George çok kaynaşmaz; o kendi başına kalmayı sever.George doesn't mix much; he likes to keep to himself.
Tom'un insanlarla kaynaşma sorunu var.Tom has trouble socializing with people.
Birbirinizi tanıyıp kaynaşmanıza yardımcı olması için bazı oyunlar ürettik.To help you all get to know each other, we've created some games to break the ice!
Bazı gruplarda bu vücut bölümlerinde kaynaşmalar görülebilir.Individual body parts within this sphere can be targeted.
Şarkının adı "Did you make her" ve "Jamaica" sözlerinin kaynaşmasıdır.The song was compared to "Thank You" by Jamelia.
Füzyon, gelişim sırasında ayrı olan iki dişin kaynaşmasıdır.Fusion is the union of two adjacent teeth during development.
Bu kaslar birbirleriyle kaynaşma (anastomoz) yaparlar ve gevşek bir ağ oluştururlar.There he meets Ashiya and a bond creates between them.
Kabileler arasında yapılan evlilikler bu kaynaşmayı hızlandırmıştır.He endorsed mixed marriages to accelerate this process.
Gerçek güvenlik iktidarı değil, kaynaşmayı aramaktır.Real security is hungering for connection rather than power.
Işte burada geleneksel tıp, modern tıp ve modern bilimin kaynaşmasını görüyoruzAnd you can see this blending of traditional medicine, modern medicine, modern science.
Bu pembedir. Bu kaynaşma denen şeydir.This results in pink.
İlle de kaynaşmamışlardır.They don't necessarily blend.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.And as it turned out, these guys really taught me a thing or two about blending in with the locals.
Internet bizi birbirimize bağlayıp kaynaşmamızı sağlayacaktı.The Internet was supposed to homogenize everyone by connecting us all.
"Denizler kaynar tava gibi kaynaşmak maketh büyük Leviathan.""The great Leviathan that maketh the seas to seethe like boiling pan."
Ordu silah bıraktı ve halkla kaynaşmaya başladı." şeklinde konuştu.The army laid down the weapons and started fraternising with the people."
Membran füzyon (zar kaynaşması) ile girişEntry via Membrane Fusion
Ekoloji ile kaynaşmaFusion with ecology
İki süt dişin kaynaşması.The fusion of two deciduous teeth.
Füzyon, gelişim sırasında ayrı olan iki dişin kaynaşmasıdır.Fusion is the union of two adjacent teeth during development.
Bütün yaprakarılarınd, 2A ve 3A, ilk anal ven ile kaynaşma eğilimindedir.In all sawflies, 2A & 3A tend to fuse with the first anal vein.
Çiçek organlarının sayısını, düzenini ve kaynaşmasını gösterir.It shows the number of floral organs, their arrangement and fusion.
Aiki tipik olarak savaşın ortasında bir "bir"lik veya kaynaşma (blending) fikrini tanımlar.Aiki typically describes an idea of oneness or blending in the midst of combat.
At nalı böbrek Diğer adlar Renal kaynaşma Uzmanlık NefrolojiMedical condition Horseshoe kidney Other names Renal fusion Specialty Nephrology
Daha sonra çevreden gelen başka aşiretlerin birbirleriyle kaynaşmasıyla büyümüştür.Zwischen den Erben kam es danach jedoch zu weiteren Fehden um die Erbteilung.
Kampta çeşitli spor müsabakaları ile yerel halkla kaynaşma toplantıları da yapılmaktadır.Im Gemeindegebiet sind unterschiedliche sportliche Freizeitaktivitäten möglich.
İlk olarak geçen galaksi tarafından yutulabilir ya da galaksi kaynaşmasıyla sonuçlanabilir.Der Staub wird dabei eventuell zerstört oder aus der Galaxie heraus getrieben.
Aynı dönemde kentte Hıristiyan, Arap ve Yahudi kültürleri arasında bir kaynaşma yaşandı.Die Universität wurde von der jüdischen, arabischen und christlichen Kultur gleichermaßen geprägt.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Le terme brunch est un mot-valise anglais, combinant les mots breakfast (petit déjeuner) et lunch (déjeuner).
Köylerin en önemli kaynaşma ortamı kır düğünleridir.Les plus grands frais du paysan sont pour la célébration de ses noces.
İlk olarak geçen galaksi tarafından yutulabilir ya da galaksi kaynaşmasıyla sonuçlanabilir.Une lentille gravitationnelle forte peut-être produite par une galaxie ou un amas de galaxies.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Palabra compuesta de "breakfast" y "lunch".
