keşke ile cümle

keşke kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!내가 불을 땅에 던지러 왔노니 이 불이 이미 붙었으면 내가 무엇을 원하리요
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Oheň přišel jsem pustiti na zemi, a co chci, jestliže již hoří?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Oheň som prišiel hodiť na zem, a čo chcem, ak už je zapálený?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Prišel sem, da vržem ogenj na zemljo, in kaj hočem, če že gori.
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Przyszedłem, abym ogieó puścił na ziemię, i czegoż chcę, jeźli już gore?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Sono venuto a portare il fuoco sulla terra; e come vorrei che fosse gia acceso
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Ta đã đến quăng lửa xuống đất ; nếu cháy lên rồi , ta còn ước_ao chi nữa !
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Ta đã đến quăng lửa xuống đất; nếu cháy lên rồi, ta còn ước ao chi nữa!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Tulta minä olen tullut heittämään maan päälle; ja kuinka minä tahtoisinkaan, että se jo olisi syttynyt!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Vim lançar fogo � terra; e que mais quero, se já está aceso?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Πυρ ηλθον να βαλω εις την γην, και τι θελω, εαν ηδη ανηφθη;
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Огонь прийшов я кинути на землю; і чого хочу? тільки щоб запалав уже.
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Огонь пришел Я низвести на землю, и как желал бы, чтобы он уже возгорелся!
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!Огън дойдох да хвърля на земята; и какво повече да искам, ако се е вече запалил?
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!להפיל אש על הארץ באתי ומה חפץ אני כי כבר בערה׃
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!جئت لألقي نارا على الارض. فماذا اريد لو اضطرمت.
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!我 來 要 把 火 丟 在 地 上 . 倘 若 已 經 覂 起 來 、 不 也 是 我 所 願 意 的 麼
‹‹Ben dünyaya ateş yağdırmaya geldim. Keşke bu ateş daha şimdiden alevlenmiş olsaydı!我 來 要 把 火丟 在 地上 . 倘若 已 經覂 起來 、 不 也 是 我 所 願意 的 麼
Beni görmek istemediğini biliyorum, keşke hasta olabilsem böylece zorlanmazsın.Ώστε να μην μπορείς να μην με βλέπεις, ακόμα και αν δεν αντέχεις να με βλέπεις.
Beni görmek istemediğini biliyorum, keşke hasta olabilsem böylece zorlanmazsın.وحتى وان لم تحتملي رؤيتي فلن تكوني قادرة على تركي
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.그로부터 2년 후 그녀와 저녁을 먹게 되었어요. 우리가 함께 먹은 수많은 저녁 중 하나였지요.
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm."eu costumava desejar nunca ter casado, nunca ter tido filhos.
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Ik zou hem vragen waar hij in godsnaam mee bezig was." Sue staarde naar de grond en dacht even na.
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Keď som s ňou večeral o pár rokov neskôr -- pri jednej z množstva večier, ktoré sme spolu mali -- povedala:
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Kiedy parę lat później jedliśmy kolejną wspólną kolację, powiedziała:
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm."Sabes, cuando ocurrió, solía desear nunca haberme casado, nunca haber tenido hijos.
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Vài năm sau khi tôi dùng bữa tối với bà, một trong nhiều bữa tối chúng tôi ăn cùng nhau,
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.Пару лет спустя, за ужином — это был один из многих совместных ужинов — она сказала:
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.כשאכלתי איתה ארוחת-ערב, כעבור שנתיים-- אחת מהרבה ארוחות-ערב שאכלנו יחד--
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.عندما تناولت العشاء معها بعد سنتين -- واحد من أكثر من عشاء تناولناه معًا --
"Bilirsin, ilk olduğunda, keşke hiç evlenmemiş hiç çocuk sahibi olmasaydım diye düşünmüştüm.何度も ご一緒したうちの一回です 彼女は言いました 「あの事件があった時
Bilmiyorum, Marko. Keşke bilebilsem.Ik weet er niets over, Marko, Ik wou dat ik het wist.
Bilmiyorum, Marko. Keşke bilebilsem.Sám by jsem to rád věděl, ale nevím.
Bilmiyorum, Marko. Keşke bilebilsem.Sám by som to rád vedel, ale neviem.
Biraz karışık olabilir ama hatırlayın --keşke bunları kapatacak birşeyim olsaydı.att jag hade något att täcka detta med. Tyvärr kan jag inte visa med fingrar i denna video.
Biraz karışık olabilir ama hatırlayın --keşke bunları kapatacak birşeyim olsaydı.etwas um das abzudecken
Biraz karışık olabilir ama hatırlayın --keşke bunları kapatacak birşeyim olsaydı.혼란스러울 지도 모르지만 기억해주세요 이걸 설명할 수 있도록 할 수 있으면 좋겠네요.
Biraz karışık olabilir ama hatırlayın --keşke bunları kapatacak birşeyim olsaydı.Možná je to matoucí... Kéž bych měl něco, čím bych to tu zakryl.
Biraz karışık olabilir ama hatırlayın --keşke bunları kapatacak birşeyim olsaydı.Poate fi derutant, dar amintiți-vă - aș vrea să fi avut ceva cu care să acopăr asta.
Biraz karışık olabilir ama hatırlayın --keşke bunları kapatacak birşeyim olsaydı.To może być mylące, ale pamiętajcie -- chciałbym mieć coś czym mógłbym to zakrywać.
Biraz karışık olabilir ama hatırlayın --keşke bunları kapatacak birşeyim olsaydı.ربما انه سيكون مزعجاً، لكن تذكروا --اتمنى لو كان لدي شيئ يمكن ان يغطي هذا
Biraz karışık olabilir ama hatırlayın --keşke bunları kapatacak birşeyim olsaydı.ここは隠すことが出来るようにしたいですが、 残念ながら、私の指はこの動画で示すことは出来ません。
Birincisi: Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.2番 友達と連絡を絶やさず にいればよかった
Birincisi: Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.첫째: 그렇게 열심히 일만하지 않았더라면.
Birincisi: Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.Primero: desearía no haber trabajado tan arduamente.
Birincisi: Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.Νούμερο ένα: εύχομαι να μην είχα δουλέψει τόσο σκληρά.
Birincisi: Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.מספר 1: הלואי שלא הייתי עובד כל כך קשה.
Birincisi: Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.الأول: أتمنى أنني لم أكن أعمل بجد.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Als ik een half uur had, zou ik vertellen hoe deze duik ons bijna fataal werd.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Aş vrea să pot să vă povestesc jumătate de oră despre cum aproape am murit la această scufundare.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Bárcsak fél órát azzal tölthetnék, hogy elmesélem Önöknek, hogyan haltunk meg majdnem ennél a merülésnél.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Desearía poder pasar media hora contándoles la forma en que casi morimos en esta inmersión.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Gdybym miał pół godziny opowiedziałbym wam o tym jak prawie wtedy zginęliśmy.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Gostava de poder despender meia hora a contar-vos sobre como quase morremos neste mergulho.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Ich würde Ihnen gerne eine halbe Stunde lang berichten, wie wir bei diesem Tauchgang fast gestorben sind.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Jag hade velat ha en halvtimme att berätta om hur vi nästan dog på den dykningen.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Jeg ville ønske jeg kunne bruge en halv time på at fortælle jer om hvordan vi næsten døde ved dette dyk.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Kiež by som vám mohol polhodinu rozprávať o tom, ako sme sa pri tom potápaní takmer zabili.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.한 삼십분동안 여러분들께 얘기 드리고 싶네요, 이 다이빙에서 어떻게 거의 죽을 뻔했는지요.
Bu dalışta ölmeye ne kadar yaklaştığımızı anlatacak yarım saatim olsaydı keşke.Přál bych si mít půl hodiny čas, abych vám mohl vyprávět, jak jsem při tomto potápění málem umřeli.
İlgili Sayfalar