Ana içeriğe geç
Sözlük

kazan ile cümle

kazan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kazanın nasıl olduğunu biliyor musun?Do you know how the accident happened?
Kazanın nedeni bizce bilinmiyor.The cause of the accident is not known to us.
Kazanın nedeni bilinmiyor.The cause of the accident is unknown.
Kazanın nedenini araştırıyoruz.We are looking into the cause of the accident.
Kazanın ardından polis kalabalığa geri durmasını söyledi.After the accident, the police told the crowd to keep back.
Kazanın sorumlusu sendin.It was you that was responsible for the accident.
Muhtemelen önümüzdeki seçimlerde kazanacak.He'll probably win in the next election.
Kazandığımı öğrendiğimde şaşırdım.I was amazed to learn I had won.
Kendi giysilerini yaparsan, bu sana para kazandırır.If you make your own clothes, it will save you money.
Ne kadar çok kazanırsan, o kadar çok harcarsın.The more you earn, the more you spend.
Yetenekli bir tamirci makul ücretler kazanır.A skilled mechanic earns decent wages.
Kazanıp kazanmamanın bir önemi yok.It doesn't matter whether you win or not.
Kazanıp kazanmaman bir şey fark etmiyor.It doesn't matter whether you win or not.
Kazanmanın bir dış şansı vardır.There's an outside chance of winning.
Çok az kazanma şansımız var.We have little chance of winning.
Bir kazanan olmak iyidir.It is good to be a winner.
Tüm oyunu kazanma umudu kayboldu.All hope of winning the game vanished.
Kazanın çıkardığı sesi asla unutmayacağım.I'll never forget the sound the crash made.
Umarım ödülü kazanmayı başarırsınız.I hope you will succeed in winning the prize.
Bir kişinin kazanabileceği en değerli beceri, kendini düşünebilme yeteneğidir.The most valuable skill one can acquire is the ability to think for oneself.
Başkalarının hakkında kötü konuşarak bir şey kazanamazsın.You gain nothing by speaking ill of others.
Herkes bir kazananı sever.Everybody loves a winner.
Övüldüğümüz zaman güven kazanırız.When we are praised, we gain confidence.
Çok sayıda şirket sözleşmeyi kazanmak için yarışıyor.Several companies are competing to gain the contract.
Sabır sonunda kazanır.Patience wins out in the end.
Kampanya başarılı oldu ve o, seçimi kazandı.The campaign succeeded and she won the election.
Tamamen NTT'ye ait şirket, iyi kazanıyor.The company, wholly owned by NTT, is doing well.
Hızlı bir çocuk yarışı kazanabilir fakat yavaş bir çocuk bile yarışabilir.A fast child may win the race, but even a slow child can compete.
Sendika, % 5 oranında ücret artışı kazandı.The union won a 5% wage increase.
Jack davasından kazandığı parayla refah içinde yaşayabilmeli.With the money Jack won from his lawsuit, he should be able to live on easy street.
Erken kalkma alışkanlığını kazanmalısın.You should cultivate the habit of getting up early.
Onun kötü bacağı yarışı kazanmasını engelledi.His bad leg prevented him from winning the race.
Birçok kumarbaz, at yarışı pistinde para kazanır ve kaybeder.Many gamblers win and lose money at the horse-race track.
Emekli olduğunda büyük bir aylık kazanmıyordu.He wasn't earning a large salary when he retired.
Tayfun Kyushu'ya doğru giderken güç kazanıyor.The typhoon is gaining strength as it heads for Kyushu.
Kız kardeşim, bir üniversite öğrencisi, konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.My sister, a university student, won first prize in the speech contest.
Önemli olan oyunda kazanmak değil, oyunun içinde yer almak.The important thing is not to win the game, but to take part in it.
Herkes cumhurbaşkanlığı seçimlerini kimin kazanacağını görmek için nefeslerini tuttu.Everyone held their breath to see who would win the presidential election.
Turnuvayı kimin kazanacağını düşünüyorsun?Who do you think will win the tournament?
O bana yarışı kimin kazanacağını düşündüğümü sordu.He asked me who I thought would win the race.
Kimin kazanacağı benim için önemli değil.It makes no matter to me who wins.
Kısa zamanda çok para kazanmak kolay değildi.It was not easy to get a lot of money in a short time.
Ev sahibi takım kazandı.The home team won.
Yavaş ama istikrarlı yarışı kazanır.Slow but steady wins the race.
Soruşturma komitesi, kazanın sebebini araştırıyor.The investigating committee is looking into the cause of the accident.
Şirket 4 milyar dolar satıştan, 300 milyon dolar kazandı.The company earned $300 million on sales of $4,000 million.
Kazanacağın çok az şeyin ve kaybedeceğin çok şeyin var.You have little to gain and much to lose.
Okuma bir kez kazanıldığında asla kaybolmayan alışkanlık türüdür.Reading is the kind of habit that once acquired is never lost.
Oyunda altın madalyayı Japonya takımı kazandı.The Japan team won the gold medal in the game.
O iyi bir atıcı olsa bu oyunu kazanırız.If he were a good pitcher, we would win this game.
Onun maçı kazanma şansı olduğuna hiç kimse inanmadı.Nobody believed he stood a chance of winning the match.
Onun yarışmayı kazanması gerektiği doğaldı.It was natural that he should win the contest.
Hiçbirimiz, onun uzun mesafe yarışı kazanma kararını bilmiyordu.None of us knew his decision to win the long-distance race.
Yarışı yine kazandı.He won the race again.
Onun yarışı kazandığı gerçek mi?Is it true that he won the race?
Onun birincilik ödülünü kazandığı doğrudur.It is true that he won first prize.
Altın madalya kazandığı için onu tebrik ettik.We congratulated him on winning a gold medal.
O, oyunu mutlaka kazanacak.He is certain to win the game.
Oyunu kazanması tamamen şanstı.It was pure chance that he won the game.
Onun kazanacağına 10.000 yen bahse girerim.I'll bet 10,000 yen on his winning.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod