keder ile cümle

keder kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bu sözcük ölümü; hiçbir kelime, keder ses .-- babam ve annem, hemşire?V tom, že slovo smrť, žiadne slová nemôžu, že beda zvuk .-- Kde je môj otec a moja matka, zdravotná sestra?
Bu sözcük ölümü; hiçbir kelime, keder ses .-- babam ve annem, hemşire?W tym słowie śmierć, nie ma słów, które brzmią biada .-- Gdzie jest mój ojciec i moja matka, pielęgniarka?
Bu sözcük ölümü; hiçbir kelime, keder ses .-- babam ve annem, hemşire?В смерти, что слова, нет слов, чтобы что горе звука .-- Где мой отец и моя мать, медсестра?
Bu sözcük ölümü; hiçbir kelime, keder ses .-- babam ve annem, hemşire?В смъртта на тази дума, без думи, че горко звук .-- Къде е баща ми и майка ми, медицинска сестра?
Bu sözcük ölümü; hiçbir kelime, keder ses .-- babam ve annem, hemşire?בשנת המוות של המילה; מילים לא יכולים זה נשמע אוי .-- איפה אבא ואמא שלי, אחות?
Bu sözcük ölümü; hiçbir kelime, keder ses .-- babam ve annem, hemşire?الموت في هذه الكلمة ل؛ لا يمكن لكلمات هذا الصوت ويل.-- أين هو والدي ووالدتي ، وممرضة؟
Bu sözcük ölümü; hiçbir kelime, keder ses .-- babam ve annem, hemşire?ティバルトのコルスにわたって嘆き悲しむことNURSE:
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.A veľmi sa rmútiac začali mu hovoriť jeden každý z nich: Či som to azda ja, Pane?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Các môn đồ lấy làm buồn bực lắm, và lần lượt hỏi Ngài rằng: Lạy Chúa, có phải tôi không? Ngài đáp rằng:
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Các môn_đồ lấy_làm buồn_bực lắm , và lần_lượt hỏi Ngài rằng : Lạy_Chúa , có phải tôi không ? Ngài đáp rằng :
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Då blevo de mycket bedrövade och begynte fråga honom, var efter annan: »Icke är det väl jag, Herre?»
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Dat sneed hen diep door de ziel. En een voor een vroegen zij: "Ik ben het toch niet?"
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Ed essi, addolorati profondamente, incominciarono ciascuno a domandargli: «Sono forse io, Signore?»
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.E eles, profundamente contristados, começaram cada um a perguntar-lhe: Porventura sou eu, Senhor?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Ei s'au întristat foarte mult, şi au început să -I zică unul după altul: ,,Nu cumva sînt eu, Doamne?``
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Entristecidos en gran manera, comenzaron a preguntarle, uno por uno: --¿Acaso seré yo, Señor
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.És felettébb megszomorodva, kezdék mindannyian mondani néki: Én vagyok-é az, Uram?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Ils furent profondément attristés, et chacun se mit à lui dire: Est-ce moi, Seigneur?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.In zelo se užaloste, in ga začno vpraševati, drug za drugim: Ali sem jaz, Gospod?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.I zarmoutivše se velmi, počali každý z nich říci jemu: Zdali já jsem, Pane?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.I zasmuciwszy się bardzo, poczęli mówić do niego każdy z nich: Azażem ja jest Panie?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.저희가 심히 근심하여 각각 여짜오되 주여 내니이까
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Og de bleve såre bedrøvede og begyndte hver især at sige til ham: "Det er dog vel ikke mig, Herre?"
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Og de blev meget bedrøvet, og begynte å si til ham hver for sig: Det er da vel ikke mig, Herre?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Und sie wurden sehr betrübt und hoben an, ein jeglicher unter ihnen, und sagten zu ihm: HERR, bin ich's?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Και λυπουμενοι σφοδρα, ηρχισαν να λεγωσι προς αυτον εκαστος αυτων Μηπως εγω ειμαι, Κυριε;
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.И като ядяха, рече: Истина ви казвам, че един от вас ще Ме предаде.
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.І, засумівши тяжко, почали говорити до Него кожен з них: Аже ж не я, Господи?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Они весьма опечалились, и начали говорить Ему, каждыйиз них: не я ли, Господи?
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.ויתעצבו מאד ויחלו איש ואיש לאמר לו האנכי הוא אדני׃
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.فحزنوا جدا وابتدأ كل واحد منهم يقول له هل انا هو يا رب.
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.他 們 就 甚 憂 愁 、 一 個 一 個 的 問 他 說 、 主 、 是 我 麼
Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, ‹‹Ya Rab, beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.他 們 就 甚 憂愁 、 一 個 一 個 的 問他說 、 主 、 是 我 麼
Bütün acılar ve kederler, bütün şeytani fenalıklar, bencillikler...Toate durerile si tristeţile, tot răul, egoismul.
Bütün acılar ve kederler, bütün şeytani fenalıklar, bencillikler...Todos los sufrimientos y dolores, todo el mal, el egoísmo.
Bütün acılar ve kederler, bütün şeytani fenalıklar, bencillikler...Všechny bolesti a utrpení, všechno zlo, sobeckost.
Bütün acılar ve kederler, bütün şeytani fenalıklar, bencillikler...Вся боль и скорбь, все зло, эгоизм.
Bütün aşırı kederi taşıyor.Al dat overdadige verdriet dat ze met zich meedraagt.
Bütün aşırı kederi taşıyor.All dieser Kummer, das steht ihr nicht.
Bütün aşırı kederi taşıyor. Ara sıra gülmek seni rahatsız mı ediyor?¡ Fíjese en su tristeza, no le pega! - ¿Sería mucho pedir que sonría? - ¿Cree que es el momento?
Bütün aşırı kederi taşıyor. Ara sıra gülmek seni rahatsız mı ediyor?Ну ладно, я о Вас не говорю, но взгляните на нее.
Bütün aşırı kederi taşıyor.Hogy lehet ilyen fiatalon ennyire búvalbélelt?
Bütün aşırı kederi taşıyor.Poartă în suflet o suferinţă cumplită.
Bütün aşırı kederi taşıyor.Všechno, co ji trapí je přemíra smutku.
Bütün aşırı kederi taşıyor.Όλη αυτή την περρίσια θλιψη που νιώθει.
Bütün aşırı kederi taşıyor.Погледнете я. Тази тъга не и отива.
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederAutarkie annektieren dot Belegdatum
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederCaicos
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederCaicos sa pozerá na diaľku veci smútok
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederCaicos se dívá na dálku věci smutek
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederCaicos ser på ett avstånd av ärendet sorg om du kan övertyga honom kan göra det
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederCâteva tăieturi pe 'ici, pe 'colo. Cu excepţia braţului drept. Doctorii au fost de părere...
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederHa pick
Caicos bu konuda bir mesafe bakar keder케이 커스 문제의 거리에 보이는 비통
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederl'autosuffisance annexant date du document de point les idées fausses lorsque vous décrochez
Caicos bu konuda bir mesafe bakar kederكايكوس تبدو على مسافة من هذه المسألة حزن
Caicos bu konuda bir mesafe bakar keder問題の距離を見て 悲しみ あなたは彼を説得できるかどうか
Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.Bo gdzie wiele mądrości, tam jest wiele gniewu; a kto przyczynia umiejętności, przyczynia boleści.
Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.Căci unde este multă înţelepciune, este şi mult necaz, şi cine ştie multe, are şi multă durere.
Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.Car avec beaucoup de sagesse on a beaucoup de chagrin, et celui qui augmente sa science augmente sa douleur.

İlgili Sayfalar