O güne kadar saha kenarında koşarlardı. ? - James Naismith basketbol (basketball = sepet topu)'u buldu.13 - Oprichting van Club Brugge. december 15 - James Naismith vindt het basketbal uit.
Siz bir ateş çukurunun kenarında iken sizi oradan da O kurtarmıştı."Gij hebt mij uit vuur en hem uit klei geschapen.
Görüntülerin ortası bulanık, ancak kenarları normal görünür.Het beeldje heeft geen hoofd maar de proporties zijn zeer natuurlijk.
Kenarı başlangıçta içeri kıvrıktır.De weg begint In Hann.
Kislamak icin kisin dere kenarina indikleri icin Kisla denmistir.Niet ten onrechte worden de schachten dan ook de slagaders van een mijn genoemd.
Sonuçta, kenarı daha az tutacak yumuşak bir çelik ortaya çıkar.Daarna volgt een minder steil stuk.
Lana Del Rey ismi bize deniz kenarındaki o cazibeyi çağrıştırdı.Zijn tuin vol marmeren beelden bezorgde hem de bijnaam 'de marmerkoning'.
Basket atanlar kenara ayrılır ve atamayanlar kendi aralarında yarışırlar.Ieder danst individueel; de dansers raken elkaar niet aan.
Mahallede yaşayanlar dere kenarında çamaşırlarını yıkamaktadır.Bij Buurmalsen mondt de Korne in de Linge uit.
Kenarları düzgün olmayan bir dörtgen biçimindedir; batı kesimi dışında kıyıları derin girintilerle örülüdür.De zeeën en oceanen zijn niet overal even diep en de kusten zijn grillig gevormd.
Hozat-Pertek-Elazığ yolunun kenarında yer almaktadır.Afweg - van de Grebbedijk aflopende zijweg.
Her şeyi bir kenara itti ve bu onun tarzıydı.Die moest dan wel bekken, zoals bijvoorbeeld de zijne.
Dört kenarı ve dört köşesi olan çokgendir.De gevel was gesierd met een timpaan en vier zuilen.
Yol kenarları ticari kuruluşlar ve ikâmetgâhlarla çevrili idi.De Nupe hadden zowel handelsrelaties als conflicten met omringende staten.
Şimdi çukurun kenarındayız.Wij bevinden ons nu aan de ontvangende kant.
Kulaklarının üst kısmının kenarları siyah tüylüdür.De punten van zijn oren zijn zwart.
Şehir "St John Nehri" kenarında konumlanmıştır.De rivier, die hier bedoeld wordt is de St. Johns River.
Üstelik havza ağzının kenarlarında volkanik delikler olduğunu belirledi.Volgens Wang waren de haren ook op de vlieghuid aanwezig.
Öz kenarında son derece güzel bir alabalık tesisi bulunmaktadır.Er zit een forse zijdelings uitstekende bult op het jukbeen.
Kara kaplumbağaları, diğer kaplumbağaların aksine su kenarlarında yaşamazlar.Lederschildpadden hebben, in tegenstelling tot zeeschildpadden, geen restanten van klauwen aan hun zwempoten.
Yaşlı çocuksuz bir kadın onu nehir kenarında çamaşır yıkarken bulur.In het dal ziet hij een onbekende vrouw, ze wast kleren in de rivier.
Kelkit Çayı'nın kenarında, E E80 karayolu üzerindedir.Het gehucht is gelegen langs de snelweg A58.
Çerezin orijinal tasarımı çerezin kenarında bir çelenk ve merkezdeki "OREO" ismini kullandı.Het originele ontwerp van het koekje had een krans om zijn rand en de naam "OREO" in het midden.
Tuvalin alt kenarında Repin çalıştığı yılları kaydetmiştir.Daaronder is de wasserij waar Bas werkt.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Gelieve deze stoelen weg te zetten.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.Zo de abt, zo de monniken.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.Zo moeder zo dochter.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.Zo vader zo zoon.
Bir ongen, on açısı ve on kenarı olan çokgendir.Halt and Catch Fire - Ten of Swords (ang.).
Kılıç, Ichigo kadar uzundur -1,74 m.- ve gümüş kenarlı siyah bıçağı vardır.Miecz jest równie wysoki jak Ichigo (1,74 metra) i posiada czarne ostrze ze srebrną krawędzią.
Bunların yüz tanesi 110 dirhem olup, kenarı zincirli ve dâiresinin etrafı nakışlı idi.Te znowu dzieliły się na setki, a setki na kurenie (kurzenie), czyli rzędy.
