ken ile cümle

ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O bir cep ısıtıcısı ile kendini ısıttı.He warmed himself with a pocket heater.
O, uçurumun kenarında durdu.He stood on the edge of the cliff.
O bir kenara biraz benzin koydu.He puts aside some gas.
O kendini kaybetti ve bana kötü sözler söylemeye başladı.He lost his temper and began calling me names.
Kent kültürü genç nesil için cazip görünmektedir.Urban culture appears to be attractive to the younger generation.
Toplantıda kendi sınıfını temsil etti.He represented his class at the meeting.
O Kenchan adıyla gidiyor.He goes by the name of Kenchan.
O, Ken'den çok daha yaşlı.He is much older than Ken.
O son zamanlarda kendini çalışmalarına adadı.He has devoted himself to his studies recently.
O, kendine bu büyük odayı aldı.He has this large room to himself.
Bu kentteki en iyi hukukçu olarak bilinir.He is reputed the best lawyer in this city.
O, ona kendi oğlu gibi davranacağına söz verdi.He promised that he would treat John as his own son.
O kendini tamamen kitabına vermişti.He was completely absorbed in his book.
O, sobada kendini ısıttı.He warmed himself at the stove.
Gülmemek için kendini tutuyor.He's keeping a straight face.
Bu göreve kendisi başvurdu.He applied himself to the task.
Büyük odayı kendisine aldı.He has the large room to himself.
Haberi biliyordu ama kendisine sakladı.He knew the news, but he kept it to himself.
O, sırrı kendine sakladı.He kept the secret to himself.
Problemi kendisi çözdü.He solved the problem by himself.
Bunun kendi hatası olmadığına beni ikna etti.He convinced me that it was not his fault.
Ona gülmekten kendini alamadı.He couldn't help laughing at it.
Onu kendine saklayacağına söz verdi.He promised to keep it to himself.
O, bir havlu ile kendini kuruladı.He dried himself with a towel.
Kendisi için çok büyük bir ceket giydi.He wore a coat too large for him.
O, paranın kendi payına düşenini almakta tereddüt etmediHe did not hesitate in taking his share of the money.
O, hiç tereddüt etmeden kendi arabasını sattı.He sold his own car without hesitation.
Onun kendi çapında bir şair olduğunu düşünüyorum.I think he is something of a poet.
Sonunda kendi sorununa bir çözüm buldu.He finally hit upon a solution to his problem.
O sonunda bir politikacı olarak kendisi için bir isim yaptı.He finally made a name for himself as a politician.
O, kendisini bir baston ile destekledi.He supported himself with a stick.
Masayı bir kenara taşıdı.He moved the table aside.
O, masayı kendine ayırdı.He had the table to himself.
O tenisi çok sevmez ama o gerçekten futbolla kendinden geçer.He doesn't like tennis much, but he really gets carried away with football.
O, kendine yarım yamalak bir akşam yemeği pişirebildi.He was able to cook himself dinner, after a fashion.
Bir kamyonun geçmesine izin vermek için kenara çekti.He pulled aside to let a truck pass.
Onun kendisine büyük güveni var.He has great confidence in himself.
Kendisiyle geçinmek çok zordur.He is rather hard to get along with.
O, karısının onu neden terk ettiğini kendi kendine merak etti.He wondered to himself why his wife had left him.
O, yol kenarında öldü.He died by the roadside.
O kendi gölgesinden korkar.He is afraid of his own shadow.
O kendini kötü bir şekilde yaktı.He burned himself badly.
Kendine az güveni var.He has little confidence in himself.
Kendini gönüllü çalışmaya adadı.He devoted himself to the volunteer activity.
O kendi arabasını tamir eder.He repairs his own car.
O henüz kendine gelmedi.He has not yet recovered consciousness.
O artık kendini tutamadı.He could no longer restrain himself.
Kendi esprilerine sık sık güler.He often laughs at his own jokes.
Kendisi Leeds'te İngilizce hocası.He is a professor of English at Leeds.
İyi İngilizce ile kendini ifade etti.He expressed himself in good English.
O kendini yarışa hazırladı.He psyched himself up for the race.
O, çalışmalarında kendini kaybetti.He lost himself in his studies.
Onun kendine özgü bir düşünme tarzı yok.He doesn't have a mind of his own.
O kendini tıp çalışmasına adadı.He devoted himself to the study of medicine.
O, oraya kendisi gitti.He went there by himself.
İpi yakaladı ve kendini kurtardı.He caught hold of a rope and saved himself.
O, kendini öldüresiye içti.He drank himself to death.
O, kendi sınıfında İngilizcede öndedir.He is ahead of his class in English.
Kendini İngilizce olarak ifade edebilir.He can make himself understood in English.
O, İngilizce olarak kendini çok iyi ifade etti.He expressed himself very well in English.

İlgili Sayfalar