kaynaklanıyor ile cümle
kaynaklanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Pişmanlıklarımızın yüzde 33'ü eğitim hakkında aldığımız kararlardan kaynaklanıyor.El 33% de todos nuestros arrepentimientos, conciernen a decisiones tomadas sobre educación.
Pişmanlıklarımızın yüzde 33'ü eğitim hakkında aldığımız kararlardan kaynaklanıyor.Sajnálkozásunk 33 százaléka az oktatásról hozott döntésekkel függ össze.
Pişmanlıklarımızın yüzde 33'ü eğitim hakkında aldığımız kararlardan kaynaklanıyor.Třetina všech našich výčitek se týká rozhodnutí spojených se vzděláním.
Pişmanlıklarımızın yüzde 33'ü eğitim hakkında aldığımız kararlardan kaynaklanıyor.إذ أن 33 % من ندمنا ترجع إلى قرارات إتخذناها في حقل التعليم
Pişmanlıklarımızın yüzde 33'ü eğitim hakkında aldığımız kararlardan kaynaklanıyor.教育に対して下した決断に関連しています。 もっと勉強すれば良かったと思っています。
Resimde hissettiğimiz ciddiyet, profillerden kaynaklanıyor.Dostojność, o której wcześniej wspomniałaś przejawia się także przez ukazanie z profilu.
Resimde hissettiğimiz ciddiyet, profillerden kaynaklanıyor.Вы говорили об официальности - её создаёт это изображение в профиль.
Resimde hissettiğimiz ciddiyet, profillerden kaynaklanıyor.Офіційність, про яку було сказано раніше, досягається завдяки зображенням у профіль.
Sebebi, benim aşağıya pozitif ve yukarıya negatif dememden kaynaklanıyor. -Через те, що додатні значення направлені вниз, від'ємні значення будуть направлені вгору.
Sebebi, benim aşağıya pozitif ve yukarıya negatif dememden kaynaklanıyor. -כי קבענו שהכוון החיובי הוא כלפי מטה, אז כלפי מעלה נקבל מספר שלילי.
Şimdi sorumuz şu, aradaki fark nereden kaynaklanıyor?Takže otázka je, co tvoří tenhle rozdíl?
Şimdi sorumuz şu, aradaki fark nereden kaynaklanıyor?株式の市場価値について考えるとき、
Size cevabı vermedi. 09:00 Cevabı vermemesinin sebebi, gerçek bir cevap olmamasından kaynaklanıyor.И причината да не ви дава решение, или поне решение, което ви допада, е защото тук няма реални решения.
Sorun yine geleneklerden, zihniyetlerden ya da Kuran'ın Ortaçağ'da yapılmış yorumlarından kaynaklanıyordu.lub z interpretacji Koranu, które stworzyli muzułmanie w średniowieczu.
Sosyal statü de hayal ürünü, ve direkt olarak mülkiyet hissinden kaynaklanıyor.El estatus social es otra imaginación y está directamente relacionado con el sentido de la propiedad.
Sosyal statü de hayal ürünü, ve direkt olarak mülkiyet hissinden kaynaklanıyor.Le statut social est une autre imagination et est directement lié à la notion de propriété.
Sosyal statü de hayal ürünü, ve direkt olarak mülkiyet hissinden kaynaklanıyor.Lo status sociale è un altra immaginazione ed è direttamente correlata al senso di proprietà.
Sosyal statü de hayal ürünü, ve direkt olarak mülkiyet hissinden kaynaklanıyor.Status sosial adalah imajinasi lain dan itu secara langsung berkaitan dengan rasa kepemilikan
Sosyal statü de hayal ürünü, ve direkt olarak mülkiyet hissinden kaynaklanıyor.Социалният статус е друга измислица, която е директно свързана с чувството за собственост.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Aber vielleicht lag das auch nur am größeren Sichtfeld des U-Boots.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Ale to môže byť len preto, že ponorka má širšie zorné pole.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Dar asta poate pentru că submersibilul are un câmp vizual mai mare.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.De lehet, hogy ez csak azért volt, mert a tengeralattjárónak szélesebb a látóköre.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Det kunne godt nok skyldes at ubåden har en bredere synsvinkel.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.잠수정이 더 넓은 시야를 갖기 때문일지도 모릅니다.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Mais ça pourrait juste venir du fait que le sous marin ait un champ de vision plus large.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Men det kanske bara berodde på att undervattensfarkosten har ett större synfält.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Mohlo to být však jen proto, že v ponorném plavidle je širší zorné pole.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Może powodem było jego większe pole widzenia.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Nhưng có lẽ chỉ vì máy chìm có tầm nhìn lớn hơn.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Vanuit de onderzeeër heb je breder zicht.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Αλλά, αυτό ίσως συνέβαινε επειδή το υποβρύχιο έχει ευρύτερο οπτικό πεδίο.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Возможно, это из-за широкоугольного объектива на камере аппарата.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.Но това може и да се дължи на факта, че подводниците имат по-широко поле за наблюдение.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.אבל ייתכן וזה קרה רק בגלל שלצוללת יש שדה ראייה רחב יותר.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.وقد يكون السبب وراء هذا هو أن الغواصة لها مجال رؤية أوسع.
