엇을 견디고 있는지 말해 주었습니다.
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.Natten jag först träffade Jakob, berättade han för mig vad han och andra barn i norra Uganda gått igenom.
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.Natten jeg mødte første Jacob, han fortalte mig hvad levede han og andre børn i det nordlige Uganda gennem.
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.Noapte am intalnit prima Jacob, mi-a spus ceea ce el şi alţi copii în Uganda de Nord au fost de viaţă prin.
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.Tu noc, kdy jsem poprvé potkal Jackoba, řekl mi čím on a jeho další kamarádi ze severní Ugandy prochází.
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.W noc, kiedy poznałem Jacoba, opowiedział mi, przez co on i inne dzieci przechodzą w Północnej Ugandzie.
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.Първата нощ, когато видях Джейкъб, той ми каза през какво минават той и приятелите му.
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.בלילה שבו פגשתי את ג'ייקוב, הוא סיפר לי .איך שהוא וילדים אחרים מצפון אוגנדה חיים
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.في الليلة الأولى التي قابلت فيها جيكوب أخبرني عن ماذا يعاني هو وبقية الأطفال القاطنين شمال أوغندا
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.北ウガンダに住む彼や彼の友人達が どのように生きながらえているか話してくれた。 「賊軍がすごく怖いんだ。僕たちをまた捕まえて、そしてきっと殺すんだ。」
Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.我第一次遇見Jacob的那晚, 他告訴我他跟其他孩子在北烏干達是如何的過活
"Onu şimdi kesin." Onunla tanıştığım ilk gece, bana Kuzey Uganda'da kendilerinin neler yaptığını anlattı.- Está bien, ellos son buenos, son diferentes a los tiburones
Procter and Gamble'ın ticaretinin yüzde 15'i Wal-Mart'ladır. fakat onların en büyük pazar dilimi kendilerinin15%는 월마트와 함께 사업을 하고 있는 것이죠. 그러나 그들의 가장 큰 시장 고객은
Procter and Gamble'ın ticaretinin yüzde 15'i Wal-Mart'ladır. fakat onların en büyük pazar dilimi kendilerinin15 procent van Procter & Gambles zakencijfer is Wal-Mart.
Procter and Gamble'ın ticaretinin yüzde 15'i Wal-Mart'ladır. fakat onların en büyük pazar dilimi kendilerininמהעסקים של פרוקטור אנד גמבל באים מוול מארט, אבל נתח השוק הגדול ביותר שלהם הוא משהו שהם קוראים לו
Procter and Gamble'ın ticaretinin yüzde 15'i Wal-Mart'ladır. fakat onların en büyük pazar dilimi kendilerininمن شركة بروكتر أند غامبل هي مع وول مارت ولكن أكبر جزء من السوق لديهم هو الشي الذي يسمونه
Procter and Gamble'ın ticaretinin yüzde 15'i Wal-Mart'ladır. fakat onların en büyük pazar dilimi kendilerininでもマーケットを部門ごとに 見ると 最大のものは 「高頻度店舗」と呼ばれる 小さなキオスクや
QlikView iş birimlerine kendi raporlarına kendilerinin ulaşabilecekleri self-servis bir iş zekası sunuyor.A QlikView egy önkiszolgáló BI az üzleti felhasználók számára.
QlikView iş birimlerine kendi raporlarına kendilerinin ulaşabilecekleri self-servis bir iş zekası sunuyor.QlikView est une solution de BI en libre-service pour les utilisateurs métier.
QlikView iş birimlerine kendi raporlarına kendilerinin ulaşabilecekleri self-servis bir iş zekası sunuyor.QlikView е решение за бизнес анализи, което потребителите лесно управляват сами.
Reaktivite" kitabından alınmış ve ben bu çözümü kendilerinin izni ile yapıyorum.Chemie a chemická reaktivita a s jejich dovolením ho uděláme.
Reaktivite" kitabından alınmış ve ben bu çözümü kendilerinin izni ile yapıyorum.Reaktivität und ich tue dies mit ihrer Erlaubnis.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.Ca şi când funcţia obiectului există într-un fel de câmp invizibil în jurul obiectelor.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.Come se la funzione dell'oggetto esistesse in una specie di campo invisibile che circonda gli oggetti stessi.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.Comme si la fonction de l'objet existait dans une sorte de domaine invisible autour de l'objet lui-même.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.Como si la función del objeto Estuviera en un campo invisible alrededor de los objetos mismos.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.마치 물체의 기능이 물체 주변에 있는 보이지 않는 장 위에 존재하는 거죠.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.Tak jakby funkcja przedmiotu istniała w niewidzialnym polu otaczającym przedmiot.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.Като че ли функцията на обекта съществува в някак невидимо поле точно около самите обекти.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.כאילו המטרה של החפץ קיימת בסוג של שדה בלתי נראה ממש מסביב לחפצים עצמם.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.وكأن دور الكائن موجود في نوع من المجال الغير مرئي فقط حول الكائنات نفسها.
Sanki nesnenin fonksiyonu görünmez bir alan ortaya koyması nenelerin hemen kendilerinin etrafında.見えない「場」のように 存在しているのです あたかも モノに魂が
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.A főszakácsok fogják a libamájat és kisajátítják.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Bucătarii de astăzi iau foie gras-ul și îl consideră al lor.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Chef-koks nemen foie gras en maken er iets eigens van.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Ele tinha razão. Os Chefs pegam no "foie gras" e tornam-no deles.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Gli chef prendono il foie gras e lo fanno proprio.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.요리사들은 푸아그라를 가지고 자기 것으로 만들지요.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Köche nehmen Foie Gras und machen sie sich zu eigen.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Kockar tar foie gras och gör något eget.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Koki mengambil foie gras dan membuatnya jadi milik sendiri.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Kokit ottavat hanhenmaksan ja tekevät siitä omansa.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Les chefs prennent des foies gras et le font de leur propre façon.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Los cocineros cogen el foie gras y lo hacen suyo.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Oni vezmou Vaše foie gras a udělají z něj své.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Szefowie kuchni przyrządzają foie gras po swojemu.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Οι σεφ παίρνουν το φουαγκρά και το κάνουν δικό τους.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Готвачите вземат гъшия дроб и го правят свой.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.Шефы берут фуа-гра и готовят его по-своему.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.שפים לוקחים כבד אווז והופכים אותו לשלהם.
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.الطهاة ياخذون الأوز لكنهم يصنعون خاصتهم بأنفسهم
Şefler foie gras'yı satın alır ve kendilerinin yaparlar.その料理に対する何もかもがシェフに向けられます