ken ile cümle
ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kendi kendime konuşuyorum.I talk to myself.
Her bilimin kendi terminolojisi vardır.Each science has its own terminology.
Sorunu kendiniz çözebilir misiniz?Can you solve the problem by yourself?
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Birdenbire, Jack kendisine ne olduğunu fark etti.Suddenly, Jack realized what had happened to him.
Güney Afrika'daki Zulu kabilesinin kendi dili vardır.The Zulu tribe in South Africa has its own language.
Kendini bil.Know thyself.
Tarihi kendin ekle.Write in the date yourself.
Japonya'da kendi biranı doldurmazsın; bunu başka biri senin için yapar.In Japan you don't pour your own beer; someone else does it for you.
Japonya'nın kendine özgü birçok özelliği vardır.Japan has many distinctive traits.
Japonya güzel kentlerle doludur. Örneğin Kyoto ve Nara.Japan is full of beautiful cities. Kyoto and Nara, for example.
Japonlar kendilerini ait oldukları grupla tanımlamak eğilimindedir.The Japanese tend to identify themselves with the group they belong to.
Sıcak bir banyo ile kendimi ferahlattım.I refreshed myself with a hot bath.
Kaynar suyla kendimi yaktım.I burned myself with boiling water.
Yaşlı insanlar Kennedy suikastını hâlâ hatırlıyorlar.Older people still remember the Kennedy assassination.
Kendinizi bir aptal yapmaktan vazgeçin.Stop making a fool of yourself.
Aktörler kendini göstermeye alışkın.Actors are used to appearing in public.
Onun oldukça fazla kendine güveni var.He has a lot of confidence.
Onun işi kendi başına yaptığını düşünüyor musun?Do you think he did the job on his own?
Onun geçmesi için kenara çekildim.I stepped aside for him to pass.
O o kadar komik görünüyordu ki gülmekten kendimi alamadım.He looked so funny that I couldn't help laughing.
Sık sık onun kendi kendine mırıldandığını duyardı.She would often hear him grumbling to himself.
O, muhtemelen kendi başına mektup yazamaz.He can't possibly write the letter by himself.
Mektubu kendi başına yazmış olamaz.He can't possibly write the letter by himself.
Onun kendi yaptığı bir resim var.There is a picture of his own painting.
Onun çamurla kaplı yüz aşağı yattığını gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing when I saw him lying face down covered with mud.
O, işi kendi başına yaptı.He did the work on his own.
Kendisinin suçlu olmadığına inanmakta yalnız değiliz.We are not alone in believing that he is not guilty.
Birçok hatalarına rağmen onu sevmekten kendimi alamıyorum.I cannot help liking him in spite of his many faults.
Onunla İngilizce konuştum fakat kendimi ifade edemedim.I spoke to him in English, but I couldn't make myself understood.
Kendisini ağlarken görmemesi için başını çevirdi.She turned her head away lest he see her tears.
Onun için üzülmekten kendimi alamadım.I could not help feeling sorry for him.
Herkes onun esprisine gülmekten kendini alamadı.Everybody could not help laughing at his joke.
Onun şakasına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his joke.
Piano çalmada kendini iyi geliştiriyor.He is making good progress in playing the piano.
Onun söylediği şeye inanmaktan kendimi alamıyorum.I cannot help believing what he says.
Onun kendini beğenmiş tavrını sevmiyorum.I don't like his holier-than-thou attitude.
Onun saç kesimine gülmemek için kendimi tutamadım.I could not help laughing at his haircut.
Onun saç tıraşına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his haircut.
Onun karısı onun saldırı sonucu ölümünden sonra, üzüntüden dolayı kendini kaybetti.When his wife heard of his violent death, she was beside herself with grief.
Onun adı Kenji, ama herkes onu Ken diye çağırır.His name is Kenji, but everyone calls him Ken.
Onun adı Kenji, ama biz ona Ken deriz.His name is Kenji, but we call him Ken.
O, odayı kendine aldı.He had the room to himself.
O, yeni okuldaki hayata kendini alıştırmayı çok zor buldu.He found it very difficult to adjust himself to life in the new school.
Onun gitmesini ve kendisini huzur içinde bırakmasını istiyor.He wants her to go away and leave him in peace.
O, onun geçmesi için kenara çekildi.He stood aside for her to enter.
Kendi kendine, "Başaracağım!" dedi.He said to himself, "I will do it."
Kendi kendine, "Yapacağım!" dedi.He said to himself, "I will do it."
Otuz yaşında kendini öldürdü.He killed himself at the age of thirty.
Dört dilde kendini ifade edebilir.He can make himself understood in four languages.
Onun kendi tarzı vardı.He would have his own way.
Kenti tanımak için çevrede dolaştı.He walked around to see the town.
O, her zaman kendi bildiğini okumak ister.He always wants to have his own way.
O, her zaman kendini müziğe adadı.He has always devoted himself to music.
O, her zaman kendi bildiğini okumaya çalışır.He always tries to have his own way.
O her zaman küçük şeyler hakkında kendini rahatsız eder.He always troubles himself about minor things.
O her zaman kendini ön planda tutar.He always puts himself first.
O, sözde kendini yetiştirmiş bir adam.He is what is called a self-made man.
O bir yalan söyleyerek kendini rezil etti.He disgraced himself by telling a lie.
O sevinçten kendini kaybetmişti.He was beside himself with joy.