kaybolmuş ile cümle

kaybolmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Her biri kendi düşüncelerinde kaybolmuş gibidir.Каждый из них несчастен по-своему.
20. yüzyılın başlarında pek çoğu ya kaybolmuştur ya da önemini yitirmiştir.Однако в XX веке многие из этих различий исчезли или оказались сильно нивелированными.
Franklin ve 128 adam bu seferde kaybolmuştur.Убит Мемати и Полатом в 128 серии.
Aynı şekilde tekstil fabrikaları ve bacaları da şehrin ufkundan kaybolmuştur.Посадочный талон и вещи девочки тоже пропали.
Ama çingenelerin antik büyüleri çok uzun zaman önce kaybolmuştur.Но старинные цыганские проклятия начинают сбываться.
4 Eylül'e kadar birçok gemi fırtınalar sebebiyle kaybolmuş ve donanma güç kaybetmişti.و حتى يوم 4 سبتمبر كان الأسطول قد فقد قوته نتيجة لفقد الكثير من السفن بفعل الرياح.
Fakat, 1995 SN55 olarak bilinen kaybolmuş centaurun geçmişte daha büyük olduğu biliniyordu.إلى أن الكويكب المفقود 1995 SN55 من كويكبات قنطور ربما كان أكبر منه.
Ve bütün bilgileri kaybolmuştur, bulunamamıştır.ٱلْـمُحْصِي: هو الذي أحصى كل شيء بعلمه، فلا يفوته منها دقيق ولا جليل.
Figürlerdeki detaylar ise kaybolmuş gibiydi.أما التفصيل الذى في الأرقام فكان تائها.
Uzmanlaşmış endüstriyel kullanım dışında, ISA bugün neredeyse kaybolmuştur.بعيداً عن الاستعمال الصناعي المتخصص، فإن الأيزا كانت كل شيء، ولكنها اليوم قد ولت.
Kitabesi kaybolmuştur.وقد ضاعت كتبه.
Aniden ortadan kaybolmuştur."فقد اختفوا بشكل مفاجئ...
Okyanusya'da yaptığı keşifler esnasında kaybolmuştur.ضاع وهو في رحلة استكشافية في أوقيانوسيا.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.و قد توفي في ظل ظروف غامضة.
Yazık ki, tabancam da daha önce kaybolmuştu.وكما هي الحال, وأيضا من البندقية فقد غادرسريعاا .
Sözlü dil, kavramsal yazı dilinin ortaya çıkmasıyla ortadan kaybolmuştur.ومما لا شك فيه أن الأدب الإسباني الشفوي قد وجد قبل ظهور النصوص الإسبانية المكتوبة.
Annesinin ölümünden sonra ortadan kaybolmuştur.وبالأخص بعد أن فقد أمه.
Bu kitap kaybolmuştur.وهو كتاب مفقود.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.ثم اختفت بنفس الطريقة الغامضة التي ظهرت فيها.
Saat 23:00’e geldiğinde Rus filosu ortadan kaybolmuştur.وبحلول الساعة 9:00 صباح هذا اليوم، فارق الروسي الحياة.
Kaybolmuş hissediyorum.أشعر بالضياع
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.Os prisioneiros eram transportados secretamente para a Alemanha, e desapareciam sem deixar rasto.
Mezarının yeri kaybolmuştur.Sua sepultura foi perdida.
18 kitaplık Chronographia (Χρονογραφία) yazmıştır, başı ve sonu kaybolmuştur.Ele escreveu uma Cronografia (Χρονογραφία) em 18 livros, o começo e o fim dos quais estão perdidos.
Ormanda kaybolmuş, gözleri bağlanmış birisiydim, neresi kuzey neresi güney bilmiyordum.Eu era como um homem de olhos vendados em uma floresta, que ainda não sabe onde é o norte ou sul.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Depois disto ele desapareceu das fontes.
Pers arşivleri kaybolmuştur, o dönem ait bu savaşın Pers kaynakları yoktur.Os arquivos persas foram perdidos então não há fontes contemporâneas persas da guerra.
Bir kısmı ise tamamen kaybolmuştur.Muitos desaparecerão completamente.
Fakat, 1995 SN55 olarak bilinen kaybolmuş centaurun geçmişte daha büyük olduğu biliniyordu.1995 SN55, também escrito como 1995 SN55, é um centauro perdido.
