Tom asla yeniden bilinç kazanmadı.Tom never regained consciousness.
Tom yeniden bilinç kazandı.Tom has regained consciousness.
Tom her zaman kazanır.Tom wins every time.
Tom kazanmayı hak ediyor.Tom deserves to win.
Tom kazanmaktan hoşlanır.Tom likes to win.
Aşk iki kişinin oynayabileceği ve her ikisinin de kazanacağı bir oyun.Love is a game that two can play and both win.
Maçı hangi takımın kazandığı gerçekten de önemli değil.Which team won the match really isn't important.
Acısız kazanç olmaz.There's no gain without pain.
Kazandığımda heyecanlıydım.I was excited when I won.
O, kazandığında çok heyecanlıydı.She was very excited when she won.
Ben birincilik ödülü kazandım.I won first prize.
O nasıl para kazanıyor?How does he make money?
İngilizceden başka bir yabancı dili öğrenerek ne kazanacaksın?What will you gain by studying a foreign language other than English?
Üzgünüm ama zaten kazandım.Sorry, but I've already won.
Bu ay çok para kazandım.I earned a lot of money this month.
O işten çok para kazanmayacağım.I won't make a lot of money from that job.
Herkes kazanır!Everybody wins!
Yazım yarışmasında bir ödül kazandım.I won a prize in the spelling competition.
Yazma yarışmasında bir ödül kazandın, değil mi?You won a prize in the spelling competition, didn't you?
O, yazım yarışmasında bir ödül kazandı.He won a prize in the spelling competition.
Mary yazım yarışmasında bir ödül kazandı.Mary won a prize in the spelling competition.
Biz yazım yarışmasında ödüller kazandık.We won prizes in the spelling competition.
Onlar yazım yarışmasında ödüller kazandılar.They won prizes in the spelling competition.
Tom bir dolma aslan kazandı ve ben oyuncak bir ayı kazandım.Tom won a stuffed lion and I won a teddy bear.
Bu şirket özel bilgilerinizi üçüncü şahıslara satarak para kazanır.This company makes money by selling your private information to third-parties.
Siyah kazanır.Black wins.
Ben kaybetmedim. Sadece kazanamadım.I didn't lose. I just couldn't win.
Bu düelloyu kazanalım.Let's win this duel.
Ücretsiz bir araba kazandım.I won a free car.
Ücretsiz bir araba kazandın, değil mi?You won a free car, didn't you?
Bedava bir araba kazandı.He won a free car.
O ücretsiz bir araba kazandı.She won a free car.
Mary ücretsiz bir araba kazandı.Mary won a free car.
Biz ücretsiz bir araba kazandık.We won a free car.
Onlar ücretsiz bir araba kazandı.They won a free car.
Sen yazım yarışmasında ödül kazandın, değil mi?You won prizes in the spelling competition, didn't you?
O, genetik piyangoyu kazandı.He won the genetic lottery.
O, genetik piyangoyu kazandığını kabul ediyor.She admits that she won the genetic lottery.
O benden çok daha fazla para kazanıyor.He makes a lot more money than I do.
Onun kazandığından çok daha fazla para kazanırım.I make a lot more money than he does.
Tom Mary'den çok daha fazla para kazanır.Tom makes a lot more money than Mary.
Küçük bir kazanma şansımız var mı?Do we have a small chance of winning?
Kazanma fırsatımız var mı?Do we have a chance of winning?
Kazanma şansımız var mı?Do we have any chance of winning?
Tom ailesine bakmak için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't earn enough money to support his family.
Tom'un yarışı kazanmasını umuyordum.I expected Tom to win the race.
Beklenildiği gibi Tom yarışı kazandı.As was expected, Tom won the race.
Kazanın nedeni henüz belli değil.The cause of the accident is still not clear.
Biz bunu gerçekten kazanabiliriz!We can really win this!
Kazanmak istiyor musun?Do you want to win?
Brezilyalı Priscila Meirelles, 2004 yılında Dünya Güzeli ünvanını kazandı.Priscila Meirelles from Brazil won the title of Miss Earth in 2004.
Ayda ne kadar kazanıyorsun?How much do you make a month?
Bu yarış zaten kazanıldı.This race is already won.
O kesin kazanacak.He'll win for sure.
Tom hiçbir şekilde seçimi kazanacağından emin değil.Tom is by no means sure of winning the election.
Aşk zafer kazanmalıdır.Love must triumph.
Aşk kazanacaktır.Love will triumph.
Geçen yıl net kazancınız neydi?What was your net profit last year?
Biz hâlâ bu oyunu kazanabiliriz.We can still win this game.
Tom sadece para kazanma hakkında düşünür.Tom only thinks about making money.