İmparator kedere boğulmuştu.昭和天皇崩御。
Bugün Adana'da ve Nevşehir'de Kederoğulları sülalesinden insanlar vardır.在今日,也常指一夫一妻制家庭中非婚生的子女(私生子),是一種雅稱。
Kederoğulları Adana civarından gelmişler.其后裔子孙播迁各地。
"Kızım " dedi " İhtiyarlık insana yalnız keder ve üzüntü getirmez, tecrübe de getirir.孔子說:『唯女子與小人爲難養,近之則不遜,遠之則怨。
Büyük bir keder etrafı sardı.עצב גדול מילא אותי.
O kişi kederin ötesine geçer."אבל יהיה לו מאבק מעבר לזהב".
Bu duyguyu tekrar hatırlayınca içimin mutluluk, keder ve arzunun şiddeti ile dolduğunu hissediyorum.אנו יודעים שהמציאות טובה בדיוק כפי שהיא, כי כאשר אנו מתווכחים איתה, אנו חווים מתח ותסכול, סבל וכאב.
Sonunda nefret ve keder kaybolacak ve kalan lif ve lifthasirler mutlu bir şekilde yaşayacak.В крайна сметка любовта надделява и Поньо и Сосуке остават завинаги заедно.
İmparator kedere boğulmuştu.Achemenidų imperijos imperatoriumi tapo Smerdis.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Ale preto, že som vám hovoril tieto veci, zármutok naplnil vaše srdce.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Ale že jsem vám tyto věci mluvil, zámutek naplnil srdce vaše.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Ale żem wam to powiedział, smutek napełnił serce wasze.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Antes, porque vos disse isto, o vosso coração se encheu de tristeza.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Anzi, perché vi ho detto queste cose, la tristezza ha riempito il vostro cuore
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Dar, pentrucă v'am spus aceste lucruri, întristarea v'a umplut inima.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Hanem, mivelhogy ezeket beszéltem néktek, a szomorúság eltöltötte a szíveteket.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.도리어 내가 이 말을 하므로 너희 마음에 근심이 가득하였도다
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Mais, parce que je vous ai dit ces choses, la tristesse a rempli votre coeur.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Más bien, porque os he dicho esto, vuestro corazón se ha llenado de tristeza
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Men edra hjärtan äro uppfyllda av bedrövelse, därför att jag har sagt eder detta.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Men fordi jeg har talt dette til eder, har Bedrøvelsen opfyldt eders Hjerte.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Men fordi jeg har talt dette til eder, har sorg fylt eders hjerte.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Mijn woorden maken u verdrietig.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Mutta koska minä olen tämän teille puhunut, täyttää murhe teidän sydämenne.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Nhưng vì ta đã nói những điều đó cho các ngươi , thì lòng các ngươi chứa_chan sự phiền_não .
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Nhưng vì ta đã nói những điều đó cho các ngươi, thì lòng các ngươi chứa chan sự phiền não.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Sekarang malah hatimu menjadi sedih, karena Aku mengatakan hal itu kepadamu
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Sondern weil ich solches geredet habe, ist euer Herz voll Trauerns geworden.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Temuč ker sem vam to povedal, je vam žalost napolnila srce.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Αλλ' επειδη ελαλησα προς εσας ταυτα, η λυπη εγεμισε την καρδιαν σας.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.А когато излезе, Исус казва: Сега се прослави Човешкият Син, и Бог се прослави в Него;
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Но от того, что Я сказал вам это, печалью исполнилосьсердце ваше.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.Та що се сказав я вам, смуток сповнив ваше серце.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.אך על דברי את אלה אליכם מלא לבבכם עצבת׃
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.لكن لاني قلت لكم هذا قد ملأ الحزن قلوبكم.
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.只 因 我 將 這 事 告 訴 你 們 、 你 們 就 滿 心 憂 愁
Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu.只因 我 將這 事 告訴 你 們 、 你 們 就 滿心憂愁
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.aşa că acum, este mai bine să -l iertaţi, şi să -l mîngăiaţi, ca să nu fie doborît de prea multă mîhnire.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.Así que, más bien, debierais perdonarle y animarle, para que no sea consumido por demasiada tristeza
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.그런즉 너희는 차라리 저를 용서하고 위로할 것이니 저가 너무 많은 근심에 잠길까 두려워하노라
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.så at I derimot heller skal tilgi og trøste ham, forat han ikke skal gå til grunne i ennu større sorg.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.Tak abyste jemu již raději zase odpustili a potěšili ho, aby on snad přílišným zámutkem nepřišel na zahynutí.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.takže už máte, naopak, radšej odpustiť a potešiť, aby zase prílišným zármutkom nebol taký človek pohltený.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.thà nay anh em tha thứ yên ủi, hầu cho người khỏi bị sa ngã vì sự buồn rầu quá lớn.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.thà nay anh_em tha_thứ yên_ủi , hầu cho người khỏi bị sa_ngã vì sự buồn_rầu quá lớn .
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.Защото пред Бог ние сме Христово благоухание за тия, които се спасяват, и за ония, които погиват.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.так что вам лучше уже простить его и утешить, дабы он не был поглощен чрезмерноюпечалью.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.Так що напротив лучче простїть і утіште, щоб надто великий сум не дожер такого.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.ועתה להפך תסלחו ותנחמו כדי שלא יתבלע האיש בגדל העצבון׃
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.حتى تكونوا بالعكس تسامحونه بالحري وتعزونه لئلا يبتلع مثل هذا من الحزن المفرط.
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.倒 不 如 赦 免 他 、 安 慰 他 、 免 得 他 憂 愁 太 過 、 甚 至 沉 淪 了
Aşırı kedere boğulmasın diye o kişiyi daha fazla cezalandırmayıp bağışlamalı ve teselli etmelisiniz.倒不如 赦免 他 、 安慰 他 、 免得 他 憂愁 太過 、 甚至 沉淪了
Bazı keder çok sevgi gösterir;Některé smutek ukazuje hodně lásky;
Bazı keder çok sevgi gösterir;Niektoré smútok ukazuje veľa lásky;
Bazı keder çok sevgi gösterir;Ως εκ τούτου έχουν κάνει: κάποια θλίψη δείχνει ένα μεγάλο μέρος της αγάπης?
# Bebeğim, endişelenme, # Senin keder unut.Cưng đừng lo quên nỗi buồn đi
Bense ezilmiş ve kederliyim, Senin kurtarışın, ey Tanrı, bana bir kale olsun!(68:30) А я беден и страдаю; помощь Твоя, Боже, да восставит меня.
Bense ezilmiş ve kederliyim, Senin kurtarışın, ey Tanrı, bana bir kale olsun!(69:30) Moi, je suis malheureux et souffrant: O Dieu, que ton secours me relève!
Bense ezilmiş ve kederliyim, Senin kurtarışın, ey Tanrı, bana bir kale olsun!Còn tôi bị khốn cùng và đau đớn: Ðức Chúa Trời ơn, nguyện sự cứu rỗi của Chúa nâng đỡ tôi lên nơi cao.
Bense ezilmiş ve kederliyim, Senin kurtarışın, ey Tanrı, bana bir kale olsun!Còn tôi bị khốn_cùng và đau_đớn : Ðức_Chúa_Trời ơn , nguyện sự cứu_rỗi của Chúa nâng_đỡ tôi lên nơi cao .