kaybolmuş ile cümle

kaybolmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat huş ağacı kabuklarına yazıldığı düşünülen orijinal kitap, (tabii gerçekten var olduysa) kaybolmuştur.In diesem Buch geht es jedoch nur um den Tod des ersten Dombaumeisters, der vom Gerüst gefallen sein soll.
Ancak bu tabletlerin kendileri Churchward onları gördükten sonra kaybolmuştur.Nach Vollendung wurde es, von den Churchills weiterhin ungesehen, abtransportiert.
Bu aşamadan sonra yeşilimsi bir sis gemiyi örtmeye başlamış ve USS Eldridge ortadan kaybolmuştu.Dann kommt es aber zur Katastrophe und die USS Eldridge ist plötzlich spurlos verschwunden.
Annesinin ölümünden sonra ortadan kaybolmuştur.Leben nach dem Tod meiner Schwester erschien.
Çoğu tarihi mobilya kaybolmuştur.Die meisten der alten Möbel sind immer noch da.
Ordusu kaybolmuştu, kimse gidecek yolu bilmiyordu.Aber er ist verschwunden und niemand weiß wohin.
Yazık ki, tabancam da daha önce kaybolmuştu.Wahrscheinlich war das Wappen auch zuvor schon in Verwendung.
Hindistan'ın tarım ürünlerinin üçte biri bozulmadan kaybolmuştur.Ein Drittel der Pflanzengesellschaften in Deutschland gilt als ungefährdet.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Sein Großvater ist auf mysteriöse Weise verschwunden.
Kaybolmuş olabileceğinden korkuyorum.J'ai peur qu'elle se soit perdue.
Sabrım yok, hemen sinirleniyorum, kendimi kaybolmuş, yalnız, berbat ve yaşlı hissediyorum.Je n'ai pas de patience, je m'énerve au quart de tour, je me sens perdu, seul, moche et vieux.
Kaybolmuş gemilere yönelik av iki yıl sonra baş göstermiştir.La recherche des navires disparus commence deux ans plus tard.
Diğer beş bölüm kaybolmuştur.Les cinq autres ont disparu.
Bu heykel kaybolmuştur.Cette statue a disparu,.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Elle a disparu mystérieusement.
Bu tablolardan biri bugün mevcut iken diğer kaybolmuştur.Si ces dolmens ont existé, aujourd’hui ils ont disparu.
Evler olduğu gibi duruyor fakat yerleşimciler ortadan kaybolmuştu.Les maisons étaient intactes, mais les colons avaient disparu.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Élisabeth disparaît, mystérieusement.
Her biri kendi düşüncelerinde kaybolmuş gibidir.Chacun semble avoir perdu ses repères.
Ancak hata yaptığınızı anlayıp o insana geri dönmek istediğinizde o insan yankının içinde kaybolmuştur. "Alors qu’Il vous a détaillé ce qu’Il vous a interdit, à moins que vous ne soyez contraints d’y recourir.
Ölümünden sonra eserlerinin birçoğu gizlenmiş veya kaybolmuştur.Après sa mort, une grande partie de son œuvre picturale a été perdue ou détruite.
Bu kitap kaybolmuştur.Cet ouvrage est perdu.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.Les negatifs, parmi lesquels il y avait aussi des portraits, ont disparu.
Aniden ortadan kaybolmuştur.Tout à coup, il disparut.
Bir kısmı ise tamamen kaybolmuştur.D’autres ont totalement disparu.
Ancak birçok eski yerleşim bugün kaybolmuştur.Beaucoup de statues anciennes ont disparu aujourd'hui.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Il disparaît ensuite de nos sources.
Mezarının yeri kaybolmuştur.Sa tombe a disparu.
Arapça küçük şerhin orijinali kaybolmuştur.Cette version arabe d'origine est perdue.
Aynı zamanda gerçekten yoldan çıkmış ve kaybolmuştur.Lui aussi se sentait égaré, perdu !
Danası kaybolmuş.La main a disparu.
Çoğu tarihi mobilya kaybolmuştur.Cette fabrique de meubles de grande qualité a disparu.
Cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi ancak mezarı daha sonra kaybolmuştur.Il fut inhumé dans le cimetière de cette ville, mais sa tombe a par la suite disparu.
Bu taş da bir zaman sonra kaybolmuştur.Cette pierre a maintenant disparu.
Kitabesi kaybolmuştur.Libri a disparu.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Le contrôleur et le conducteur du train sont tués.
Bunların birçoğu tarihte kaybolmuştur.La plupart de ces noms se sont perdus au cours de l'Histoire.
Ancak, eski İmparatorluk kentinin tarihi yapısal durumun büyük bölümü sonsuza kadar ortadan kaybolmuş oldu.Une grande partie du restant de la collection disparait à jamais.
Bu at bir gün sahibinin elinden kaçarak kaybolmuş.Un camion renverse un jour le chien.
Fresklerin çoğu duvardan düşmüş ve renkleri gittikçe daha da kaybolmuştur.Tous les murs étaient couverts de fresques mais beaucoup ont disparu.
Athena da Aineas şeklinde kaybolmuştur ve Hera nın yanına gitmiştir.Héléna s’enfuit également, suivie de près par Hermia.
Kuyrukları körelmiş ya da kaybolmuştur.Les vitraux brisés ou retirés.
Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.L’origine de cette tarte se perd dans les brumes de l’histoire.
Persephone'yi kaptığı gibi ortalıktan kaybolmuş.Il se replie sur Perpignan.
Tom kaybolmuş gibi görünüyor.Tom parece estar perdido.
Sen yokken kaybolmuş hissediyorum.Cuando no estás, me siento perdido.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Después desapareció misteriosamente.
Servis şekli ve hatta törensel dil kaybolmuş.Las formas serviles e incluso ceremoniosas del lenguaje había desparecido.
Turiddu kendini çok iyi hissetmektedir çünkü Lola ile birleşmiştir ve Santuzzza da ortalıktan kaybolmuştur.Turiddu está alegre porque está con Lola y parece que Santuzza se ha ido.
Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.Los orígenes de estaño parecen estar perdido en la historia.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.Los negativos de las fotos en que las que se encontraban retratos, se perdieron.
Pausanias döneminde hepsi kaybolmuştur.En época de Pausanias, estaba en ruinas.
Bu kitap kaybolmuştur.Ese libro se ha perdido.
Köyün berberi Cıngıl Nuri, yıllar önce ortadan kaybolmuştur.Malone:amigo del loco, se conocen hace años.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.A continuación desaparece de las fuentes.
Ve bütün bilgileri kaybolmuştur, bulunamamıştır.Y en ellos desapareció y nunca más se supo de él.
Fotoğrafları kaybolmuş bir dünyanın canlı resimlerini gösteriyordu.Intenta trazar un cuadro vivo del mundo de entonces.
Orijinal nüsha henüz bulunamamıştır ya da kaybolmuştur.Si existió un método anterior, todavía no ha aparecido o se ha perdido.
Fakat bu son şarta uyulmadı; çünkü aramalara rağmen gerçek istavrozun kaybolmuş olduğu anlaşıldı.No sé cuánto tiempo hacía, porque, como sabes, los relojes están parados.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Por otra parte, la muñeca desaparece misteriosamente.

İlgili Sayfalar