kayda değer ile cümle

kayda değer kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Mühendislik, bilim ve araştırma alanındaki Alman uzmanlığı oldukça kayda değer görülmektedir.Seseorang yang ahli dalam bidang teknik, sains, dan penelitian sangat dihargai di Jerman.
Görüşmelerde her iki taraf da birbirlerine kayda değer imtiyazlar vermişti.Kemudian, kedua belah pihak mengirim pesan terima kasih satu sama lain.
Kayda değer bir tarihi eseri yoktur.Tidak ada bagian cerita yang terlupa.
Bakteriyel menenjitin nedenlerinin lokal dağılımında kayda değer farklılıklar olabilir.Ada perbedaan signifikan dalam distribusi lokal untuk kasus meningitis bakterial.
Uzun süreli steroid tabletleri kullanımının da kayda değer zararları bulunur.Pengobatan kerja panjang dengan tablet steroid dikaitkan dengan efek samping yang penting.
Bu madde kayda değer olduğu düşünülen gay, lezbiyen ya da biseksüel olan ünlü kişileri içermektedir.Berikut adalah daftar dan rujukan orang terkenal yang gay, lesbian, atau biseksual.
Bakteriyel menenjitin nedenlerinin lokal dağılımında kayda değer farklılıklar olabilir.細菌性髄膜炎の原因の地域的な分布には顕著な違いがある。
1910'da bir sıra kayda değer olay ortaya çıktı.1910年に速度記録を樹立した。
Kayda değer kilo kayıpları kötüye işarettir.カッコ付きの数値は損失を表す。
Kayda değer yükseltiler bulunmamaktadır.她未留下值得记錄的事蹟。
Adam Walker (1730–1821) ve oğullarının eğitim istekleri ve gösterilerdeki başarı gayretleri kayda değerdir.亞當沃克(1730-1821)和他的兒子,試圖將教育的期望融合在戲劇的幻想中的努力是值得注意的。
Avrupa'daki Rönesans ve Aydınlanma dönemi boyunca, Yahudi toplumu içinde kayda değer değişimler yaşanmıştır.在欧洲文艺复兴与启蒙时期,犹太社群发生了重大变化。
Yıldızların çoğu için kaybedilen kütle miktarı kayda değer değildir.對多數的恆星,這樣的質量損失可以忽略不計。
Bakteriyel menenjitin nedenlerinin lokal dağılımında kayda değer farklılıklar olabilir.细菌性脑膜炎的致病菌有明顯地區性差异。
İlçe içinde bir anıt ve cami kalıntıları dışında kayda değer bir şey bulunmamaktadır.除了當初贈與魂的迷你吊飾以外,什麼都沒留下。
Uzun süreli steroid tabletleri kullanımının da kayda değer zararları bulunur.알약형 스테로이드를 이용한 장기간 치료는 상당한 부작용을 유발하는 것으로 알려져 있다.
Harekat sırasında kayda değer bir çatışma olmamıştır.אין מגבלת זמן במהלך קרב פעיל.
Bu efsaneyle ilgili kayda değer hiçbir tarihi kanıt bulunamamıştır.אין שום תיעוד היסטורי התומך באגדה זו.
Einstein'in teorisinin astrofiziğe kayda değer etkileri vardır.Общата теория на относителността има важни последствия за астрофизиката.
Lut Gölü gibi kapalı havza denizlerde ise tuzluluk kayda değer derecede daha fazladır.Солените езера, като Мъртво море, могат да имат значително по-високо съдържание на соли.
Kayda değer miktarda Ermenistan'ın silah ve malzeme desteğini almaktadır.Организира четата си за снабдяване на муниции и оръжие от България.
Bununla birlikte, son yıllarda işsiz sayısında kayda değer artış görülmüştür.Редица държави регистрират тревожно високи нива на безработица и инфлация в следващите години.
Ancak 2005 ve 2006 yıllarında köprü trafiğinde kayda değer bir artış gözlendi.Tijekom 2005. i 2006. zabilježen je brz rast intenziteta prometa na mostu.
Einstein'in teorisinin astrofiziğe kayda değer etkileri vardır.Einsteinova teorija ima važne astrofizičke implikacije.
Annesi ölmeden önce ona kayda değer bir miras bıraktı.Majka mu je ostavila značajno nasljedstvo.
Türk millî takımının 2003 yılına kadar kayda değer herhangi bir uluslararası başarısı yoktur.Do 2008. godine, reprezentacija nije imala nikakvog značajnijeg međunarodnog uspjeha.
Bakteriyel menenjitin nedenlerinin lokal dağılımında kayda değer farklılıklar olabilir.I u lokalnoj raspodjeli uzročnika bakterijskog meningitisa postoje znakovite razlike.
