Büyük ihtimalle kazanacak.There is a good chance that he will win.
Onun kazanma şansı yüksek.There is a good chance that he will win.
Onun az miktarda kazanma şansı vardır.There is little chance of his winning.
Onun seçimi kazanacağı açık.It is apparent that he will win the election.
Onun seçimi kazanması için herhangi bir olasılık var mı?Is there any possibility that he'll win the election?
Onun seçimi kazanması için herhangi bir ihtimal var mı?Is there any possibility that he'll win the election?
Şampiyonluğu kazanması muhtemeldir.He is likely to win the championship.
Onun kalbini kazanma fırsatı olmayacak.He will have no chance of winning her heart.
Eğer onun hatası olmasaydı biz kazanırdık.If it had not been for his error, we would have won.
Onun yetersiz kazançlarıyla yaşamak zordu.It was difficult to live on his meager earnings.
Onun deneyimi, ona işi yapma niteliği kazandırıyor.His experience qualifies him to do the job.
Onun fikirleri ona asla bir nikel kazandırmadı.His ideas never fetched him a nickel.
Onun atı üç boy farkla kazandı.His horse won by three lengths.
Kazanın olmamış olmasını diliyor.He wishes the accident hadn't happened.
O, gazete dağıtarak para kazandı.He earned money by delivering newspapers.
Geçinmek için yeterli para kazanmıyor.He doesn't earn enough money to live on.
Günde on dolardan fazla kazanmıyordu.He earned no more than ten dollars a day.
O, o işte ayda beş yüz dolardan daha fazla kazanır.He earns more than five hundred dollars a month in that job.
O iyi bir aylık kazanıyor.He earns a good salary.
O, oldukça çok kazanır.He earns a great deal.
O, çok para kazandı.He has earned a lot of money.
O yüzme şampiyonluğunu kazanacağından emin.He is sure to win the swimming championship.
O, oyunu kazanacağından emin.He is sure to win the game.
O maçı kazanmaya zorunlu.He is bound to win the match.
O kazanacağından emin.He is sure to win.
Bu parayı nasıl kazandı?How did he come by this money?
Onun bu oyunu kazanması muhtemeldir.He is likely to win this game.
O, muhtemelen bu oyunu kazanır.He is likely to win this game.
O yazım yarışmasında birincilik ödülü kazandı.He won first prize at the spelling contest.
O, yarışı kolayca kazandı.He won the race easily.
Kazanın tek tanığıydı.He was the only witness of the accident.
Kazanın sonucu olarak geç kaldı.He was late as a result of the accident.
Ödülü kazanmış olmaktan gurur duyuyor.He is proud of having won the prize.
Ödül almaya hak kazandı.He is entitled to receive the reward.
Çok para kazanmak için çok çalıştı.He worked very hard to earn a lot of money.
Mümkün olduğunca çok para kazandı.He earned as much money as possible.
Dövüşü nakavtla kazandı.He won the fight by a knockout.
O, Havayi'ye bir seyahat kazanmış kadar mutlu görünüyor.He looks as happy as if he had won a trip to Hawaii.
O bir otel görevlisi olarak yaşamını kazanır.He earns his living as a hotel boy.
Kısa sürede soğukkanlılığını geri kazandı.He soon recovered his composure.
O sıkı çalışarak bir burs kazanmayı başarmayı umuyor.He expects to succeed in winning a scholarship by studying hard.
O, günde 20 dolar kazanır.He earns twenty dollars a day.
O, birincilik ödülü kazanacak.He will win the first prize.
Hayatını İngilizce öğreterek kazanıyor.He earns his living by teaching English.
İngilizce konuşma becerisi kazandı.He acquired the ability to speak English.
O, şirketimiz için değerli bir kazanımdır.He is a valuable acquisition to our company.
O, atıştırma alışkanlığı kazandı.He acquired the habit of snacking.
Sanırım o, balık satarak para kazanır.I think he makes money by selling fish.
Bir öğretmen olarak hayatını kazandı.He earned his living as a teacher.
O, geçimini öğretmenlik yaparak kazanır.He earns his living by teaching.
Sadece para kazanmayı düşünüyor.He thinks only of making money.
Para kazanmayla o kadar meşguldü ki başka bir şey düşünecek vakti yoktuHe was so intent on money-making that he had no time to think of anything else.
Para kazanmaktan başka bir şey düşünmez.He thinks of nothing but making money.
O, ayda 300,000 yen kazanır.He earns 300,000 yen a month.
O, üçüncülük ödülünü kazandı.He won the third prize.
O, harcayabileceğinden daha çok para kazanıyor.He earns more money than he can spend.
Bana takımımızın kazandığı haberini getirdi.He brought me the news that our team had won.
Benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanır.He earns three times as much as me.
O, maaşımın iki katını kazanıyor.He is earning twice my salary.
O, maaşımın iki katını kazanır.He earns double my salary.