keder ile cümle
keder kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Tybalt moartea a fost destul de vai, dacă aceasta ar fi terminat acolo:
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Tybalt morte foi ai o suficiente, se tivesse terminado ali:
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Tybalt's dood was wee genoeg, als het daar geëindigd:
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Tybalt smrť bola dosť Beda, keby to skončilo, že:
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Tybalt smrt byla dost Běda, kdyby to skončilo, že:
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Tybalt Tod war wehe genug, wenn es dort geendet hatte:
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Θάνατος Tybalt ήταν αρκετά αλίμονο, αν είχε τελειώσει εκεί:
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Смерти Тибальта было достаточно горя, если бы оно заканчивалось:
Orada sona ermişti ise Tybalt ölüm, keder yeterli miydi:Смъртта на Тибалт "Беше достатъчно горко, ако тя е приключил там:
Orada üçümüz arasında konuşamadığımız bir keder vardı.I nostri occhi si incontrarono. Una tristezza inesprimibile aleggiava su noi tre.
Orada üçümüz arasında konuşamadığımız bir keder vardı.În priviri, aveam toţi trei o durere tacită.
Orada üçümüz arasında konuşamadığımız bir keder vardı.Khi ánh mắt chúng tôi gặp nhau, có một nỗi đau không lời bao trùm lên cả ba chúng tôi
Orada üçümüz arasında konuşamadığımız bir keder vardı.우리가 눈을 마주쳤을 때, 우리 셋 사이에는 비통함이 가득 찼습니다.
Orada üçümüz arasında konuşamadığımız bir keder vardı.W oczach naszej trójki jest niewysłowiony ból.
Orada üçümüz arasında konuşamadığımız bir keder vardı.Когда мы взглянули друг другу в глаза, в них отразилось неимоверное горе, объединяющее нас троих.
Orada üçümüz arasında konuşamadığımız bir keder vardı.וכשעינינו נפגשו, היה רגע של יגון אילם בין שלושתנו.
Orada üçümüz arasında konuşamadığımız bir keder vardı.何の罪もない 美しい野生の 雌牛でした
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Ei minusta ole vastusta moiselle kauneudelle ja surulle.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Ik kan niet wedijveren met zoveel schoonheid en zoveel verdriet.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Jag kan inte mäta mig med sådan skönhet och sorg.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Jeg kan ikke konkurrere med sådan skønhed og sorg.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Je ne peux rivaliser avec tant de beauté et de chagrin.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Mit solcher Schönheit und Trauer kann ich nicht wetteifern.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Não posso lidar com tanta beleza e sofrimento.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Nemohu soupeřit s takovou krásou a žalem.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Nemôžem súperiť s takou krásou a žiaľom.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Nem tudok ekkora gyönyörrel és szomorúsággal versengeni.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Nie mogę mierzyć się z takim pięknem i smutkiem.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Non posso competere con una bellezza e una tristezza così grandi.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.No puedo competir con tanta belleza y tanto dolor.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Δε μπορώ να ανταγωνιστώ με τέτοια ομορφιά και τέτοια θλίψη.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.Мне не совладать с такой красотой и такой печалью.
Öylesi bir güzellik ve kederle yarışamam.君を望まぬ男など いないはずだよ
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.A pojav s sebou Petra a dva syny Zebedeovy, počal se rmoutiti a teskliv býti.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.A pojmúc so sebou Petra a dvoch synov Zebedeových začal sa rmútiť a veľmi teskniť.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.A wziąwszy z sobą Piotra i dwóch synów Zebedeuszowych, począł się smęcić i tęsknić.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Ðoạn, Ngài bèn đem Phi -e-rơ và hai người con của Xê-bê-đê đi với mình, tức thì Ngài buồn bực và sầu não lắm.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.E levando consigo Pedro e os dois filhos de Zebedeu, começou a entristecer-se e a angustiar-se.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.E presi con sé Pietro e i due figli di Zebedèo, cominciò a provare tristezza e angoscia
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.És maga mellé vévén Pétert és Zebedeusnak két fiát, kezde szomorkodni és gyötrõdni.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Hij nam alleen Petrus, Jakobus en Johannes mee.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.In vzemivši s seboj Petra in Zebedejeva dva sina, se začne žalostiti in trepetati groze.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Ja hän otti mukaansa Pietarin ja ne kaksi Sebedeuksen poikaa; ja hän alkoi murehtia ja tulla tuskaan.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.베드로와 세베대의 두 아들을 데리고 가실쌔 고민하고 슬퍼하사
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Och han tog med sig Petrus och Sebedeus' två söner; och han begynte bedrövas och ängslas.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Og han tog Peter og Zebedæus's to Sønner med sig, og han begyndte at bedrøves og svarlig at ængstes.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Og han tok Peter og de to Sebedeus' sønner med sig og begynte å bedrøves og engstes.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Tomó consigo a Pedro y a los dos hijos de Zebedeo, y comenzó a entristecerse y a angustiarse
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Und nahm zu sich Petrus und die zwei Söhne des Zebedäus und fing an zu trauern und zu zagen.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.Και παραλαβων τον Πετρον και τους δυο υιους του Ζεβεδαιου, ηρχισε να λυπηται και να αδημονη.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.И, взяв с Собою Петра и обоих сыновей Зеведеевых, начал скорбеть и тосковать.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.І взяв із собою Петра та двох синів Зеведєвих, і почав скорбіти та вдаватись у тугу.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.ויקח אתו את פטרוס ואת שני בני זבדי ויחל להעצב ולמוג׃
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.ثم اخذ معه بطرس وابني زبدي وابتدأ يحزن ويكتئب.
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.於 是 帶 著 彼 得 、 和 西 庇 太 的 兩 個 兒 子 同 去 、 就 憂 愁 起 來 、 極 其 難 過
Petrus ile Zebedinin iki oğlunu yanına aldı. Kederlenmeye, ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.於是 帶 著 彼得 、 和 西庇太 的 兩個兒 子 同去 、 就 憂愁 起來 、 極 其 難過
ROMEO değil; kederli nefes homurdanıyor sürece,로미오 아니 난, 비통한의 숨결 보충하지 않는 한,
ROMEO değil; kederli nefes homurdanıyor sürece,ROMEO Bukan aku, kecuali nafas pilu mengeluh,
ROMEO değil; kederli nefes homurdanıyor sürece,ROMEO En minä; ellei henkäys sydämemme voihkina,
ROMEO değil; kederli nefes homurdanıyor sürece,ROMEO Ikke jeg, medmindre ånde heartsick stønner,