ken ile cümle
ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kendi işinle ilgilen.Attend to your own business.
Maddi gücün yettiği zaman bir kenara biraz para koymalısın.You should put aside some money when you can afford to.
Kendine iyi bak!Take care!
Banyo tartısında kendimi tarttım.I weighed myself on the bathroom scales.
Bir fırtına kentimize yaklaşıyor.A storm was approaching our town.
Bencil bir adam kendi duygularından başka hiçbir şey düşünmez.A selfish man thinks of nothing but his own feelings.
Yolcular bir deniz kenarı otelinde kaldılar.The travelers stayed at a seaside hotel.
Yeşil bitkiler kendi gıdalarını üretebilirler.Green plants can make their own food.
Yeşil bitkiler kendi besinlerini üretebilir.Green plants can make their own food.
Tarih kendini tekrarlar.History repeats itself.
Spiker kendini duyuramadı.The speaker couldn't make himself heard.
Lütfen kenara çekilin.Please step aside.
Kenara çekilir misiniz?Would you mind standing aside?
Kendisinde müzik kulağı olmadığını farketmiyor.He doesn't realise that he's tone deaf.
Mümkünse, gitmelisiniz ve meseleyi kendiniz incelemelisiniz.If at all possible, you should go and look into the matter yourself.
Taeko'nun korktuğundan ve Yuri'yi kendine eşlik ettirmeye çalıştığından eminim.I'm sure Taeko was scared and tried to get Yuri to go along with her.
Bir kulübe olsa bile kendi evimi istiyorum.I want my own house, even if it's a shack.
Ken'nichi Geneva gölü şeklinde bir havuz yaptı.Ken'nichi made a pond in the shape of Lake Geneva.
Onu bizzat kendim biliyorum.I know it myself.
Onu ben de kendim yapacağım.I'll do it by myself too.
Ancak baş oyuncu kendi hatalarının farkında.However the protagonist is aware of his own mistakes.
Başkan çalışanları kendi inisiyatifiyle hareket etmeye teşvik etti.The president urged employees to act on their initiative.
O, kendi kendine çalıştı.He studied on his own.
O, kendisi çalıştı.He studied on his own.
Eskiden bu kent güzeldi.Formerly, this city was beautiful.
Nefesinizi tutarak kendinizi öldüremezsiniz.You cannot kill yourself by holding your breath.
Kendimi tanıtmama izin verin.Let me introduce myself.
Terzi, kendi söküğünü dikemez.The darkest place is under the candlestick.
Kendi güvenliğine daha fazla dikkat etmelisin.You should pay more attention to your own safety.
Kendimi kendi tanrım olarak görüyorum.I perceive myself as my own god.
Washington kentindeki arkadaşımın evinde kalıyorum.I'm staying at my friend's house in Washington City.
Kendimi gülmekten alamadım.I couldn't help but laugh.
Kendim gitmek yerine bir mektup gönderdim.Instead of going myself, I sent a letter.
Kendim gitmek yerine bir hediye gönderdim.Instead of going myself, I sent a gift.
Her kedinin kendi kişiliği var.Each cat has its own personality.
Her birinin kendi arabası var.Each of them has his own car.
Onun adı Ken.That name is Ken.
Bunun için endişelenme. Kendim gideceğim.Don't worry about it, I'll go myself.
Sen kendini yalnız hissediyorsun, değil mi?You feel lonesome, don't you?
Ken'in köpeği çok iri.Ken's dog is very big.
Kent doğuştan liderdir.Kent is a born leader.
O bir çocuk olmasına rağmen işi kendisi yapmaya karar verdi.Though he was a child, he made up his mind to do the work himself.
Kendi başıma yaşıyorum ve para için aileme bağlı değilim.I live on my own and don't depend on my parents for money.
Tüm mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile kendi yolunda mutsuzdur.Happy families are all alike; every unhappy family is unhappy in its own way.
Yaşam cehennemin kendisinden daha korkunç.Life is more hellish than hell itself.
Bunlar onun kendi pişirdiği keklerdir.These are cakes that she baked herself.
Vin Diesel şınav çekerken kendini yukarıya çekmez, dünyayı aşağıya iter.When Vin Diesel does pushups, he's not pushing himself up - he's pushing the Earth down.
Anlaşılan yaranın kendisi sadece birkaç dikişe ihtiyaç duyuyor.Apparently the wound itself only needs a few stitches.
Bugün kendimi iyi hissetmiyorum. Hep o kuyu suyu yüzünden.I don't feel well today. That well water is the reason.
Kendisinin çizdiği bir resim var.There is a picture that he himself drew.
Bu kendisinin çizdiği bir resimdir.This is a picture that he himself drew.
Bu kendi çizdiğin bir resim midir?Is this a picture that you drew by yourself?
Bu, kendi çizdiğin bir resim midir?Is this a picture that you yourself drew?
Bu onun kendi yaptığı bir resim mi?Is this a picture that he drew by himself?
Bildiğim kadarıyla, onu kendisi söyledi.As far as I know, he said that himself.
Siyah bulutlar kent üzerinden geçiyordu.Black clouds were passing above the city.
Sis perdesinin arasından, kendi geleceğim gözüme ilişti.In looking through the mist, I caught a glimpse of my future.
Bir yazar, yazmanın, kendisi için, başkaları için olduğundan daha zor olan birisidir.A writer is somebody for whom writing is more difficult than it is for other people.
Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafifçe alıyorlar.Angels can fly because they take themselves lightly.
Kendimizi yönetemiyorsak başkalarını nasıl yönetebiliriz?How could we govern others when we cannot govern ourselves?