Ana içeriğe geç
Sözlük

kem ile cümle

kem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Kemosentez ortamında yaşıyorlar.They live in an environment of chemosynthesis.
Kaplan sakalı , Kaplan eti, ve şarap yapmak için Kaplan kemiğiTiger's whiskers, tiger's meat, and the tiger's bone to make wine.
Çörek satarken de , kemiklerini yanımda taşırım böylece kimse bana yamuk yapamaz!And no one will bully me ever!
Bunlar kimin kemikleri ?These are the bones of a cow or a dog?
Ama ruhsuz bir kemik torbası olacağımBut I'll be a bag of bones
Küresel sermaye sahiplerinin yatırım kararlarında bel kemiğini oluşturacak bir durum.The backbone of making investment decisions for global holders of capital.
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!I hear this is the best for healing broken bones!
Çok güzel ev - Elmacýk kemiklerin çok hoţmuţThis is a nice house, Kip. I really like your cheekbones. Right here.
Yer çekimi kemeri üzerinde çalışıyordum. Selam Jimmy nasıl gidiyor?Hey Jimmy, how's it going?
Tüm işin ve ortamın tüm varsayımlarının özünü kemiren de budur.And it sort of nibbles at the core of the whole profession and all the assumptions of that medium.
Keman teknoloji ile ne yapmak zorundadır?What does a violin have to do with technology?
"Evet, kurutulup işlenerek yem hâline getirilmiş tüyler, deri, kemik tozu, artıklar," dedi.He said, "Yeah, feathers, skin, bone meal, scraps, dried and processed into feed."
Kemik iliği zengin bir yetişkin kök hücre kaynağıdır.Bone marrow is a very rich source of adult stem cells.
O bulduklarını gezegendeki hiçbir kemikle eşleştirememişti. ve sonunda dedi ki:He couldn't match it up to any bones on the planet, and he said, Aha!
Şu anda biz bunu kemiklerde veya bitkilerde bir işaret bırakıp bırakmadığına bakıyoruz.So, what we're looking at now: does it leave a signal? Does it leave a signal in bone or in plant?
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.The human body is made out of bones and flesh, which has a relatively set density.
Ağırlık, hareket ettiği sırada bacak kemiklerine farklı açılardan gelecek.The weight would be exerted on the leg bones at different angles as he moves.
Kemikler serttir, esnek değildir, yani bükülmezler, bu yüzden de kolayca kırılırlar.Bones, while hard, are not malleable, meaning they do not bend, so they break easily.
Keman yayıyla çalabilirim.I can play with a violin bow.
Bunlar, en iyi et alındıktan sonra arda kalan kemikler.These are the bones left after the best meat has been taken.
Norveçli kemancı Alexander Rybak'ı tepeden tırnağa yeniledik.We rock up the entire Norwegian fiddler, Alexander Rybak.
Alexander Rybak daha beş yaşında, küçük bir çocukken keman çalıyordu.Alexander Rybak has played the violin since he was a small boy only 5 years old.
Biraz to kemiriyor filan, muziplik yapıyor.He's, you know, nibbling on some grass, frolicking.
Ağaçlar ve kemikler kendilerini basınç hatları boyunca sürekli değiştirirler.Trees and bones are constantly reforming themselves along lines of stress.
Herkes elini altına koyup kuyruk kemiğini hissedebilir mi?Would everybody put their hand under their bottom and feel their tailbone?
Aşağıdaki o kemiği hissediyor musunuz?You feel that bone under there?
Kemikleriniz her 10 yılda yenileniyor.Your bones regenerate every 10 years.
Bunlar katmanlanıyorlar, her seferinde 1 kat, ilk önce kemik, boşlukları da kıkırdakla dolduruyoruz.These are being layered, one layer at a time, first the bone, we fill in the gaps with cartilage.
Biz iri kemikli deriz.We'll say big-boned.
Bedenindeki herbir kemiği parça parça eder!He will crush every single bone in your body!
Kemoterapötik bir ilaç aldığında, tüm bu hücrelere ulaşır.When you take a chemotherapeutic drug, it will hit all of these cells.
Kim giymiş komik boksör sortu ve kemerleri ve on yıllar önce ölmüş?Who wore funny boxer shorts and garter belts and died decades ago?
Senin tenin Ah, tenin ve kemiklerinYour skin, oh yeah, your skin and bones
Senin tenin Ah tenin ve kemiklerinYour skin, oh yeah, your skin and bones
Her başarısız ameliyatta biraz daha az doku ve kemiğim kalıyordu.Every time there was a surgery that failed, I was left with a little less flesh and bone.
Aynı şekilde - kemerler son derece ilgi çekicidir.The same thing -- arches are very glamorous.
Lekelenmiş camlı kemerler ise daha da ilgi çekicidir.Arches with stained glass -- even more glamorous.
Piyanistin bir kemancıya dönüşmesi.Pianist transforms to violinist.
Emniyet kemerlerini düşünün.Think about seat belts.
Ben çocukken, hiçkimse emniyet kemeri takmazdı.When I was a kid, no one wore a seat belt.
Şimdi ise, emniyet kemerinizi takmadıysanız hiçbir çocuk arabayı sürmenize izin vermez.Nowadays, no kid will let you drive if you're not wearing a seat belt.
200.000 yıl önce Afrika'da yaşamış olan insanların kemikleri yakın zamanlarda bulundu.We find the bones of people in Africa, who looked something
Buda yayınlarımdan biri; "Dünya-dışından olmayan bir Theropod'un kuyruk kemiği"This is one of my papers: "A pygostyle from a non-avian theropod."
Kemoterapi, Radyoterapi.She needs to start having them again.
Artýk kemâle erdik.I am getting old.
Ademden aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Ademe getirdi.He made the rib, which Yahweh God had taken from the man, into a woman, and brought her to the man.
‹‹İlk oğlu Ûs, kardeşi Bûz, Kemuel -Aramın babası-Uz his firstborn, Buz his brother, Kemuel the father of Aram,
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Laban said to him, "Surely you are my bone and my flesh." He lived with him for a month.
Efrayim oymağından Şiftan oğlu önder Kemuel,Of the tribe of the children of Ephraim a prince, Kemuel the son of Shiphtan.
Sonra kemiklerini toplayıp Yaveş'teki ılgın ağacının altına gömdüler ve yedi gün oruç tuttular.They took their bones, and buried them under the tamarisk tree in Jabesh, and fasted seven days.
Levi oymağı: Kemuel oğlu Haşavya. Harunoğulları: Sadok.of Levi, Hashabiah the son of Kemuel: of Aaron, Zadok:
Kâhinlerin kemiklerini kendi sunaklarının üstünde yaktı. Böylece Yahuda ve Yeruşalimi arındırdı.He burnt the bones of the priests on their altars, and purged Judah and Jerusalem.
Beni dehşet ve titreme aldı, Bütün kemiklerimi sarstı.fear came on me, and trembling, which made all my bones shake.
Bana et ve deri giydirdin, Beni kemiklerle, sinirlerle ördün.You have clothed me with skin and flesh, and knit me together with bones and sinews.
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.His strength shall be famished. Calamity shall be ready at his side.
Bir deri bir kemiğe döndüm, Ölümün eşiğine geldim.My bones stick to my skin and to my flesh. I have escaped by the skin of my teeth.
Kemiklerini dolduran gençlik ateşi Kendisiyle birlikte toprakta yatacak.His bones are full of his youth, but youth shall lie down with him in the dust.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.They are gaunt from lack and famine. They gnaw the dry ground, in the gloom of waste and desolation.
Geceleri kemiklerim sızlıyor, Beni kemiren acılar hiç durmuyor.In the night season my bones are pierced in me, and the pains that gnaw me take no rest.
Derim karardı, soyuluyor, Kemiklerim ateşten yanıyor.My skin grows black and peels from me. My bones are burned with heat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod