kazı ile cümle
kazı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Giza'daki kazıda kayıp olan şey buydu.Dieses Mural an der Schule in Papunya ging verloren.
Kazının son senesi sadece geç devir mezarlık alanında çalışılmıştır.Danach wird es so vorkommen, als seien sie nur kurz in ihren Gräbern gewesen.
Bence bu an hafızalara kazınacak."Vielleicht ist es Zeit für eine Verjüngung“.
Ulpiana'da kazılan süsleme kalıntısı.Siehe Das Kriegsende in Lippe.
Kazı çalışmaları ve araştırmalar halen devam etmektedir.Forschung und Ausgrabungen sind hier weiterhin im Gange.
Ancak Kâzım Karabekir bu teklifini reddetmiştir.Wenig überraschend ließ der Kurfürst diese Klage zurückweisen.
Bu eserlere Kazimir Maleviç'in Siyah Karesi dahildir.Von Kasimir Malewitsch ist Das Schwarze Quadrat zu sehen.
Tamamen kaybolmuş bir halde iken 1951'den itibaren kazılarla büyük bir kısmı ortaya çıkarılmıştır.Der größte Teil des gesamten Gebietes hatte seit 1951 nicht mehr gebrannt.
Binlerce mumyalanmış kedi Mısır'da yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır.Unter Katzen: Löwenmumie in Ägypten entdeckt.
Artık Kazım, eski Kazım olamayacaktır.Der frühere Hakenturm ist nicht mehr vorhanden.
Ve bazı bölgelerden tamamen de kökü kazınmıştır."Zudem wurde die Grenze in einigen Bereichen begradigt.
Her iki kazı çalışmalarında da Erken Tunç Çağı'na tarihlenen 17 yapı katı saptanmıştır.Insgesamt wurden sieben Bauphasen unterschieden, die von voraugusteischer Zeit bis in die Spätantike reichen.
Bu filmdeki rolü nedeniyle saçlarını kazıtması gündem oldu.So spielte sie in der Verfilmung von Hair.
Bilinen en eski hendekler Mısır'daki kazılarda ortaya çıkmıştır.Auf den Abbildungen finden sich die ältesten bekannten Darstellungen von Pferden mit Streitwagen in Ägypten.
Kazılarda höyükte üç ana kültür evresinde 12 tabaka belirlenmiştir.In Anlehnung an die Zwölf Schritte haben sich für die Gemeinschaftsebene Zwölf Traditionen entwickelt.
Figürlerin iç ayrıntıları kazılarak belli edilmiştir.Die Elemente der Stichprobe sind vermutlich zufällig entnommen worden.
Sahne binasının kalıntıları, yapılan kazılarda büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır.Die Anschlüsse dieser Treppen wurden bei Ausgrabungen gefunden.
Kalıntıları günışığına çıkarmak için arkeolojik kazılara başlanmıştır.Archäologische Funde lassen aber auf eine Besiedlung bereits zur Bronzezeit schließen.
Yüzey araştırmalarında, 50 cm. derinliğinde kazı yapabilen robot kolundan yararlanılacak.Mit dem Roboterarm konnten Proben aus einer Tiefe von mindestens 50 cm geholt werden.
Mağaradaki kazılar hala devam etmektedir.Die Grabungen im Gebiet gehen weiter.
1568 yılında kanalın üçte biri kazıldı.1868 war erst ein Drittel der Tunnelröhre ausgehoben.
Saçının bir kısmı kazıtılmıştır.Am Haar sind einige Locken abgebrochen.
Ancak kazılarda Helenistik ve Ortaçağ tabakaları açığa çıkarılmıştır.Bei Ausgrabungen wurden slawische und mittelalterliche Scherben gefunden.
1928 yılında sit alanı kazılmış ve banyoların yeniden yapılmıştır.1921 wurde der Brunnen wieder freigelegt und ein Badehaus eingerichtet.
Kardeşlerinden birisi şifacı Kazi ve diğeri büyücü Teta'ydı.Einer seiner Brüder war Prediger, die anderen Kaufleute.
Bölgedeki ilk kazı çalışmaları 1932'de gerçekleştirildi.Ein erstmaliger Winterbetrieb der Hütte erfolgte 1932.
Irak'ta faaliyet gösteren şirketlerin de, hükümeti kazıklamaya çalıştıklarını kabul ediyorum.In der Türkei werden nach und nach alle, die das Handeln der Regierung kritisierten, eingesperrt...
Bir yer kazımasında yuva yaparlar ve bir-iki yumurta (nadiren üç) koyarlar.Er lief dort in einer Pokalpartie (kein Tor) und elf Ligaspielen (zwei Tore) auf.
Yerleşim yerinin ilk kazıları 1868 yılında Charles Warren tarafından yapılmıştır.Die frühesten Ausgrabungen wurden von Charles Warren im Jahre 1867 vorgenommen.
3-5 yumurtayı koydukları yuvaları basit bir yer kazımasıdır.Das aus drei bis fünf Eiern bestehende Gelege wurde auf dem Erdreich abgelegt.
Sangiran, Endonezya'daki Cava'da arkeolojik bir kazı alanıdır.Sangiran ist eine archäologische Ausgrabungsstätte auf der Insel Java in Indonesien.
Böylece tutsak bulunan Kazılık Koca da serbest bırakılır.Die gefangene Frau kann befreit werden.
Daha sonra 2002 yılında ikinci dönem kazılarına başlamıştır ve hale devam etmektedir.Ein zweiter Anlauf im Jahr 2002 begann schon vielversprechender.
Kazı çalışmaları günümüze kadar devam ettirilmiştir.Der Beruf des Käsereifers hat sich bis in die heutige Zeit erhalten.
Kazı alanında bir müze kurulması planlanmaktadır.Im Torhaus ist ein Museum eingerichtet.
Kazı alanının dar olması nedeniyle mimari yapı tam ayrıntılı belirlenememiştir.Aufgrund des Zerstörungsgrades kann die Anlage nicht eindeutig bestimmt werden.
Aydın Kazımzade.Mit klugen Fingern.
Bu sahne hafızama kazındı.Cette scène est restée gravée dans ma mémoire.
Lorenzo Nigro ve Nicolò Marchetti 1997–2000 yıllarında kazılar gerçekleştirmiştir.Lorenzo Nigro et Nicolo Marchetti ont mené des fouilles en 1997-2000.
Stalinizm, Rus devriminin bir ürünü değil, mezar kazıcısı oldu.Le stalinisme ne fut pas le produit de la révolution russe, mais son fossoyeur.
O gün kazınan yaraları ömür boyu taşıdığını ifade etmiştir.Jusqu'au jour où ils (re)découvrirent l'Art interdit : la Nécromancie.
2012 yılında, Powazki Mezarlığı kısmen Pilecki'nin kalıntıları bulabilmek için bir çaba ile kazılmıştır.En 2012, le cimetière de Powązki est partiellement fouillé dans le but de retrouver ses restes, sans succès.
Kapların üzerine ilk süsler kazınarak yapılmıştır.Les pattes antérieures sont denticulées pour faciliter le creusement.
Toplam alanın bir çeyreği kazılmıştır.Un quart du territoire est boisé.
Bölgede hâlen arkeolojik kazılar devam ettirilmektedir.Des fouilles archéologiques sont encore en cours sur la zone.
Son kazı çalışması ise 2012 yılında yapılmıştır.La dernière vidange complète a été effectuée en 2012.
Daha sonra yere kazılan çukura yerleştirilir.Puis se laissent emporter par la créature qui hante les lieux.
Bu, Yakutlar’da Demir-Kazık yıldızı, Uygurlar’da ise Altın-Kazık (Altun-Kazuk) yıldızı olarak adlandırılır.D'où le nom de Kikuseidai 掬星台 ( Un point élevé (台) où les étoiles (星) se cueillent (掬).
Üstelik Tılmıs (Tümülüs) höyüğünde herhangi bir kazı bile yapılmamıştır.Il n'y a pas de tourbillons (zone morte) créés sur la voile.
Detaylandırma ise kazıma tekniği ile oluşturulur.Dans le cas contraire, ils sont mis en centre d'enfouissement technique.
Bu dönemde yerli ve yabancı uzmanlar birçok eski yerleşim bölgesinde araştırma ve kazılar gerçekleştirdiler.Beaucoup de chercheurs azerbaïdjanais et étranger ont fait de recherches sur ce village unique.
Bu ayaklanmalarda olan çarpışma mevkileri isimleri dik duvarlar üzerine kazılmıştır.Les noms des soldats morts durant ces guerres sont gravés sur les murs.
Kazılarda çeşitli takı elemanları da ele geçmiştir.Ils ont également introduit des rongeurs par accident.
Giza'daki kazıda kayıp olan şey buydu.Elle a été découverte dans la mangrove de Gesera.
Burada büyük çukurlar kazıldı ve cesetler gömüldü.Là, des puits ont été creusés dans lesquels les cadavres furent enterrés.
Mezarın kendisi henüz kazılmamıştır.La tombe elle-même n'a pas encore été fouillée.
Kazım Dinç (Kandıra), Türk siyasetçi.Mircea Pușcă (ro), politicien roumain.
Hélène Kaziende (1967– ), öğretmen, gazeteci ve kısa öykü yazarı.Hélène Kaziendé (1967-), professeur, journaliste et conteuse.
27 Ekim 1553'de Miguel Servet Cenevre'nin hemen dışındaki bir kazıkta yakılmıştır.1553 : Michel Servet est brûlé vif sur ordre du Grand Conseil de Genève.
İyi gelişmiş kazık bir köke sahiptir.Il arbore une huppe arrondie bien développée.
İlgili Sayfalar