Ana içeriğe geç
Sözlük

kazan ile cümle

kazan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom az önce piyangoyu kazandığına inanamadı.Tom couldn't believe that he had just won the lottery.
Güvenini yeniden kazanmış gibi görünüyorsun.It looks like you've regained your confidence.
Ben zengin olacağım. Az önce piyangoyu kazandım.I'm going to be rich. I just won the lottery.
Keşke Tom Mary'nin yarışı kazandığını görebilseydi.I wish Tom could've seen Mary win the race.
Tom bize ne kadar para kazandığına dair yalan söyledi.Tom lied to us about how much money he made.
Sana şimdi kazandığının iki katını ödeyeceğim.I'll pay you double what you're making now.
Sen iki kişi için üç haftalık bir tatil kazandın.You won a three-week vacation for two.
Tom kazancını giderine yetiştirmekte sıkıntı yaşıyor.Tom has trouble making both ends meet.
Sen benden hiç sempati kazanmayacaksın.You won't get any sympathy from me.
Tom geçen yıl bilim fuarını kazandı.Tom won the science fair last year.
Tom kimin kazandığını görmek için etrafta değildi.Tom wasn't around to see who won.
Ben sadece size zaman kazandırmaya çalışıyorum.I'm only trying to save you time.
Tom üç bin dolar kazandı.Tom won three thousand dollars.
Ben geçen yıl ikincilik ödülünü kazandım.I won second prize last year.
Bu kez kazanacağım.I'm going to win this time.
Bunu gerçekten kazandınız.You've really earned this.
Tom kazanıyor gibi görünüyor.Tom appears to be winning.
Tom ilk raundu kazandı.Tom won the first round.
İlk eli Tom kazandı.Tom won the first hand.
Tom son kez kazandı.Tom won the last time.
Bunu kazanacağım.I'm going to win this.
Ben dürüstçe kazandım.I won fair and square.
Tom seçimi kazandı.Tom won the election.
Tom piyangoyu kazandı.Tom won the lottery.
Tom lotaryayı kazandı.Tom won the lottery.
Kavgayı Tom kazandı.Tom won the fight.
Senin kazanmanı istiyorum.I want you to win.
Senden kazanmanı istiyorum.I want you to win.
Ben dövüşü kazandım.I won the fight.
Ben yarışmayı kazandım.I won the event.
Kazanmak zorundayız.We have to win.
Kazanmana izin verdim.I let you win.
Sen kazandın.You've won.
Siz kazandınız.You've won.
Onun sihirli tesisi için tüm kazanç bu.It's all grist for its magic mill.
ABD Asya'da hiç savaş kazanmadı ve asla orada bir savaş kazanmayacak.The United States never won a war in Asia and it will never win a war there.
Miami Heat, NBA şampiyonluğunu kazandı.The Miami Heat won the NBA championship.
Miami Heat arka arkaya ikinci NBA şampiyonluğunu kazandı.The Miami Heat won a second straight NBA championship.
Çok para kazanmanın bir yolunu bulmalıyım.I must find a way to earn a lot of money.
Çok para kazanmak için bir yol bulmak zorundayım.I must find a way to make a lot of money.
Çok para kazanmak için bir yol bulmalıyım.I have to find a way to earn a lot of money.
Bu bir kazan-kazan durumu.It's a win-win situation.
Kazanmak için küçük bir şansımız var.We have a small chance to win.
Kazanmak için ufak bir şansımız var.We have small chance to win.
Ben sadece çocuklarımı beslemek için biraz para kazanmaya çalışıyorum.I'm just trying to make some money to feed my children.
Arnavutluk 1912'de Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını kazandı.Albania gained its independence from Ottoman State in 1912.
İki elle kazan, biriyle harca.Earn with both hands, spend with one.
Bush savaştığı tüm savaşları kazandı.Bush won all the wars he fought.
Ben sadece bunu biraz para kazanmak için yaptım.I just did this to make a little money.
Cadı, kazanını karıştırıyor.The witch is stirring her cauldron.
Kazan, buhar çıkarıp köpürüyor.The cauldron was steaming and bubbling.
Cadılar Bayramı için siyah bir kazanda balkabağı çorbası yaptı.She made pumpkin soup in a black cauldron for Halloween.
FIFA Dünya Kupasının ilk kazananı Uruguay'dı.The first winner of the FIFA World Cup was Uruguay.
Tom Uluslararası Chopin Piyano Yarışması'nı kazandı.Tom won the International Chopin Piano Competition.
Tom kazanıyor gibi gözüküyor.It looks like Tom is winning.
Tom muhtemelen kazanacak.Tom is likely to win.
Ben maçı kazanmadım.I didn't win the match.
Ben her zaman senin kazandığını düşündüm.I thought you always won.
Sadece biraz daha hızlı koşabilseydin yarışı kazanabilirdin.You could've won the race if you'd run just a little bit faster.
Tom'un kazanması durumunda ne olacağı konusunda endişeliyim.I'm worried about what'll happen if Tom wins.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod