kem ile cümle

kem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
(Müzik - Romantik - Keman) (Kapý açma sesi) (Kapý kapanma sesi). . .
İşte ben bu koyu renkli mineralin, kemiğin beyazlığıyla oluşturduğu kontrastı seviyorum.I always liked the idea of this dark mineral Against the whiteness of the bone, How they contrast.
Bazen vücuda bakarken, arkasındaki kemikleri görüyordum.Sometimes I would see bones when there was a body there.
Venezuela'daki "El Sistema" öğrenmek için kemanı aletini bir araç olarak kullanıyor.So El Sistema in Venezuela uses a violin as a technology of learning.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.And I learned that the first technology appeared in the form of stone tools, 2.6 million years ago.
Onlar bir kemik bulur ve bana "İşte, aradığınız şey burda!" derlerdi.They would find a bone and tell me, "Here is what you're looking for."
Bu hyoid kemiği olarak adlandırılır.This is called the hyoid bone.
Tam şurda olan bir kemik.It's a bone which is right here.
Bu kemiğin analizini yaptığımızda, çok şempanzemsi göründüğü açıktı.When we did the analysis of this bone, it was clear that it looked very chimp-like, chimpanzee-like.
Bunların hepsini her gün kemiklerimde hissediyorum, seni ahmak.Even without you pointing that out, I feel it in my bones every day, you bastard!
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Fine bone china -- this is a real classic.
Hatta bazen bebekler özel emniyet kemerleri bile vardır.Usually, you'll hold the baby on takeoff and
Aslında bu kemoterapinin bugünkü en önemli problemi.In fact, it's one of the biggest problems with chemotherapy today.
Bu kemoterapinin pek çok muhtemel kanser tipi üzerindeki verimliliği için olağanüstü bir imkan.And that's huge for chemotherapy effectiveness -- possibly for many different types of cancer.
Benim herşeyim olan kemanım, sanki üzerime ölü toprağı serpiyordu..The violin, which meant everything to me, became a grave burden on me.
Hayat bir kemansa, onu çalın.Play your life, and stay tuned.
Keman için, keman dersleri alırsın.For violin, you could get lessons for a violin.
Sonrasında, kemiozmoz ile fosforilasyon oluyor. .And then that, through chemiosmosis, allows for phosphorylation.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.I'm a double amputee, and I was born without fibulas in both legs.
Bir hafta boyunca her gün,kemiksiz ahtapot gibiydin.Everyday for a week, you've been like an octopus without bones.
Bütün kemiklerimde bunu hissedebiliyorum.I could feel it all the way in my bones.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.65 million years from now, we don't have to have our bones collecting dust in a museum.
Ancak, kemikleri ve gagası ile kaz bitirdiYet you finished the goose, with the bones and the beak--
Trimler kemerini ve onun düğmeleri ve ayak parmakları çıkıyor. 'Trims his belt and his buttons, and turns out his toes.'
Kafamı masaya çarptım, çene kemiğimi kırdım, sağ gözüme beş dikiş atıldı.I hit my head on my desk. I broke my cheekbone, I got five stitches on my right eye.
Tıbbi bir odanın içinde olduğumuz için, dört buçuk aylık bir kemoterapiden geçtim.And since we are in a medical room, I went through four and a half months of chemo.
Ve hayatta kaldığım için benim ödülüm dört ay daha kemoterapiye girmek oldu.And my reward for surviving it was to go back for four more months of chemo.
Bir başka laboratuarda da bioreaktörler kullanılarak kemik yetiştiriliyor.Another lab is using bioreactors like this one to grow bone.
Kemiğin vücutta normal olarak maruz kalacağı sıvı akımını taklit eden tüpler var.It has tubes which mimic the flow of fluids that bones would normally experience in the body.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.And it's very, very easy to see the damages on the bone structure.
Biraz daha kuvvetle bastırırsam, deriyi geçebilirim, ve içerideki kemik yapıyı hissedebilirim.If I push a little bit harder, I'll go through the skin, and I can feel the bone structure inside.
Ve bu açıkçası onların kemiklerini keserek yapılıyor.And that's by actually cutting into their bones.
Kemikleri küçük kutuların içinde köpüklerle destekleyerek saklıyorlar.They put them in foam, little containers.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.They don't like it if you come in and want to saw them open and look inside.
Bu elimizdeki kemiğin genç olduğu anlamına geliyor, bunlar gerçekten hızlı büyürler.I mean, it is a juvenile and it's growing really fast.
Torosaurus'a kesik açtığımızda olgun bir kemik yapısı görürüz.And Torosaurus, when we cut into it, has mature bone.
Kemik dokusuna bakalım.So we look at the bone histology.
İçinde yaklaşık 80.000 kadar hayvan, kemik, mineral ve bitki numuneleri barındırıyor.It has 80,000 samples of animal, bone, mineral, plants.
Keman basit olarak ahşap bir kutu ve dört ana telden oluşur.The violin is made of a wood box and four metal strings.
Keman mı çalmak istersin yoksa piano mu?"Would you like to play the violin or the piano?"
Keman çok güzel bir şey.The violin is very beautiful.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.A few years later, I heard a joke about the greatest violinist, Jascha Heifetz.
Oh, Bay Heizfetz, kemanınız bu gece muhteşem sesler çıkarttı."Oh, Mr. Heifetz, your violin sounded so great tonight!"
Kemikler ve yüzgeçler ilk defa ortaya çıktı.Bones and fins first appeared.
Güçlü çene kemikleri sayesinde avcılık, leş yiyiciliğin yerine geçti.With powerful jaws, hunting soon replaced scavenging.
Yüzgeçlerindeki kemikler ilk uzuvlara dönüştü [365 milyon yıl önce]Bones, in their fins, broadened into the first limbs. [ 365 MYA ]
Kemik iliğini de içeren bir beslenme tarzı, beyinin daha da gelişmesini sağladı.A diet including bone marrow fueled further brain growth.
Şimdi o cesaretin ete kemiğe bürünmüş hali çünkü burada durup hepinize konuşma yapacak.Now she is the personification of courage, because she's going to stand up here and talk to you all.
linç edilmiş insanların kemikleri gömülü. Ama yine de bu bağlantısızlık var.And yet, there is this disconnect.
Kemiği aldı, onu aside yatırdı.She took the bone, and she dumped it into acid.
Ama bu kemiken geride bir şey kaldı.But there was something left.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.But she also found osteocytes, which are the cells that laid down the bones.
Orada, kemanci ve orkestra sefi olmak uzere egitim aldi.There, he grew as a violinist and as a conductor.
Iste budur, bir cocuga evde de keman caldiran, babasi marangozhanede calisirken.It's what makes a child play a violin at home, while his father works in his carpentry.
Moonshine sulu kirişlerin yaka, kriket kemik Onun kırbaç, film kirpik;The collars, of the moonshine's watery beams; Her whip, of cricket's bone; the lash, of film;
Öf, ne kadar benim kemikleri ağrısı! ne gezmeye oldu!Fie, how my bones ache! what a jaunt have I had!
Çok sıcak mı? evlenmek, ben Trow gelip, bu benim ağrıyan kemikler için lapa mı?Are you so hot? marry,come up, I trow; Is this the poultice for my aching bones?
Dumanlı Shanks ve sarı chapless kafatasları, ölü erkek sarsmayı kemikleri ile oldukça O'er-cover'd;O'er-cover'd quite with dead men's rattling bones, With reeky shanks and yellow chapless skulls;
Tonoz, eski bir priz, bu kadar çok yüz yıl için, kemiklerinAs in a vault, an ancient receptacle, Where, for this many hundred years, the bones
Ve bu öfke, bazı büyük kinsman kemik, benim umutsuz beynini bir kulüp, çizgi gibi?And, in this rage, with some great kinsman's bone, As with a club, dash out my desperate brains?--

İlgili Sayfalar