Ana içeriğe geç
Sözlük

kem ile cümle

kem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O bir stradivarius marka kemana sahip.He owns a Stradivarius.
Tanıdığım bir kemancı bir Stradivariusa sahip olduğunu iddia ediyor.A violinist I know claims that he owns a Stradivarius.
Tanıdığım bir kemancı bir Stradivariusa sahip olduğunu söylüyor.A violinist I know says that he owns a Stradivarius.
Tom bir havuç çubuğu kemiriyor.Tom is nibbling on a carrot stick.
Tom arabayı parka çekti, emniyet kemerini açtı ve indi.Tom pulled into the driveway, unfastened his seat belt and got out of the car.
Tom emniyet kemerini açtı ve arabadan indi.Tom unbuckled his seat belt and got out of the car.
Omurga yirmi dört kemikten oluşur.The spinal column is composed of twenty-four bones.
Soğuk onun kemiklerine sızdı.The cold seeped into her bones.
Tom silahını kemerine geri koydu.Tom put the gun back in his waistband.
Tom on üç yaşındayken köprücük kemiğini kırdı.Tom broke his collarbone when he was thirteen.
Kocaların çoğunluğu bana keman çalmaya çalışan bir orangutanı hatırlatır.The majority of husbands remind me of an orangutan trying to play the violin.
Kasap bir öküz leşinin kemiğini çıkarıyordu.The butcher was deboning a steer carcass.
Bana kemerini ver.Give me your belt.
O sana verdiğim kemer mi?Is that the belt I gave you?
Emniyet kemerini tak.Put your seat belt on.
Tom emniyet kemerini geri taktı.Tom put his seatbelt back on.
Tom sonunda Mary'yi eski kemanını kendisine satması için ikna etti.Tom finally talked Mary into selling him her old violin.
Bildiğim kadarıyla, hiç kırık kemik yok.As far as I can tell, there are no broken bones.
Tom kemer takmıyordu.Tom wasn't wearing a belt.
Bir uçakta emniyet kemerlerini bağlamalısın.You must fasten your safety belts in a plane.
Tom'un bir kemer uzatıcıya ihtiyacı var.Tom needs a belt-lengthener.
Yeniden doğmuş olsaydım keman öğrenmek isterdim.If I were reborn, I would want to learn the violin.
Babam kemik erimesinden acı çekiyor.My father suffers from osteoporosis.
O, kemik erimesinden muzdarip.She suffers from osteoporosis.
Kuzenim kemik erimesinden muzdarip.My cousin suffers from osteoporosis.
Mary kemik erimesinden acı çekiyor.Mary suffers from osteoporosis.
Porsuk bir sürü tavşan ve kayın tavuğu, ela keklik, küçük kemirgenler yakalar.Wolverine catches a lot of hares and black grouses, hazel grouses, small rodents.
Ben leğen kemiği ile ilgili bir muayene yapmalıyım.I must perform a pelvic exam.
Tom bir deri bir kemik değil.Tom isn't skinny.
Dans edenler kemancıya ödemek zorundadır.They that dance must pay the fiddler.
Kemanımı alayım.Let me get my violin.
Tom keman çaldı.Tom played the violin.
Tom emniyet kemerini çözdü.Tom unbuckled his seatbelt.
Genç kemancının performansı harikaydı.The performance by the young violinist was awesome.
Tom'un kolunun altında keman kutusu vardı.Tom had his violin case under his arm.
Tom bir kemer arıyor.Tom is looking for a belt.
Keman hakkında kendini nasıl hissediyorsun?How do you feel about the violin?
Tom köpeğine bir kemik verdi.Tom gave a bone to his dog.
Hiç kırık kemik yok.There are no broken bones.
Tom artık keman çalışıyor.Tom is practicing the violin now.
Tom keman çalmada çok iyi.Tom is very good at playing the violin.
Tom on üç yaşındayken keman çalmaya başladı.Tom started playing the violin when he was thirteen.
Tom kemanda İrlanda melodileri çalmayı seviyor.Tom loves playing Irish tunes on the fiddle.
Tom kemerini çıkardı.Tom took off his belt.
Ve bir şey daha, keman çalıyor musun?And another thing, do you play the violin?
O her gün keman çalışır.She practices the violin every day.
İnsanın uyluk kemiği betondan daha serttir.The human femur is tougher than concrete.
Tom seni bir keman gibi çaldı.Tom played you like a violin.
Tom bedeninde ortalama bir kemiğe sahip değil.Tom doesn't have a mean bone in his body.
Bu, Tom'un kemik kırdığı ilk kez değil.This isn't the first time Tom has broken a bone.
Tom bir keman öğretmeni.Tom is a violin teacher.
Tom da keman çalar.Tom also plays the violin.
Kemerini takmalısın.You should put your belt on.
Böyle iyi bir kemancı olduğunu bana hiç söylemedin.You never told me you were such a good violinist.
Tom iyi bir kemancı.Tom is a fine violinist.
Tom her gün en az otuz dakika keman çalmayı pratik yapar.Tom practices playing the violin at least thirty minutes every day.
Kulübe etrafındaki duvar insan kemiklerinden yapılmış ve onun üstünde kafatasları vardı.The wall around the hut was made of human bones and on its top were skulls.
Emniyet kemerini çöz.Unbuckle your seat belt.
Hiçbir kemik kırılmadı.No bone was broken.
Arkeologlar çok eski zamanlardan kalma bir ejderhanın kemiklerini buldu.The archeologists found the bones of an ancient dragon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod