Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.Zetknąłem się z tymi problemami zupełnie przez przypadek.
Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.Έπεσα λοιπόν τυχαία στο όλο θέμα.
Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.Натъкнах се на тази идея напълно случайно.
Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.Я втянулся в этот проект совершенно случайно.
Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.Я натрапив на цю тему цілком випадково.
Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.ובכן, אני נתקלתי בכל הדבר הזה לגמרי בטעות.
Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.حسناً، لقد اصتدمت انا بهذا الموضوع بالصدفة كلياً.
Ben tüm bu olayın içine tamamen kazara daldım.コンピュータ・プログラムの書き方を 教えていました
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Először is, egy ember próbál minket megölni - nem egy fa zuhan ránk véletlenül.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Erstens ist es ein Mensch, der uns zu töten versucht -- es ist nicht ein zufällig umfallender Baum.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Het is een mens die ons probeert te doden. het is niet zomaar een boom die toevallig op ons valt.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.첫째는, 우리들을 죽이려고 하는게 인간이라는 것이죠. 나무가 쓰러져 인명피해가 나는 사고가 아니잖아요.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Mai întâi, este factorul uman care încearcă să ne omoare -- nu este un copac care cade peste noi din greșeală.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Především, je to lidský činitel, který se nás snaží zabít -- není to pád stromu, který nás náhodou zabije.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Primero, es un agente humano tratando de matarnos -- no es un árbol cayéndonos encima por accidente.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Primo, c'è un agente umano che cerca di ucciderci - non è un albero che ci cade addosso per caso.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Tout d'abord, c'est une personne qui cherche à nous tuer -- pas un arbre qui nous tombe dessus par accident.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Во-первых, нас пытается убить человек -- это не дерево, которое случайно на нас падает.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.Първо, посяга ни човешка сила - не е дърво, паднало случайно.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.ראשית, אלה בני אדם שמנסים להרוג אותנו - לא עץ שנפל עלינו בטעות.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.أولاً، أنها وكالة بشرية تحاول قتلنا-- أنها ليست شجرة تسقط علينا مصادفة.
Bir, bizi öldürmeye çalışan bir insan faktörü -- üzerimize kazara düşen bir ağaç değil.木が偶然私達の上に落ちてくるようなことではありません 2番目に この敵はまた私達を攻撃して ダメージを与えるかもしれません
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.Da una parte, spesso esce fuori spontaneamente, intuitivamente, per caso o per fortuna
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.Déjà, cela arrive souvent spontanément, intuitivement, accidentellement ou incidemment.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.În primul rând, deseori se întâmplă spontan, intuitiv, accidental sau incidental.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.확실한 것은, 이것은 종종 충동적으로, 직관적으로, 사고에 의해, 혹은 우연히 발생합니다.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.Po pierwsze, często dzieje się spontanicznie, intuicyjnie, przez przypadek albo przy okazji.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.Por un lado, suele suceder espontánea e intuitivamente accidental o incidentalmente.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.Πρώτον, συχνά συμβαίνει απρόοπτα, διαισθητικά, τυχαία ή συμπτωματικά.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.Во-первых, это часто случается спонтанно, интуитивно, нечаянно, или между прочим.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.Първо, често се случва спонтанно, интуитивно, случайно или инцидентно.
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.קודם כל, הוא קורה לעתים קרובות באופן ספונטני, אינטואיטיבי כתאונה או בדרך אגב
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.فهو على سبيل المثال، غالبا ما يحدث بشكل عفوي, بديهي, عرضي او غير عرضي,
Bir kere, genellikle anlık, içgüdüsel kazara ya da tesadüfidir.直感的に 偶然に あるいは 何かのついでに 生じます 無邪気 あるいは 横柄さ の結果だったり
Bir ordu subayı kazara bir Ishval'li çocugu vurarak öldürdü. Bu olay bir iç sava,sa dönü,stü.Pewien oficer przypadkowo zastrzelił isvalskie dziecko, co wywołało wojnę domową.
Bir ordu subayı kazara bir Ishval'li çocugu vurarak öldürdü. Bu olay bir iç sava,sa dönü,stü.Un ufficiale dell'esercito uccise per errore un bambino di Isval e si scatenò una guerra civile.
Bir ordu subayı kazara bir Ishval'li çocugu vurarak öldürdü.-där en officer sköt ett barn av misstag.
Bir ordu subayı kazara bir Ishval'li çocugu vurarak öldürdü.En officer skød et barn fra Isval ved en fejl.
Bir ordu subayı kazara bir Ishval'li çocugu vurarak öldürdü.-upseeri ampui vahingossa isvaalilapsen-
Bir ordu subayı kazara bir Ishval'li çocugu vurarak öldürdü.Ένας στρατιωτικός σκότωσε κατά λάθος ένα Ισβαλανό παιδί.
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."어떤 외로운 남자가 자신의 뒷 마당에서 "앗! 내가 우연히 747호를 만들었어!!" 라고 하는 그런 경우 말이죠.
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."A to je ako s tým osamelým chlapcom v poslednej lavici, a viete, "Náhodou som postavil 747 (Boeing)"
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."Dat is zoiets als die eenling in zijn achtertuin die zegt: "Ik heb per ongeluk een 747 gebouwd."
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."È come se qualcuno, in giardino, da solo, dicesse: "Ho costruito un 747 per errore."
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."Iar acela este ca acest tip singuratic din curtea din spate, și, știți voi, "Am construit accidental un 747."
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."Od razu nasuwa nam się ma myśl majsterkujący odludek, który mówi "Przypadkowo zbudowałem Boeinga 747".
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."Và điều đó giống như một anh chàng cô độc ở sân sau, bạn biết đấy -- "Tôi vô tình tạo ra một chiếc 747."
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."Y es un poco este tipo solitario, en el patio trasero de su casa, y, bueno, "accidentalmente construí un 747."
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."Как если бы какой-то одинокий парень у себя на заднем дворе случайно построил Боинг 747.
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."Това е малко като оня самотен тип в задния двор, разбирате ли, "Случайно построих един 747".
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."וזה סוג האדם המתבודד בחצר האחורית, אתם יודעים -- "בטעות בניתי 747."
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."وذلك الشخص الوحيد في الفناء الخلفي، وكما تعلمون "فقد قمت ببناء 747 عن قصد"
Bu arka bahçedeki şu yalnız çocuğu andırıyor, var ya "Kazara bir 747 inşa ettim."「間違って747を作っちまった!」という感じで それは起きないでしょう
Bu, kazara olmaz, bunu hatırlamaya yönlendirilirsiniz.A nebude to náhodou; budete k tomu přivedeni.
Bu, kazara olmaz, bunu hatırlamaya yönlendirilirsiniz.Bạn không tự nhiên lại làm thế; bạn sẽ làm thế vì bạn được dẫn dắt làm thế.
Bu, kazara olmaz, bunu hatırlamaya yönlendirilirsiniz.Das passiert nicht aus Versehen, Sie werden daraufhingelenkt.
Bu, kazara olmaz, bunu hatırlamaya yönlendirilirsiniz.Dat doe je niet bij toeval... je werd gestuurd.
Bu, kazara olmaz, bunu hatırlamaya yönlendirilirsiniz.Du kommer inte att göra det av en slump, du kommer att göra det eftersom du är vägledd att göra det.
Bu, kazara olmaz, bunu hatırlamaya yönlendirilirsiniz.Du vil ikke gøre det ved et tilfælde, du vil gøre det, fordi du er vejledt til at gøre det.
Bu, kazara olmaz, bunu hatırlamaya yönlendirilirsiniz.Ezt nem fogják véletlenül megtenni; azért fogják megtenni, mert rávezetik Önöket.