Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Oni se pa začno žalostiti in mu praviti eden za drugim: Ali jaz?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Tedy oni poczęli się smucić, i do niego mówić, każdy z osobna: Azażem ja jest? A drugi: Azaż ja?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Und sie wurden traurig und sagten zu ihm, einer nach dem anderen: Bin ich's? und der andere: Bin ich's?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Οι δε ηρχισαν να λυπωνται και να λεγωσι προς αυτον εις εκαστος Μηπως εγω; και αλλος Μηπως εγω;
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Вони ж почали смутити ся і казати до Него один по одному: Ажеж не я? і другий: Аже ж не я?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Они опечалились и стали говорить Ему, один за другим: не я ли? и другой: не я ли?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Те почнаха да скърбят и да Му казват един по един: Да не съм аз?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.ויחלו להתעצב ויאמרו אליו זה אחר זה הכי אני הוא׃
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.فابتدأوا يحزنون ويقولون له واحدا فواحدا هل انا. وآخر هل انا.
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.他 們 就 憂 愁 起 來 、 一 個 一 個 的 問 他 說 、 是 我 麼
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.他 們就憂愁 起來 、 一 個 一 個 的 問他說 、 是 我 麼
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Đau đớn của chúng là nỗi đau của tôi, là động lực đời tôi.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Deras lidande är min ångest, är min motivation.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Hun lijden is mijn leed, is mijn motivatie.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Ich cierpienie sprawia mi ból, ale też mnie motywuje.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Ihr Leiden ist mein Kummer, meine Motivation.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Jejich utrpení je mým zármutkem. Mou motivací.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.그들의 고통은 저의 슬픔이자 동기가 되었습니다.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.La loro sofferenza è anche la mia, è la mia motivazione.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Leur souffrance est ma douleur, ma motivation.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Penderitaan mereka adalah duka saya, motivasi saya.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Suferinţa lor mă întristează şi mă motivează.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Su sufrimiento es mi dolor, es mi motivación.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Szenvedésük az én bánatom és hajtóerőm.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Ο πόνος τους είναι η θλίψη μου, είναι το κίνητρό μου.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Их страдания — моё горе и сила, которая мной движет.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Їхні страждання - мій власний біль та моя рушійна сила.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.Тяхното страдание е моята скръб, моята мотивация.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.סבלם הוא יגוני וההניעה שלי.
Onların acıları benim kederimdir ve benim motivasyonum.故キング牧師が 「立ち上がれ」という 私の声をうまく要約しています
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Ada semacam berduka melihat di matanya.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.C'era una sorta di sguardo afflitto negli occhi.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Der var en slags bedrøvet blik i øjet.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Det fanns en sorts bedrövad titta i hans öga.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Er was een soort van bedroefde blik in zijn ogen.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Es war eine Art Trauer Ausdruck in seinen Augen.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Il y avait un genre de regard affligé dans son oeil.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Jest to rodzaj smutku spojrzeniu.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.그의 눈이 슬퍼 보이는 일종의가 발생했습니다.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Nu a fost un fel de look mâhnit în ochii lui.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Siellä oli eräänlainen suri katsoa hänen silmiinsä.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Tam bola akási truchlil pohľadom v očiach.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Tam byla jakási truchlil pohledem v očích.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Tam je bil nekakšen žalosten pogled v njegovih očeh.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Tôi treo một hàng may mặc quanh tôi và đã đi .
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Volt valami fájt nézni a szemébe.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Υπήρχε ένα είδος θρηνούν βλέμμα στο μάτι του.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Имаше един вид опечален поглед в очите му.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Існував свого роду засмучений подивіться в його очі.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.Существовал своего рода огорчен посмотрите в его глаза.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.كان هناك نوع من نظرة حزن في عينيه.
Onun gözlerinin içine Kederlenebilir bakmak, bir tür vardı.して、レディバーンは前倒しで良いビット、戻ってきた。
Onun ışık tüyleri ile artmaya ve böylece bağlı, ben, donuk keder yukarıda bir adım bağlı değildir:Aby wznieść się z Jego światła, pióra i tak związany, nie mogę związane boisko powyżej nudne biada:
Onun ışık tüyleri ile artmaya ve böylece bağlı, ben, donuk keder yukarıda bir adım bağlı değildir:A salire con le sue piume leggere, e così legato, non posso legato un passo sopra dolore sordo:
Onun ışık tüyleri ile artmaya ve böylece bağlı, ben, donuk keder yukarıda bir adım bağlı değildir:A subir com as suas penas leves, e assim ligado, eu não posso ligado um passo acima woe sem graça:
Onun ışık tüyleri ile artmaya ve böylece bağlı, ben, donuk keder yukarıda bir adım bağlı değildir:A szárnyalni az ő könnyű toll, és így kötött, nem tudok kötnek össze egy pitch fölött tompa jaj:
Onun ışık tüyleri ile artmaya ve böylece bağlı, ben, donuk keder yukarıda bir adım bağlı değildir:Att sväva med sin lätta fjädrar och så bunden, jag kan inte bundna en pitch ovan tråkig ve:
Onun ışık tüyleri ile artmaya ve böylece bağlı, ben, donuk keder yukarıda bir adım bağlı değildir:For at svæve med sit lys fjer, og så bundet, kan jeg ikke bundet en pitch over kedelig ve:
Onun ışık tüyleri ile artmaya ve böylece bağlı, ben, donuk keder yukarıda bir adım bağlı değildir:그의 가벼운 깃털로 활공한다 그래서 바운드, 전 그런 비애 위에 피치를 구속 수 없습니다
Onun ışık tüyleri ile artmaya ve böylece bağlı, ben, donuk keder yukarıda bir adım bağlı değildir:Kohota hänen kevyt höyheniä, ja niin sidottu, en voi sidottu piki edellä tylsä murhe: