Bu oluşumun kaynaşma süreciyle olduğuna inanılmaktadır.Spėjama, kad su tuo ir yra susijęs jo buvimas Kaune.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.See on kohversõna (portmanteau), mis on moodustatud sõnadest breakfast ja lunch.
Bu kaynaşma denen şeydir.Es gibt also scheinbar eine Mischung
Bu kaynaşma denen şeydir.Jedinec bude růžový.
Bu kaynaşma denen şeydir.이것이 융합입니다
Bu kaynaşma denen şeydir.O to chodzi w przenikaniu się cech.
Bu kaynaşma denen şeydir.Quindi questo è ciò che la fusione è.
Bu pembedir. Bu kaynaşma denen şeydir.Esto resulta en rosa. ~Pausa~
Bu pembedir. Bu kaynaşma denen şeydir.هذا سينتج لون وردى
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""A nagy Leviatán that the szólja tengerek forr, mint a forró serpenyőbe."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""De grote Leviathan dat de zeeën maketh te koken, zoals koken pan."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Den stora Leviathan som leder en haven för att koka som kokande gryta."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Den store Leviathan that gjør havene til at syde som kogende gryde."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Der große Leviathan, dass die Meere macht wie Kochkessel kochen."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""El gran Leviatán, que lo hago de los mares a bullir como marmita".
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Il grande Leviatano che maketh i mari per ribollire come pentola bollente."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""끓는 냄비처럼 담그다에 바다를 누이 시며 위대한 리워야단."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Le Léviathan grands qui fasse les mers à bouillonner comme marmite."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Leviathan maketh biển sôi lên như chảo đun sôi."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""O grande Leviatã que faz o mar a ferver como marmita."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Para Lewiatan besar yang menerbitkan laut mendidih seperti panci mendidih."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Suuri Leviathan, joka panee merien kuohua kuin kiehuvaa pannulla."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""The Leviathan mare ce va face pe mările to clocoti ca pan punct de fierbere."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Veliki Leviathan da maketh morja, da bi Vrni kot vrelo ponev."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Veľký monštrum hubiace mora, aby variť ako vriacej panvicu."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Velký monstrum hubící moře, aby vařit, jako je pan varu."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Wielki Lewiatan który zwodzi mórz ugotować jak gotująca się pan."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Ο μεγάλος Λεβιάθαν ότι maketh θαλασσών να βράζω όπως βρασμού τηγάνι."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Великий Левиафан, что делает морей бурлить, как кипения кастрюлю."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Великий Левіафан, що робить морів вирувати, як кипіння каструлю."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""Великият Левиатан, който моретата, за да се свари като кипене тиган."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""לויתן גדול מרביץ בים לרתוח כמו מחבת רותח."
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""والطاغوت الكبير الذي مكث في البحار الى الغضب مثل مقلاة يغلي".
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan."- 詩篇主ベーコンのVERSION。
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.Adevărata securitate este să doreşti mai mult legătura, decât puterea.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.An toàn thực sự là thèm khát kết nối hơn là quyền lực.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.A valódi biztonság a kapcsolatért nyúl ki, nem pedig hatalomért.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.A verdadeira segurança é estar faminto por ligações humanas em vez de poder.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.Echte Sicherheit ist nach Verbindungen zu hungern anstatt nach Macht.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır. Güvenlik satın alınamaz, bombalarla sağlanamaz.Eén actie van één iemand in één kleine stad heeft overal gevolgen.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.Keamanan yang nyata adalah mendambakan hubungan bukan kekuasaan.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.권력보다 소통을 갈구하는 것입니다
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.La real seguridad es ansiar conexion en vez de poder.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.La sicurezza reale è la fame di relazioni, piuttosto che di potere.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.La vraie sécurité, c'est d'avoir faim de contacts, plutôt que de pouvoir.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.Prawdziwe bezpieczeństwo, to pragnienie kontaktu, a nie władzy.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.Πραγματική ασφάλεια είναι να διψάς για σύνδεσμο παρά για εξουσία.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.Истинската сигурност е да жадуваш да се свържеш с останалите, а не да жадуваш за власт.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.Реальная безопасность это жажда связи, а не господства.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.ביטחון אמיתי הוא רעב לקשר ולא לכוח.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.الأمن الحقيقي هو التعطش للإتصال بدلاً عن السلطة.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.買ったり 計画したり 爆弾で作ることは出来ません
İkisi de kendini gösterebilir. İlle de kaynaşmamışlardır.Alely jsou kodominantní, projeví se obě.
İlle de kaynaşmamışlardır.Ellos no necesariamente se mezclan.
İlle de kaynaşmamışlardır.Essi non necessariamente si fondono.
İlle de kaynaşmamışlardır. İkisi de kendisini belli eder.Nie mieszają się, po prostu oba się ujawniają.
İlle de kaynaşmamışlardır.어쩔 수 없이 혼합하는 것이 아니라
İlle de kaynaşmamışlardır.Sie verschmelzen nicht irgendwie.
İlle de kaynaşmamışlardır.Не е нужно да се смесват.
İlle de kaynaşmamışlardır.ليس بالضرورى ان يمتزجا