Tabii bu sadece denizaltının daha geniş bir görüş alanı olmasından da kaynaklanıyor olabilir.それでもティブロンを使ったほうが ヴェンタナの時よりもたくさんの動物を見た気がしたのです
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...E ovviamente, sappiamo che è tutto a causa del... tutto il...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...És persze tudjuk, hogy mindez azért van, mert...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...Et bien sur, nous savons tous que c'est à cause de -- tout le....
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...I oczywiście, to wszystko z winy całej tej...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...이 모든 것의 원인은
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...Şi, desigur, noi ştim că toate sunt din cauza -- toţi ...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...Und natürlich wissen wir, dass das nur wegen...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...Y claro, sabemos que todo es por el -- todo el ...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...И разбира се, всички знаем, че това е заради, заради ...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...Конечно, мы знаем, это всё из-за, всё...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...וכמובן, אנו יודעים שזה הכל בגלל כל ה-....
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...وبالطبع ، نعلم أن هذا كله بسبب ال.. كل ال...
Tabi ki, biliyoruz ki hepsi şeyden kaynaklanıyor --şey...えーっと、どうやって説明すればいいのか。私の言い方で言うわね
Tüm bunlar, DB ve BC'nin 90 derecelik bir açı oluşturmalarından kaynaklanıyor. . .Alle de her udtryk kommer ud fra det faktum, at den vinkel mellem DB og BC er 90 grader.
Tüm bunlar, DB ve BC'nin 90 derecelik bir açı oluşturmalarından kaynaklanıyor. . .그리고 여기서 알 수 있는 것은, 선분 DB와 선분 BC 사이에서 나타나는 각은 90도라는 것입니다.
Tüm bunlar, DB ve BC'nin 90 derecelik bir açı oluşturmalarından kaynaklanıyor. . .Todas estas afirmaciones son ciertas y surgen del hecho the el ángulo formado por DB y BC es un ángulo recto.
Tüm bunlar, DB ve BC'nin 90 derecelik bir açı oluşturmalarından kaynaklanıyor. . .Toto jsou pravdivá tvrzení, které vycházejí z toho, že úhel mezi BD a BC má 90 stupňů.
Tüm bunlar, DB ve BC'nin 90 derecelik bir açı oluşturmalarından kaynaklanıyor. . .Toto sú pravdivé tvrdenia, ktoré vychádzajú z toho, že uhol medzi DB a BC má 90 stupňov.
Tüm bunlar, DB ve BC'nin 90 derecelik bir açı oluşturmalarından kaynaklanıyor. . .جميع ما قيل هنا صحيح وهذا لأن الزاوية المتكونة بين DB و BC قياسها 90 درجة
Ve bunun bir kısmı, aslında, ekonomik gerilemeden kaynaklanıyor.Časť z toho je spôsobená nedávnou ekonomickou krízou.
Ve bunun bir kısmı, aslında, ekonomik gerilemeden kaynaklanıyor.Część z nich jest spowodowana przez niedawny kryzys ekonomiczny.
Ve bunun bir kısmı, aslında, ekonomik gerilemeden kaynaklanıyor.Dan hal ini, sebenarnya, disebabkan karena kita menghadapi resesi ekonomi.
Ve bunun bir kısmı, aslında, ekonomik gerilemeden kaynaklanıyor.E alcuni di questi, in realtà, sono dovuti al fatto che siamo passati da una recessione economica.