kayda değer ile cümle
kayda değer kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Amerikalı'yı öldürmesi kayda değerdir.מאשר ממשלת יפן ב-1941.
Amerikalı'yı öldürmesi kayda değerdir.مما فعلته حكومة اليابان في 1941.
Amerikalı'yı öldürmesi kayda değerdir.戦争の非国家化だと
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaClaro que a ideia era tornar a frase tão preciosa que, enquanto audiência, vocês hesitariam entre:
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaEn de idee was natuurlijk om het zo kostbaar te maken dat je als publiek zou twijfelen:
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaEt l'idée était bien sûr de rendre cette phrase si précieuse qu'en tant que public vous hésiteriez :
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaIar ideea era, bineînţeles, să facem inscripţia atât de preţioasă încât, ca public, să oscilezi:
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaIdén var såklart att göra texten så värdefull att som publik skulle du stå mellan
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaJa ideana tässä oli tietenkin tehdä teoksesta niin arvokas, että yleisö olisi kahden vaiheilla
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığında그 아이디어는 물론 그 글자를 아주 귀중하게 만들어서
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaLa idea era, por supuesto, hacer una tipografía tan valiosa que como audiencia uno se planteara
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaNasz pomysł polegał na tym, by stworzyć coś tak oryginalnego, aby widownia była rozdarta na dwie części:
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaVà mục đích tất nhiên là để
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaА идея была в том, чтобы орнамент выглядел настолько дорогим, чтобы зритель оказался перед дилеммой:
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaИдеята, разбира се, беше да направим надписа толкова ценен, че като публика да се колебаете между:
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaליצירה הקטנה שלנו.
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığındaوطبعا كانت الفكرة أن نجعل الكلمات ثمينة لدرجة
Ana fikir yazıyı kayda değer hale getirmekti, izleyiciler gelip baktığında文字に価値を持たせて 観衆を
Aslında tanıştığımızdan beri yaptığın ilk kayda değer teklif oldu.Aborr... não... não... ...penso que seria a primeira proposta interessante que me fazias.
Aslında tanıştığımızdan beri yaptığın ilk kayda değer teklif oldu.Dat is het eerste oprechte voorstel dat je me gedaan hebt.
Aslında tanıştığımızdan beri yaptığın ilk kayda değer teklif oldu.Nem, azt hiszem ez lenne az első igazán érdekes ajánlata a számomra.
Aslında tanıştığımızdan beri yaptığın ilk kayda değer teklif oldu.No, no. Creo que sería la primera proposición sincera e interesante que me has hecho.
Aslında tanıştığımızdan beri yaptığın ilk kayda değer teklif oldu.Nu, cred că ar fi prima propunere cu adevărat interesantă pe care mi-o faci.
Aslında tanıştığımızdan beri yaptığın ilk kayda değer teklif oldu.أعتقد أنه سيكون أول اقتراح مثير للاهتمام حقيقي قدمته لي
Bahsettiğim bu konuyla ilgili harekete geçmek ve kayda değer çözümler üretmek için그래서 저는 lifeedited.org 에서 '인생 수정안' 이라는 프로젝트를 시작했어요. 이 문제에 있어서 더 나아가
Bahsettiğim bu konuyla ilgili harekete geçmek ve kayda değer çözümler üretmek içinאז התחלתי פרוייקט שנקרא "החיים ערוכים" ב lifeedited.org כדי לקדם את הדיון הזה
Bahsettiğim bu konuyla ilgili harekete geçmek ve kayda değer çözümler üretmek içinفبدأت مشروع "حياة منسقة" على lifeedited.org لطرح الفكرة بشكل أعمق
Bahsettiğim bu konuyla ilgili harekete geçmek ve kayda değer çözümler üretmek için所以我係lifeedited.org發起左一個叫「簡約生活」計畫 嚟更深入深討我哋個話題
Bahsettiğim bu konuyla ilgili harekete geçmek ve kayda değer çözümler üretmek için解決策を探るために Life Editedというプロジェクトを立ち上げました
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Aşa se întâmplă atunci când cunoştinţele contează.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.C'est pour cette raison que la connaissance importe.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Dat is nodig om kennis mee te laten tellen.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Deshalb ist Wissen wichtig.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Đó là điều mà phải có kiến thức thì mới được tính.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Ecco perché la conoscenza conta.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.É o que significa um conhecimento com valor.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Eso es lo que significa que el conocimiento cuente.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Ezért létezik olyan tudás, ami számít.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.그리고 그것이 고려해야할 지식이겠지요.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Na tym polega przewaga wiedzy.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Od toho je poznání.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Tätä tarkoitetaan sillä, että tieto on valttia.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.To je poznanie, ktoré sa počíta.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Για αυτό μπορούμε με τη γνώση να κάνουμε εκτιμήσεις.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.На этом основана роль знаний.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.Така познанието има значение.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.זה מה שמעניק לידע משמעות.
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.وهنالك كم من " المعرفة " يؤخذ بعين الاعتبار
Bilginin kayda değer olması bunun için önemli.どうやって私たちは道徳観の範囲に
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.10%정도의 단백질 변이만으로도 확연한 변화를 일으킬 수 있습니다. DNA 같이 디지털적인 것이 아니죠.
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.Bardzo istotne mogłoby być, że białko zmieniło się o 10%, nie jest to więc tak miłe i cyfrowe jak DNA.
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.DNAのように測定しやすくないのです そこで基本的な問題は誰かが
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.זה עשוי להיות מאוד משמעותי שפרוטאין השתנה ב-10 אחוז, אבל זה לא דבר דיגיטלי מסודר כמו DNA.
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.قد يكون ذا أهمية كبيرة إذا تغير البروتين بنسبة 10 في المائة, فهي ليست الدي إن أي الرقمية اللطيفة.
Böylelikle, gerçekten kayda değer bir noktaya geliyoruz:이제 우리는 참으로 주목할 만한 상황에 도달했습니다.
Böylelikle, gerçekten kayda değer bir noktaya geliyoruz:אך אהיה מופתע אם הם שונים. כך שהגענו למצב באמת מדהים:
Böylelikle, gerçekten kayda değer bir noktaya geliyoruz:אך אהיה מופתע אם הם שונים. כך שהגענו למצב ראוי באמת לציון,
Böylelikle, gerçekten kayda değer bir noktaya geliyoruz:لذا، يبدو الامر غريب جدا،
Böylelikle, gerçekten kayda değer bir noktaya geliyoruz:それはアメリカの知識人とアメリカの有権者の間に見られる
Bu büyük sorulara cevaplar, son yüz yılda kayda değer bir gelişme kaydettiğimizi gösteriyor.As respostas a estas grandes questões mostram que temos feito progressos notáveis nos últimos cem anos.