Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Então lhes disse: A minha alma está triste até a morte; ficai aqui e vigiai comigo.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Entonces les dijo: --Mi alma está muy triste, hasta la muerte. Quedaos aquí y velad conmigo
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Il leur dit alors: Mon âme est triste jusqu`à la mort; restez ici, et veillez avec moi.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››이에 말씀하시되 내 마음이 심히 고민하여 죽게 되었으니 너희는 여기 머물러 나와 함께 깨어 있으라 하시고
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Ngài bèn phán : Linh_hồn ta buồn_bực cho_đến chết ; các ngươi hãy ở đây và tỉnh thức với ta .
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Ngài bèn phán: Linh hồn ta buồn bực cho đến chết; các ngươi hãy ở đây và tỉnh thức với ta.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Tedaj jim reče: Žalostna je duša moja do smrti; ostanite tukaj in čujte z menoj.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Tedy im rzekł Jezus: Smętna jest dusza moja aż do śmierci; zostaócież tu, a czujcie ze mną.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Tedy řekl jim: Smutnáť jest duše má až k smrti. Pozůstaňtež tuto a bděte se mnou.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Vtedy im povedal: Moja duša je smutná až na smrť; zostaňte tu a bdejte so mnou!
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Τοτε λεγει προς αυτους Περιλυπος ειναι η ψυχη μου εως θανατου μεινατε εδω και αγρυπνειτε μετ' εμου.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››И като взе със Себе Си Петра и двамата Заведееви сина, захвана да скърби и да тъгува.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Тогда говорит им Иисус: душа Моя скорбит смертельно; побудьте здесь и бодрствуйте со Мною.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››Тодї рече до них: Тяжко сумна, душа моя аж до смертї. Підождіть. тут, і не спїте зо мною.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››ויאמר להם נפשי מרה לי עד מות עמדו פה ושקדו עמי׃
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››فقال لهم نفسي حزينة جدا حتى الموت. امكثوا ههنا واسهروا معي.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››便 對 他 們 說 、 我 心 裡 甚 是 憂 傷 、 幾 乎 要 死 . 你 們 在 這 裡 等 候 、 和 我 一 同 儆 醒
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, benimle birlikte uyanık durun.››便對 他 們說 、 我心裡甚 是 憂傷 、 幾乎 要死 . 你 們在這裡 等候 、 和 我 一同 儆醒
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››A povedal im: Moja duša je smutná až na smrť. Zostaňte tu a bdejte.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››e disse-lhes: A minha alma está triste até a morte; ficai aqui e vigiai.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››El le -a zis: ,,Sufletul Meu este cuprins de o întristare de moarte; rămîneţi aici, şi vegheaţi!``
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››És monda nékik: Szomorú az én lelkem mind halálig; maradjatok itt, és vigyázzatok.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Gesù disse loro: «La mia anima è triste fino alla morte. Restate qui e vegliate»
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››I dí jim: Smutnáť jest duše má až k smrti. Počekejtež tuto a bděte.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Il leur dit: Mon âme est triste jusqu`à la mort; restez ici, et veillez.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››In jim reče: Žalostna je duša moja do smrti; ostanite tu in čujte.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››I rzekł im: Bardzo jest smutna dusza moja aż do śmierci; zostaócie tu, a czujcie.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Ja hän sanoi heille: "Minun sieluni on syvästi murheellinen, kuolemaan asti; olkaa tässä ja valvokaa".
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››말씀하시되 내 마음이 심히 고민하여 죽게 되었으니 너희는 여기 머물러 깨어 있으라 하시고
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Ngài phán cùng ba người rằng : Linh-hồn ta buồn_rầu lắm cho_đến chết ; các ngươi hãy ở đây , và tỉnh thức .
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Ngài phán cùng ba người rằng: Linh-hồn ta buồn rầu lắm cho đến chết; các ngươi hãy ở đây, và tỉnh thức.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Och han sade till dem: »Min själ är djupt bedrövad, ända till döds; stannen kvar här och vaken.»
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››og han sier til dem: Min sjel er bedrøvet inntil døden; bli her og våk!
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Og han siger til dem: "Min Sjæl er dybt bedrøvet indtil Døden; bliver her og våger!"
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Und sprach zu ihnen: Meine Seele ist betrübt bis an den Tod; bleibet hier und wachet!
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Y les dijo: --Mi alma está muy triste, hasta la muerte. Quedaos aquí y velad
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››Και λεγει προς αυτους Περιλυπος ειναι η ψυχη μου εως θανατου μεινατε εδω και αγρυπνειτε.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››И казва им: Душата Ми е прескръбна до смърт; постойте тука и бдете.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››И сказал им: душа Моя скорбит смертельно; побудьте здесь и бодрствуйте.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››і рече їм: Тяжко сумна душа моя аж до смерти. Підождіть тут і пильнуйте.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››ויאמר אליהם נפשי מרה לי עד מות עמדו פה ושקדו׃
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››فقال لهم نفسي حزينة جدا حتى الموت. امكثوا هنا واسهروا.
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››對 他 們 說 、 我 心 裡 甚 是 憂 傷 、 幾 乎 要 死 . 你 們 在 這 裡 、 等 候 儆 醒
Onlara, ‹‹Ölesiye kederliyim›› dedi. ‹‹Burada kalın, uyanık durun.››對他們說 、 我心裡甚 是 憂傷 、 幾乎 要死 . 你 們在這裡 、 等候 儆醒
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Allora cominciarono a rattristarsi e a dirgli uno dopo l'altro: «Sono forse io?»
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.A oni počali se rmoutiti a praviti jemu jeden každý obzvláštně: Zdali já jsem? A jiný: Zdali já?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.A oni sa začali rmútiť a hovoriť mu jeden po druhom: Či som to ja? A iný tiež: Či azda ja?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Ao que eles começaram a entristecer-se e a perguntar-lhe um após outro: Porventura sou eu?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Các môn đồ bèn buồn rầu lắm, cứ lần lượt mà thưa cùng Ngài rằng: Có phải tôi chăng?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Các môn_đồ bèn buồn_rầu lắm , cứ lần_lượt mà thưa cùng Ngài rằng : Có phải tôi chăng ?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Da begynte de å bedrøves og en for en å si til ham: Det er da vel ikke mig?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Då begynte de bedrövas och fråga honom, den ene efter den andre: »Icke är det väl jag?»
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Dat was een slag voor hen. Verdrietig vroegen zij allemaal: "Ik toch niet?"
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.De begyndte at bedrøves og at sige til ham, en efter en: "Det er dog vel ikke mig?"
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Ei au început să se întristeze, şi să -I zică unul după altul: ,,Nu cumva sînt eu?``
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Entonces comenzaron a entristecerse y a decirle uno tras otro: --¿Acaso seré yo
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.He tulivat murheellisiksi ja rupesivat toinen toisensa perästä sanomaan hänelle: "En kaiketi minä?"
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Ils commencèrent à s`attrister, et à lui dire, l`un après l`autre: Est-ce moi?
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.저희가 근심하여 하나씩 하나씩 여짜오되 내니이까
Onlar da kederlenerek birer birer kendisine, ‹‹Beni demek istemedin ya?›› diye sormaya başladılar.Õk pedig kezdének szomorkodni és néki egyenként mondani: Csak nem én? A másik is: Csak nem én?