Kemp başladı.Kemp started.
Bu konu içimi kemirmeye başladı ve haftalar sonraIt started burning a hole in my stomach, so within weeks,
KEMENTLE TUTMAROPlNG
Diyafram büzüşmeyi bırakınca, kemer görüntüsüne geri döner.And then when we stop contracting the diaphragm, it goes back to this arched position.
13 yaşındayım ve keman çalıyorum.I'm 13, and I play the fiddle.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Essentially, his bones were rapidly buried and beautifully preserved.
Balina kemiği.It's baleen.
Çello, kemanın kocaman olanı.Cello, that monster-sized violin.
Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum. Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.You'll just have to hold on.
Sonra onlara anlatıcaktım, "Peki, kalça kemiğimi değiştiriyorum, -- 18 ayım var.Then I'd tell them, "Well, I'm getting my hip replaced -- in 18 months.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.He also creates phantasmagoric sculptures made of bones from cast resin.
Sivri kemerli eski pencere harap halde.You see this old lancet window that's fallen into disrepair.
Önerilen kemoterapiyi gördüm ve tekerlekli sandalye mahkum oldum.I took the recommended chemoterapy I got the tilt-recline wheelchair.
K vitamini kan damarlarınızı ve kemiklerinizi sağlıklı tutar.Vitamin K keeps your blood vessels and bones healthy.
Bu, Baron Wolfgang von Kempelen'in mekanik satranç oynama makinesi.This is Baron Wolfgang von Kempelen's mechanical chess playing machine.
Şimdi sizden kemerlerinizi bağlamanızı ve şapkalarınızı takmanızı istiyorum.So I now would like you to put your seat belts on and put your hats on.
Biz bunları, benim alanımda kemik iliği naklinde kullanıyoruz.We use those in my field of bone marrow transplantation.
Kemirgenlerle mücadele görevlisiyim ve Lauranýn babasý!Im a rodent control operative, and Im also Lauras father!
Duncan, lütfen o adam vurma, o da etten kemikten.Duncan, please, stop hitting that man, hes flesh and blood just like you.
Korkularımız da bizi kemer sıkma politikasının kör kuyusuna itti.And our fears led to a blind faith in the orthodoxy of austerity.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Well, a convenient but unfounded stereotype that sometimes hurt even more than austerity itself.
Nesin sen, kemik torbası mı?What are you, a canoe?
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.This lady with bone TB, left alone in a tent, was going to die with her only daughter.
- Kemerlerinizi takın, beyler!- Strap it in, guys!
Kemer germe civatalar için taşımak ve bunları içe doğru konveyör Motor sıkınMove to the Belt Tensioning Bolts and tighten them inwards towards the Conveyor Motor
Bu nakledilen kemiğin tamamı bu teknoloji ile üretildi.That was all new bone that was implanted using these techniques.
Bunlardan biri kemirgenlerdi.One was a passion for rodents.
İnsan vücudundaki kemiklerin bile resimlerini çekmişti.He even photographed the bones of the human body.
Bu tıpkı taşıyıcı bir jeolojik kemer gibidirIt's like a geological conveyer belt
Buradaki adaların tamamı aynı sonla karşılaşmak üzere bu taşıyıcı kemer üzerinde hareket ediyorAll the islands will eventually follow, carried on the conveyer belt to meet the same fate
Derisinin ardından kemiklerini görebilirsinizYou can see his bones through the skin.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.So he uses a lead that focuses on his shoulder girdle and his arm.
Akan su bir theremin ya da bir keman gibi davranıyor.Flowing water acts like a theremin or a violin.
Bir kemik tasarımına benziyor.It follows the design of bone.
Tamam Kemiğe gelmemişDidn't wound your muscles and bones.
Genellikle keme yılanı gibi büyük yılanları tüketirler; hatta kobraları bile yerler.Usually they eat larger snakes like rat snakes, or even cobras.
(Müzik - Keman).
Ýyi geceler. (Müzik - Romantik - Keman)Good night. .
(Müzik - Romantik - Keman) (Kapý açma sesi) (Kapý kapanma sesi). . .
İşte ben bu koyu renkli mineralin, kemiğin beyazlığıyla oluşturduğu kontrastı seviyorum.I always liked the idea of this dark mineral Against the whiteness of the bone, How they contrast.
Bazen vücuda bakarken, arkasındaki kemikleri görüyordum.Sometimes I would see bones when there was a body there.
Venezuela'daki "El Sistema" öğrenmek için kemanı aletini bir araç olarak kullanıyor.So El Sistema in Venezuela uses a violin as a technology of learning.
Ve öğrendim ki ilk teknoloji 2.6 milyon yıl önce kemikten yapılmış aletlerde göründü.And I learned that the first technology appeared in the form of stone tools, 2.6 million years ago.
Onlar bir kemik bulur ve bana "İşte, aradığınız şey burda!" derlerdi.They would find a bone and tell me, "Here is what you're looking for."
Bu hyoid kemiği olarak adlandırılır.This is called the hyoid bone.
Tam şurda olan bir kemik.It's a bone which is right here.
Bu kemiğin analizini yaptığımızda, çok şempanzemsi göründüğü açıktı.When we did the analysis of this bone, it was clear that it looked very chimp-like, chimpanzee-like.
Bunların hepsini her gün kemiklerimde hissediyorum, seni ahmak.Even without you pointing that out, I feel it in my bones every day, you bastard!
Hatta bazen bebekler özel emniyet kemerleri bile vardır.Usually, you'll hold the baby on takeoff and
Aslında bu kemoterapinin bugünkü en önemli problemi.In fact, it's one of the biggest problems with chemotherapy today.
Bu kemoterapinin pek çok muhtemel kanser tipi üzerindeki verimliliği için olağanüstü bir imkan.And that's huge for chemotherapy effectiveness -- possibly for many different types of cancer.
Benim herşeyim olan kemanım, sanki üzerime ölü toprağı serpiyordu..The violin, which meant everything to me, became a grave burden on me.
Hayat bir kemansa, onu çalın.Play your life, and stay tuned.
Keman için, keman dersleri alırsın.For violin, you could get lessons for a violin.
Sonrasında, kemiozmoz ile fosforilasyon oluyor. .And then that, through chemiosmosis, allows for phosphorylation.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.I'm a double amputee, and I was born without fibulas in both legs.
Bütün kemiklerimde bunu hissedebiliyorum.I could feel it all the way in my bones.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.65 million years from now, we don't have to have our bones collecting dust in a museum.
Ancak, kemikleri ve gagası ile kaz bitirdiYet you finished the goose, with the bones and the beak--
Trimler kemerini ve onun düğmeleri ve ayak parmakları çıkıyor. 'Trims his belt and his buttons, and turns out his toes.'