O, bunu bana söyleyerek hiçbir şey kazanmadı.He gained nothing by telling me that.
Haftada ne kadar kazanıyorsun?How much do you earn per week?
Elimden geldiğince hayatımı kazanıyorum.I earn my living as best I can.
Öfkelenerek hiçbir şey kazanılmayacak.Nothing will be gained by getting angry.
Bunu kazanmadım.I didn't earn this.
Tom zaten kazandı.Tom has already won.
Tom onu kazandı.Tom has earned it.
Tom kazanmadı, değil mi?Tom didn't win, did he?
Kazanmadılar, değil mi?They didn't win, did they?
Tom bitirmek için kazanmadı.Tom didn't get to finish.
Niçin hiç kazanmıyorum?Why don't I ever win?
Kazanmayı seviyorsun, değil mi?You like winning, don't you?
Bu kez kazanabilirim.I can win this time.
Ben kazanabilirim. Bundan eminim.I can win. I'm sure of it.
Kazandığımıza inanamıyorum.I can't believe we won.
O bir kazanova.He's a casanova.
O her şeye rağmen zafer kazandı.She triumphed against all odds.
Ayak bileğimi incitmeseydim yarışı kazanabilirdim.I could have won the race if I hadn't sprained my ankle.
Ben gerçekten kazanmayı beklemiyordum.I didn't really expect to win.
Daha fazla para kazanmak için bir yol buldum.I figured out a way to make more money.
Ben yaz boyunca kaybettiğim kiloyu geri kazandım.I gained back the weight I'd lost over the summer.
Bugün bekleriz, yarın kazanacağız.Today we wait, tomorrow we will win.
Tom'u kazandırmak zorunda kaldım.I had to let Tom win.
Tom'un kazanmasına izin vermek zorunda kaldım.I had to let Tom win.
Geçen hafta neredeyse hiç para kazanmadım.I hardly made any money last week.
Ranzalar, alandan kazanmanın bir yoludur.Bunk beds are a way to save space.
O, Nobel Edebiyat ödülünü kazandı.He won the Nobel Prize for Literature.
İçimde kazanabileceğimize dair bir his var.I have a feeling that we may win.
İlk milyon dolarımı zaten kazandım.I've already made my first million dollars.
Formumu geri kazanmak zorundayım.I've got to get back into shape.
Birçok düşman kazandım.I've made a lot of enemies.
Daha önce asla bir şey kazanmadım.I've never won anything before.
Hayatımda asla bir şey kazanmadım.I've never won anything in my life.
Hayatımı kazanmalıyım.I have to earn a living.
Tom'un kaç para kazandığından övünerek bahsettiğini duydum.I heard Tom bragging about how much money he made.
Umarım kazanırsın.I hope you win.
Muhtemelen kazanmayacağımı biliyorum.I know I probably won't win.
Tom'un seçimi kazanmasını istiyorum.I want Tom to win the election.
Kazanabileceğimi biliyordum.I knew I could win.
Ben kazanacağımı biliyordum.I knew I would win.
Kazanacağımızı biliyordum.I knew we'd win.
Bu işten ne kazanacsğımızı biliyorum.I know what's at stake.
Kazanacağını biliyorum.I know you're going to win.
Tom'un kazanmasına izin verdim.I let Tom win.
Çok para kazanırım.I make a lot of money.
Saatte on üç dolar kazanırım.I make thirteen dollars an hour.
Kazanmayı planlıyorum.I plan on winning.
Kazanamıyacağımın farkına vardım.I realized I couldn't win.
Köle ticareti kazançlı bir işti.Slavery was a lucrative business.
Bu savaşı kazanabiliriz.We can win this war.
Biz bu savaşı kazanabiliriz.We can win this war.
O, ayda ne kadar kazanır?How much does she earn per month?
Oğlum yarışmada birincilik ödülünü kazandığında ben çok gurur duydum.I was very proud when my son won first prize at the competition.
Bu, onurumuzu tekrar kazanmak için kelimedir.This is the word to regain our dignity.
Kazanmak için buradayım.I'm here to win.
Büyük bir ikramiye kazandım.I've hit the jackpot.
Takım dünya kupasını kazandıktan sonra balatayı sıyırdı.The team went haywire after winning the world cup.
Araziyi kestirmeden gidersek zaman kazandırır.It'll save time if we cut across the field.
Farklı insanlar bu kazanın farklı versiyonlarını anlatırlar.Different people tell different versions of the incident.
Daha fazla kişi oy verseydi biz seçimleri kazanmış olurduk.If more people had voted, we would have won the election.