Bu dönemin kayda değer eserlerinden birisi de İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’dır.Jedna od poznatih priča tog doba je i Čekhov "Odjel br.
İtaatte kayda değer bir farklılık gözlenmedi, ancak daha yüksek stres seviyeleri tespit edildi.Poslušnosť sa významne nelíšila, hoci ony javili, že pociťujú vyššiu úroveň stresu.
Ayrıca büyük itişlerin çekimsel sürüklemeyi azalttığı da kayda değerdir.Pozoruhodné je, že obmedzil používanie odpustkov.
Massachusetts'in kayda değer diğer büyük kentleri Worcester ve Springfield'dir.Najväčším mestom je Birmingham, ďalšie veľké mestá sú Wolverhampton a Coventry.
Kayda değer kilo kayıpları kötüye işarettir.Znatna izguba teže je slab znak.
Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.Le najbogatejši so si lahko privoščili skromne količine teh dragocenih izdelkov.
Kayda değer Bilimkurgu yazarları listesi.Seznam najpomembnejših avtorjev znanstvenofantastičnih književnih del.
Annesi ölmeden önce ona kayda değer bir miras bıraktı.Pred smrtjo ga je določil za svojega naslednika.
Uzun süreli steroid tabletleri kullanımının da kayda değer zararları bulunur.Dolgotrajno zdravljenje s steroidnimi tabletami je povezano z občutnimi stranskimi učinki.
Bu efsaneyle ilgili kayda değer hiçbir tarihi kanıt bulunamamıştır.Nerasta istorinių faktų, kurie galėtų patvirtinti šią legendą.
Kayda değer kilo kayıpları kötüye işarettir.Piniginė žalos išraiška yra nuostoliai.
Bu efsaneyle ilgili kayda değer hiçbir tarihi kanıt bulunamamıştır.Ajaloolist tõepõhja sel legendil pole.
Yıldızların çoğu için kaybedilen kütle miktarı kayda değer değildir.Enamiku tähtede jaoks on sellega kaasnev massikaotus tühine.
Böcek uçuşlarında biyokimya kayda değer çalışmalara odaklanmışlardır.Siiani on vaktsiini edukalt katsetatud hiirte peal.
Kullananların yaklaşık %25'inde kayda değer yan etkiler görülür.Katsetajatest üle 23% tunnistasid tajutud meedia mõju.
200 yıllık kayda değer bir gelişme gördük우리는 200년 동안의 눈부신 성장을 살펴 보았습니다.
200 yıllık kayda değer bir gelişme gördükובכל זאת, גם לאחר שנכחנו בחוסר השוויון העצום הקיים כיום,
200 yıllık kayda değer bir gelişme gördükقد شهدنا 200 سنة من التقدم الملحوظ.
200 yıllık kayda değer bir gelişme gördük西洋と西洋以外の国の
Ama oralarda kayda deger bir ara,stırma yapılmıyordu.- men ingen af dem imponerede.
Ama oralarda kayda deger bir ara,stırma yapılmıyordu.-men inget av dem imponerade.
Ama oralarda kayda deger bir ara,stırma yapılmıyordu.-mutta niissä ei tehty merkittävää tutkimusta.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.De stad zette zich in voor haar openbare ruimte en is een internationaal voorbeeld.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.도시가 공공에게 주는 역활이 중요하고 국외적으로도 좋은 본보기가 되지요
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.Ma l'impegno che la città ha dato all'area pubblica è significativo, e quasi modello internazionale.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.Pero el compromiso que la ciudad ha hecho a la zona pública es significativo y casi un modelo internacional.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.Zaangażowanie miasta w przestrzenie publiczne jest znaczące i niemal stanowi model w skali międzynarodowej.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.Но ангажиментът, който градът е поел към обществения район, е значителен и почти международен модел.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.אבל המחוייבות שהעיריה לקחה בנוגע למרחב הציבורי היא מובהקת, וכמעט משמשת כמודל בינלאומי.
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.لكن التزامنا بأن المدينة وجدت للمناطق العامة هام جداً، وتقريباً هو مثال دولي
Ama şehrin kamusal alan için üstlendiği görev kayda değer, ve nerdeyse uluslararası bir model.とても重要で 国際的規範といってもいい程です 私はサンフランシスコ市長委員会にて
Amerikalı'yı öldürmesi kayda değerdir.살해당한 것을 주목해 보는 것은 의미가 있습니다.
Amerikalı'yı öldürmesi kayda değerdir.lại giết nhiều người Mỹ hơn là chính quyền Nhật Bản đã làm năm 1941.

İlgili Sayfalar