Hozat-Pertek-Elazığ yolunun kenarında yer almaktadır.Idzie się do niego drogą do Bogusławic, a następnie drogą polną.
Bir gün bir gölün kenarında bir kadına rastlar.Pewnego dnia trafił na polanę z jeziorem.
A(w,v) = −A(v,w), v ve w paralel kenarın rolleri değişimci bağlamında yönünü tersine çevirir.A(w, v) = −A(v, w), ponieważ zmiana kolejności wektorów ma zmieniać znak.
Dikkatle bak, çıkar, kenara koy.Doskok do siebie, odskok, zmiana miejsc.
7 yaşına geldiğinde ise Kaliforniya'daki Los Angeles'ın kenar mahallelerinden Simi Valley'e gittiler.Mając siedem lat przybyła do Simi Valley w Los Angeles w stanie Kalifornia.
Benzer kenarlar bulunarak aralarındaki benzerlik oranı elde edilir.Dolne są podobne do tych z przyziemnej rozety.
Sık sık yukarı aşağı veya kenardan kenara sallanır.Często poruszają ogonem z boku na bok lub z góry na dół.
Bir yüzey olarak kapalıdır (tıkız ve kenarsız).Podkochuje się w Bystrym Oku (z wzajemnością).
Cesedi Tunca kenarına gömüldü ama gömülme yerinin belirsiz olması sağlandı.Dotarli do prawdziwego miejsca pogrzebania butelki, ale dół po niej był pusty.
Baş: Sağ veya solda bulunan en kenardaki miskettir.Największe dopływy to Kakpatas (prawy) i Koragaty (lewy).
Bir kenarın bir köşeden öteye devam etmesi ayrı bir kenar olarak sayılır.Przejście pieszo z jednej części na drugą jest niemożliwe.
Bu dönemde verdiği bir röportajda, kenara çekileceğini ve yeni sanatçılar bulmakla uğraşacağını söylemişti.W jednym z wywiadów stwierdził, iż zamierza usunąć się w cień aby zrobić miejsce dla nowych artystów.
İlk lumbar, omurun alt kenarına kadar devam eder.Pierwszy człon czułków sięga środka przedplecza.
Bu dernek vasıtasıyla 2005 yılında yol kenarlarına ağaç dikilmiştir.W 2005 roku w tym miejscu stał złamany pień dużego drzewa.
Bu üçüncü kenar nakliyatında sorunlar çıkarmaktaydı.Problemy pojawiły się podczas trzeciego przejazdu testowego.
Kenarları domates ile de süslenebilir.Może także zawierać pomidory.
Güneş'in yarıçapı merkezinden ışık küresinin (fotosfer) kenarına kadar ölçülür.Promień Słońca jest mierzony od środka do krawędzi fotosfery.
Orbita yüzünde üç kenar gözlemlenir: içyan, arka ve ön.Na powierzchni pośladkowej znajdują się 3 kresy pośladkowe: przednia, tylna i dolna.
Kentin kenar mahalleleri ağır bir şekilde bombalanmıştır.Poważnie naruszone zostały obwarowania miejskie.
Bir de n+3 kenarlı bir Q çokgeni verilsin.Otrzymujemy więc zbiór n-elementowy koni.
Geceleri genç kızın deniz kenarındaki mezarına gider ve orada yatar.Dziewczyna miała usiąść nocą nad brzegiem i grać na nim.
Kepler üçgeni, kenarları geometrik dizi oluşturan bir dik üçgen.Trójkąt Keplera – trójkąt prostokątny o długości boków według ciągu geometrycznego.
Köy sakinleri 1952 yılında sahil kenarlarına iskan etmişlerdir.Kolejny okaz złowiono w 1952 roku u wybrzeży Komorów.
Hurman Çayı'nın kenarı piknik için çok uygundur.Pomidor musi na wszystkie pytania odpowiadać pomidor.
Dokumacı yeniden mekiği bir uçtan diğer kenara kadar geçirir.Co minutę światło oświetla kolejny poziom aż do podstawy.
Dik kenar, dik üçgenin dik açısına komşu olan kenarlarına denir.Odcinki tworzące łamaną nazywamy bokami, punkty wspólne sąsiednich boków nazywamy wierzchołkami trójkąta.
Roma-Napoli otoyolu A1 kentin kenarından geçer.Północna granica osiedla biegnie wzdłuż autostrady A1.
Karşılıklı kenarları birbirine paraleldir.Istnieją one w stosunku do siebie zupełnie równolegle.
Kenarı başlangıçta içeri kıvrıktır.Początkowo wydawał się zamknięty w sobie.