Kemik iliğinde üretiliyorlar.It's produced in bone marrow.
B aynı zamanda üretildiği kemik iliğini de gösteriyor.The B could also stand for bone marrow because that's where it's produced.
İsminiz? Benim adım Kemal Öncel!Journalists:
Yaşlanma: çok ciddi bir problem. her yıl 300.000 kalça kemiği kırılıyor.Aging:
Ameliyat oluyor, kemoterapi ve radyasyon tedavisi görüyor.She is treated with surgery, chemotherapy and radiation.
İkinci kemoterapide, annem çok hastalandı ve onu görmeye gittim.In my second chemo, my mother got very sick and I went to see her.
Ah, kemerini kullanırdı dövmek için.Oh, he would use a belt.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşThe only issue with Oscar Pistorius is he was born without bones in the lower part of his legs.
Bu gerçekten insan kemik dokusundan yapılmış.So, this is indeed made of human bone tissue.
Sol tarafımda beş kaburga kemiğim kırılmıştı.I broke five ribs on my left side.
Köprücük kemiğim kırılmıştı.I broke my collarbone.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.I broke some bones in my feet.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.They picked as much broken bone as they could that had lodged in my spinal cord.
Kırık olan iki kaburga kemiğimi çıkardılar ve omurgamı yeniden oluşturdular.They took out two of my broken ribs, and they rebuilt my back,
Omurga kemiği için tasarlanmış ince, sert bir yatakta yatıyordum.I was lying on a thin, hard spinal bed.
Kollarınızın kemiklerinizi kırmadan onun bedenini yakalayacak kadar güçlü olması fark etmez.It doesn't matter if your arms are strong enough to catch her body without breaking your bones.
[çeviri Lysander Kemp, adaptasyon Eric Whitacre][translation by Lysander Kemp, adapted by Eric Whitacre]
Hemen herşey çürümüş, geminin içinde gömülmüş olan kişinin kemikleri bile yok olup gitmiş.Almost everything has rotted; even the bones of the man that would have been buried have dissolved.
Fotoğraf Yönetmeni - CLAY KEMPFDirector of Photography - CLAY KEMPF
Neyseki arabayı tutmuşsun kemiği ezilmemiş, iyileşebilirLuckily you were here in time to hold the cart Her bones didn't crush, she could be cured
Aklımda, bunu için yıllardır dua ediyordum. Bunu dile getirmedim ama bu, içimi kemiriyor."I had prayed on my mind for years, and I didn't talk about it, but it was eating away.
Keman çalmana karar veren sen değil miydin?It was not you who decided that you should play?
Kemanı alıp çalmaya başlarsın, öğrenciler de öyle yapar.You begin with just taken up the violin, and so do the students.
Çünkü babamda keman çalıyordu.It was because my dad also played.
Elmacık kemikleriyle devam ediyoruz.Elmacık kemikleriyle devam ediyoruz.
Görünümünüzü daha da netleştirmek için ronzlaştırıcınızı elmacık kemiklerinize sürün.Görünümünüzü daha da netleştirmek için ronzlaştırıcınızı elmacık kemiklerinize sürün.
Bir deri bir kemik kalmıştık.The food passes through our bodies.
Beethoven"ın keman konçertosunun ilk hareketini çaldım.And I played the first movement of the Beethoven Violin Concerto.
Kariyerimi sürdürürken, birşey içimi her zaman kemirirdi.As I pursued my career, something was always gnawing away inside me.
Kemigi cikaridlar.So in a couple days they decided to perform another surgery.
Ardından leğen kemiğimizi hafiçe içe çekiyoruzThe fingers are facing out on an angle. That's right.
HVALT kemerli ve tonozlu "Webster 'S SÖZLÜKHVALT is arched or vaulted." --WEBSTER'S DlCTlONARY
Arch, bir balinanın çene kemikleri kurarak "- Hawthorne 'S MASALLAR iki kez söyledim.Arch, by setting up a whale's jaw bones." --HAWTHORNE'S TWlCE TOLD TALES.
O harıl şapka ve kırlangıç kuyruklu ceket, bir denizci-kayışı ile kemerliler ve giyer kılıf-bıçak.He wears a beaver hat and swallow-tailed coat, girdled with a sailor-belt and sheath-knife.
Üzerine kemirmeye görünen çizgileri ölümcül boşluklar ve davetsiz sadakatsizliğiWhat deadly voids and unbidden infidelities in the lines that seem to gnaw upon all
"Balina kaburga ve dehşetiyle, benim üzerinde kasvetli bir kasvet Kemerli"The ribs and terrors in the whale, Arched over me a dismal gloom,
Kemiğine kadar romantik, Felice'nin mektubunun ondan olduğunu sandı.Romantic to the bone, she thought that Felice's letter was from him.
Seni sürekli kemiriyor.She's constantly nibbling on you.
Herkesi kemirmeyi kes.Stop nibbling on everyone.
Bu yaşam biçimleri için gereken enerjinin tamamı Dünya'nın içinden geliyor - yani kemosentezden.All the energy to support these life forms is coming from inside the Earth -- so, chemosynthesis.
Sporcuların sırtı çubuğun üzerinde bir kemer gibi olur. -Their backs are arched over the bar. Not a good picture.
Punk sac modeli ile klasik keman cal?nmas? yard?mc? olmuyor.It doesn't help to have punk hairstyle and play classical violin.
Bunlara kemokinler denir. ...And these are called chemokines.
Kemo kimyasaldan, kine kinetik için hareketten gelir.Chemo for chemical, kine for kinetic, for moving.
Bu kemokinler salınırlar.So these chemokines get released.
Bunlar, birçok kemokin çeşitleri.There are many, many types of chemokines.
Bu burdaki hücrelerden salınak kemokinler olabilir.It could be from the chemokines released by some of these cells up here.
Zarar görmüş alandan salınan kemokinleriniz var.You have these chemokines being released locally from this area of damage.
Kemokinler mavi olanlr.You have the chemokines, which are in blue.
Sol uyluk kemigi, sol kalca kemigi, orada bir tane daha var.In the left femur, the left thigh bone, there's another one. I had one.
Ama şimdi o kemik beyni giymişti.But now he was wearing his brain to the bone.
Günün geri kalan bölümünde, o öğleden sonrası, beni içimden kemiren bir duygu yaşadım.All the rest of that day, that afternoon, I had this kind of gnawing feeling inside my stomach.
Fakat her seferinde üzerime geliyorlarmış, beni kemiriyorlarmış gibi geldi.But each time, they were gnawing at me, eating at me.
Ve şu anda buradasın, ne hoş ki kemanın ile birlikte.And here you are and surprisingly with a violin.
Kemanın ile neler yapabildiğini bize göstermek ister misin?Do you want to show us what you can do with that, so we can see?
Alexander keman ve piyano çalmaya 5 yaşında başladı"Alexander started playing the piano and violin at the age of 5"
Son derece "etten kemikten", gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.I'm talking about ground-base, nitty-gritty, measurable physical differences.
Çene kemiğin düşebilir.Your jawbone will drop.
Emniyet kemeri?The seatbelt?
Kemiklerimi ve derimi kestirdim.I cut off my bone and skin.