Bu yeni gelen kültürlerin kaynaşmasıyla da ortak yeni bir kültür meydana gelmiştir.Privati delle nostre vecchie fonti di cultura, ne creeremo di nuove.
İskender döneminde kültürel kaynaşma ve Helenleştirme hareketi başlatıldı.Со временем начался процесс германизации и полонизации поморянского населения.
Bunun yanında Roma-Mısır kültürü kaynaşması da oldu.Также пришло из романской культуры.
Bu dönemde etnik kaynaşmalar ve evlilikler olurdu.Atualmente, há casamentos interétnicos.
Filin hortumu burun ile üst dudağın kaynaşmasından oluşur.Por exemplo, encolher os ombros é uma elevação da omoplata.
Sıcaklık ve basınç karbon çekirdek kaynaşmasına yetene kadar çekirdek küçülür.De druk en temperatuur zijn dan hoog genoeg om steenkool te laten ontstaan.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Het woord stamt uit het Engels en is samengesteld (een porte-manteau) uit breakfast (ontbijt) en lunch.
Bu yeni gelen kültürlerin kaynaşmasıyla da ortak yeni bir kültür meydana gelmiştir.W ten sposób tak połączone blogi wytworzyły własną kulturę.
İslâmiyeti kabûl eden İlhanlılar devlet adamları, bölgedeki ahâliyle kaynaşmayı sağladılar.Wśród nich znajdował się Roger I, który w przyszłości miał odbić wyspę spod panowania Arabów.
Sıcaklık ve basınç karbon çekirdek kaynaşmasına yetene kadar çekirdek küçülür.Kärnan dras samman till dess att temperaturen och trycket är tillräckligt stort för att fusionera kol.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Brunch är en sammandragning av de engelska orden breakfast och lunch.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Slovo je spojení slov breakfast (snídaně) a lunch (oběd).
Sıcaklık ve basınç karbon çekirdek kaynaşmasına yetene kadar çekirdek küçülür.Jádro se zmenšuje, dokud teplota a tlak nejsou dostatečné k fúzi uhlíku.
İki farklı kültürün kaynaşmasının etkileri kilisede de görülür.A pokol motívuma is megjelenik mindkét vallásban.
Bunun yanında Roma-Mısır kültürü kaynaşması da oldu.Yhtenä syynä tähän on ollut romanien tapakulttuuri.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Ordet stammer fra engelsk, og er en sammentrækning af ordene breakfast (morgenmad) og lunch (frokost).
Her kabukta farklı bir öğe çekirdek kaynaşmasına uğrar.Under hver rod springer en kilde frem.
Sıcaklık ve basınç karbon çekirdek kaynaşmasına yetene kadar çekirdek küçülür.Kernen sammentrækkes indtil temperatur og tryk er store nok til at fusionere kulstof.
İlk ayarlarındaki LIGO, birkaç yılda hiçbir kaynaşma tespit edememiştir.Derfor er det uden mening at gøde steppebedet det første par år.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Det er et teleskopord satt sammen av ordene for frokost (breakfast) og lunsj (lunch på originalspråket).
Bu yeni gelen kültürlerin kaynaşmasıyla da ortak yeni bir kültür meydana gelmiştir.Dengan terjadinya asimilasi antara mereka, lahirlah budaya baru di kerajaan ini.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.英語のbreakfast(朝食)とlunch(昼食)を合成したかばん語である。
Toplum içinde rahatlatır, sempati yaratır, sosyal kaynaşma sağlar.1. 親切をつくし、あたたかい社会をつくりましょう。
Genç neslinde birbiri ile tanışıp kaynaşması amaçlanmaktadır ...そこで、偶然にも弥生と遭遇して……。
Bazı gruplarda bu vücut bölümlerinde kaynaşmalar görülebilir.この科のほとんどの属で芽胞を見る事が出来る。
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.영어 단어 "Brunch"(브런치)는 "breakfast"(브렉퍼스트)와 "lunch"(런치)의 혼성어이다.
Ayrıca bu evlilikler kültürel kaynaşmaya de neden olmuştur.גם נישואים אלו נעשו משיקולים פרקטיים בלבד.
Sıcaklık ve basınç karbon çekirdek kaynaşmasına yetene kadar çekirdek küçülür.Jadro sa zmenšuje, až kým teplota a tlak nie sú dostatočné na fúziu uhlíka.