Philae'de kalan son resmî kültler ise beşinci ile altıncı yüzyıllarda ortadan kaybolmuştur.Os últimos cultos formais, em Filas, extinguiram-se no quinto ou sexto século.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Ela morreu de forma misteriosa.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.Aparentemente, foi preso, e não se sabe por onde anda.
Sözlü dil, kavramsal yazı dilinin ortaya çıkmasıyla ortadan kaybolmuştur.A língua meroítica e sua escrita parecem ter desaparecido.
Pausanias döneminde hepsi kaybolmuştur.Ambas foram construídas na época de Vespasiano.
Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.As construções do convento desapareceram completamente.
Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.Kuras então parece desaparecer dos registros históricos.
Böylece, akrabalıklar kaybolmuş, aileler parçalanmıştır.Agora, séculos se passaram, e os laços familiares são quebrados.
Bu sırada şehir komutanı Yağı-Sayan kaçıp ortadan kaybolmuştu.Na sequência, lutou contra o Homem de Ferro e fugiu.
1974'te kaybolmuştur.Faleceu em 1974.
Fakat, 1995 SN55 olarak bilinen kaybolmuş centaurun geçmişte daha büyük olduğu biliniyordu.Alleen de verdwenen Centaur 1995 SN55 was vermoedelijk groter.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Vanaf dat moment verdwijnt ze uit de bronnen.
Diğer beş bölüm kaybolmuştur.Vijf delen zijn verloren gegaan.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Een mysteriekist ontsluierd.
Hayatının amacı ortadan kaybolmuş, o kadar emeği boşuna gitmiştir.Eeuwigheid zal dan verdwijnen en al haar werk is dan voor niets geweest.
Mezarının yeri kaybolmuştur.Zijn graf is inmiddels verdwenen.
Kuyrukları körelmiş ya da kaybolmuştur.De sluizen zijn afgebroken of volgestort.
Bu organize olan çocuk grupları Kutsal Toprakların yakınlarına bile varamadan ortadan kaybolmuşlardır.Hun expeditie werd uiteengeslagen zonder dat ze in de buurt waren gekomen van het Heilige Land.
Emek zamanı ve boş zaman arasındaki fark ortadan kaybolmuştur.Het verschil tussen de ware tijd en de middelbare tijd is de tijdsvereffening.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Zowel het café als de taxistandplaats zijn inmiddels verdwenen.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.Ze wordt buiten gevonden en weet niets meer van wat er gebeurd is.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.De negatieven van zijn foto’s, de portretten incluis, zijn verloren gegaan.
Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.Wel werd de begraafplaats van het klooster volledig ontheiligd.
Bu olaydan sonra tapınaktaki Ahit Sandığı kaybolmuş ve bir daha bulunamamıştır.Echter, Bay heeft nooit in het graf gelegen, aangezien er niets van hem is teruggevonden.
Bu saydığımız eserlerin çoğu bugün kaybolmuş bulunmaktadır.De meeste van deze schijven zijn inmiddels verdwenen.
Servis şekli ve hatta törensel dil kaybolmuş.Ook de spraak en het begrijpen van gesproken taal verdwijnen.
İstediği şeye tam olarak ulaşamayınca her şeyini toplayıp ortadan kaybolmuştur.Als hij niet komt opdagen, is hij teleurgesteld en hem en al de moeite die hij heeft gedaan.
Bundan kısa bir süre sonra ise Bezmen ortadan kaybolmuştur.Daarna verdween het snel in de vergetelheid.
Ebu Cafer Taberî'nin yazdığı eserlerin birçoğu kaybolmuş ve zamanımıza kadar ulaşamamıştır.Van Robbert Duval zijn niet veel kunstwerken bekend en voor zover bekend heeft er niet één de tijd overleefd.
Figürlerdeki detaylar ise kaybolmuş gibiydi.Binnen blijken alle boeken verdwenen te zijn.
Rogers muhtemelen Lyme, Connecticut'ta 1820'de doğmuştu, ancak doğum kayıtları kaybolmuştur.Urodziła się ona przypuszczalnie w Lyme w Connecticut w 1820 roku, ale jej akty urodzenia nie zachowały się.

İlgili Sayfalar