O, sola keskin bir dönüş yaptı.Он сделал резкий поворот влево.
Bu atama Sovyet dış politikasında keskin bir dönüşe işaret etmiştir.Это стало поворотным моментом в советской внешней политике.
İnsanların gölgeleri keskindir ve kendilerinden büyüktür.Ей же принадлежит и разделение людей на высших и низших.
KNT-308, Türkiye'nin ilk yerli, keskin nişancı tüfeğidir.KNT-308 (Keskin Nişancı Tüfeği-308) - является первой винтовкой своего рода в Турции.
Asker keskin yüzlü genç bir erkek, madenci ise olgun bir erkektir.Солдат — молодой мужчина, с открытым взглядом и заострёнными чертами лица, а шахтёр — зрелый мужчина.
Ve bunların gözleri keskindi: Görüyorlardı.У разнощитковых она компенсировала их слабое (а иногда и отсутствующее) зрение.
Bir ragle (ağzı keskin bir kauçuk) yardımı ile baskı yapılır.Застёгивается корсет с помощью ремней (липучек).
Kasırga batıda kararsız ve yavaş hareket etti ve rüzgar makası keskin bir yoğunlaşmayı engelledi.Депрессия хаотично и медленно двигалась на запад и сдвиг ветра помешал депрессии стать существенно сильнее.
II. Dünya Savaşı'nın en tanınmış Sovyet keskin nişancılarından biridir.Один из самых результативных советских снайперов Второй мировой войны.
Keskin bir anason kokusu yayar.От рвотных масс пахнет ацетоном.
Keskin dişleri vardır.Резцевидные зубы имеются.
Dalgaların küçük aralıklardan (yarıklardan), engellerden veya keskin kenarlı yerlerden geçişi ile oluşur.Мужчины же надевали набедренные повязки, или мало (гав. malo), и различные украшения.
Maçça’nın keskin tadı olmayanı daha değerlidir.Её мясо считается не менее вкусным, чем у полосатой.
Namlunun kısımları: Ağız, namlunun keskinleştirilmiş olan kısmıdır.Уши может означать: Ухо — часть тела.
Ancak bu durum Amerikan Devrimi ile keskin biçimde değişti.Но ситуация была иной во время Американской революционной войны.
Ön ayaklarında gayet uzun ve keskin pençeleri olur.На передних лапах длинные и крепкие когти.
Frey (Keskinlik Kılıcı) .Руфий (обнажая меч).
Aslanların pençeleri ve dişleri çok keskindir.Челюсти и зубы Челюсти очень сильные.
Ranger keskin gözü, titremeyen eli ya da doğanın kendi gücü ile her işin ustasıdır.Рейнджер — мастер на все руки, полагающийся на свой острый глаз, твердую хватку и на силу самой природы.
Pro Keskin Nişancı: Karşı takımı yok eden ilk ekip oyunu kazanır.Чья ракета взлетит первой — та команда и победила.
Çok keskin görme, işitme ve koklama duyularına sahiptir.Обладает острым зрением, слухом и чутьём.
Kuzeydoğu tarafında Keskin Dede yatmaktadır.С постели одноглазой бабушки — на север».
Sako TRG, Finlandiya yapımı bir keskin nişancı tüfeğidir.Sako TRG — снайперская винтовка производства финской оружейной компании SAKO.
29 Mart 1992'de keskin nişancı mermisi onun kalbine isabet etti.29 марта 1992 года он был убит снайпером.
Afyonun keskin, hoş olmayan kokusu ve acı bir tadı vardır.Вино приобретает неприятный, противный вкус и запах.
Zirvenin güney yönü ise oldukça dik ve keskin bir şekilde alçalır.Южный склон вершины крутой, сильно расчленен.
Çelişkilerin iyice keskinleştiği yaşam biçimleri komik olaylara neden olmaktadır.Столкновение характеров приводит к ряду забавных ситуаций.
Hayata veda etmeden önceki son yarım yılda, beyni keskin ve canlı kalırken, vücudu iflas etti.В течение 13 дней после смерти, пока верующие прощались с ней, её тело оставалось нетленным.
İnsanların gölgeleri keskindir ve kendilerinden büyüktür.فإنّ الإنسان مثلا يتناول زيدا وعمروا وبكرا وغيرهم بالحمل عليها.
Ve bunların gözleri keskindi: Görüyorlardı.فحلفوا له: ما رأوه، فلزمهم.
Topoloji uzayın bağlı olduğu yollarla ilgilenir ve uzaklıkların ve açıların keskin ölçülerini göz ardı eder.طوبولوجيا يتعلق بالطريقة التي ترتبط الفضاء ويتجاهل قياسات دقيقة لمسافة أو زاوية.
Küçük ve keskin çok sayıda dişe sahiptir.له أسنان صغيرة وجمجمة واسعة.
Ayrıca, keskin nişancıların minarelerin bazılarında yuvalarını yaptıklarını iddia ettiler.كما ادعوا أن القناصة صنعوا عيشهم في بعض المآذن.
Cuheyman yandaşları keskin nişancılarla karşı koymaya çalıştı ancak başarılı olamadı.غريس حاولت اصطياد "الدخلاء" ببندقية لكن لم تستطع العثور عليهم.
Bir ya da her iki gözde renkli görmede ve görme keskinliğinde bozulmaya yol açabilir.في بعض الأحيان، واحدة أو كلتا العينين قد تبرز للأمام.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.ولا توجد حدود فاصلة بين هذه الممارسات بل غالباً ما يحدث تداخل بينها.
Saldırganlar bıçak kullanır ve birçok durumda kurbanın vajinasına keskin cisimler sokulur.واستخدم المهاجمون العصي والسكاكين والشفرات، وفي عدة حالات تم إدخال أجسام حادة في مهبل الضحية.
Vasili Zaytsev – Keskin nişancı.فورست شباير—قناص.
Birçok eleştirmene göre These Days, grubun en keskin ve oturmuş albümüydü.الإرث الذى بقى حتى هذه الأيام هو الشاشة العريضة أو البانورامية.
Ayrıca keskin nişancılık üzerine iki adet eğitim kitabı yazmıştır.وقاموا بكتابة ورقتين بحثيتين عن الإنشطار.
Spielberg bunun filme "doğallık ve keskinlik" verdiğini ve "konuya hizmet ettiğini" düşündüğünü söyledi.Spielberg achou que isso deu ao filme "um espontaneidade, uma borda, e também serve como sujeito".
Emma Goldman'ın sözleriyle "Amerika'nın yetiştirdiği en yetenekli ve keskin zekalı anarşist."Foi considerada por Emma Goldman como "a mais dadivosa e brilhante anarquista já nascida nos Estados Unidos".
"Müsteşar Keskin yoğun bakımda".«Sesi investe pesado em contratações».
1850’nci yıllarda Tyutçev sevgiye facia mânasını veren bir sıra keskin aşk şiirlerini meydana getirir.Nos anos 1850 ele criou uma série das poesias apaixonadas onde o amor se compreende como uma tragédia.
Bu sebeple keskin nişancı hedefin daha üstüne nişan alır.Um grande raio, então, descer sobre o alvo.
Keskin dişleri vardır.Tem dentes pontiagudos.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.As divisões entre todos esses grupos são duras e suas fronteiras não são sólidas.
Keskin kayalıklara sahiptir.É duro como quebrar rochas.
Bob Lee Swagger Amerikan hükümeti için çalışan bir keskin nişancıdır.Bob Lee Swagger é um exímio soldado, que pertencia ao exército americano.
Cihaz, % 2'lik veya daha üstün bir ışık ölçümü keskinliğinde saniyede 100,000'e yakın ölçüm yapabiliyordu.Poderia fazer até 100.000 medições por segundo com uma precisão fotométrica de cerca de 2% ou melhor.
Tahtadan veya bambudan yapılan kazıklar keskin ucu yukarı gelecek şekilde toprağa saplanır.A mesmas consistem numa estaca afiada de madeira ou bambu colocada verticalmente no chão.
Keskin kenarlı değildir.O endosperma está ausente.
Ancak sayısal algılayıcılarda "aşırı ışık yanması" dolayısıyla detayların kaybı keskin olabilir.Neste caso, para chamar esta iluminação "inteligente" pode ser a fonte de muita confusão.
Gagarin, yaşamı boyunca fiziksel olarak uygun bir halde kaldı ve keskin bir sporcuydu.Hamann gaguejava e foi um hipocondríaco por toda a sua vida.
Dikenler sert ve çok keskindir, yumuşak yüzeyleri kolaylıkla delebilirler.As armaduras e armas são extremamente leves, mas sobrenaturalmente duráveis.
İnsanların gölgeleri keskindir ve kendilerinden büyüktür.Zo besteelt hij de mensen en verrijkt zich buitensporig.
Neutra keskin bir ironi anlayışı vardı.Neutra had een sterk gevoel voor ironie.
Deniz Kuvvetleri'nde görev yapmış eşi Chris Kyle Amerika tarihinin en ölümcü keskin nişancısı olarak bilinir.De Navy SEAL Chris Kyle geldt als de dodelijkste schutter aller tijden.
Bu tür dışarıdan görünmeyen 74 ile 108 arasında ince ve keskin dişlere sahiptir.Ze hebben 74 tot 108 dunne, scherpe tanden die niet langs buiten zichtbaar zijn.
Süveyş Kanalı’nın kamulaştırılması en keskin neden oldu.Een probleem was de verlenging van het Suezkanaal.