kaybolmuş ile cümle

kaybolmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.När jag lämnade Irak bakom mig var jag vilse.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.Po wyjeździe z Iraku byłem zagubiony.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.Quando mi lasciai l'Iraq alle spalle mi sentii perduto.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.Sewaktu saya meninggalkan Irak, saya kehilangan arah.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.Toen ik eindelijk Irak achter me liet, was ik volledig de weg kwijt.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.Όταν τελικά άφησα το Ιράκ πίσω μου, ήμουν χαμένος.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.Когато накрая оставих Ирак зад себе си бях изгубен.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.Когда Ирак был позади, я был потерян.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.Коли я нарешті покинув Ірак, я загубився.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.כשסוף-סוף הותרתי מאחורי את עירק, הייתי אבוד.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.将来何をすべきか どこに行くべきなのか
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Cappellaio era fuori dalla vista prima che l'ufficiale potrebbe arrivare alla porta.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Chapeleiro estava fora de vista antes que o oficial chegasse à porta.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Chapelier était hors de vue avant que l'agent pourrait se rendre à la porte.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter außer Sicht war, bevor der Offizier die Tür bekommen konnte.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter było widać przed oficer może dostać się do drzwi.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter đã được ra khỏi tầm nhìn trước khi nhân viên có thể nhận được cửa.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter oli poissa näkyvistä ennen upseeri voisi päästä ovelle.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter sudah keluar dari pandangan sebelum petugas bisa sampai ke pintu.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter var ude af syne, før officer kunne komme til døren.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter var utom synhåll innan officeren kunde komma till dörren.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter ήταν έξω από τα μάτια, πριν ο αξιωματικός θα μπορούσε να πάρει στην πόρτα.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hoedenmaker was uit het zicht voor de officier kon krijgen naar de deur.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Kalapos eltűnt szem elől, mielőtt a tiszt nem jutott el az ajtót.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Kloboučník byl z dohledu, než důstojník mohl dostat ke dveřím.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Klobučar je bil daleč od oči, preden bi lahko uradnik priti do vrat.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Klobúčnik bol z dohľadu, ako dôstojník mohol dostať ku dverám.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.경찰관이 문을에 도착하기 전에 해터 시야에서 사라져야했다.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Palarierul a fost departe de ochii înainte ca ordonatorul ar putea ajunge la uşă.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Sombrerero se había perdido de vista antes de que el ujier pudiera llegar a la puerta.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Капелюшник зник, перш ніж офіцер міг дістатися до дверей.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Шапкар не се виждаше пред длъжностното лице може да стигне до вратата.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Шляпник скрылся из виду, прежде чем офицер мог добраться до двери.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.הכובען היה מחוץ לטווח הראייה לפני הקצין יכול להגיע אל הדלת.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.وكان حتر بعيدا عن الانظار قبل موظف يمكن الوصول إلى الباب.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu."次の証人を召喚する!"キング氏は言う。
Tüm şehre raporlar yağıyor. Binlerce yavru kedi kaybolmuş durumda!Rapporterne er allerrede uddelt i hele byen. tusindvis af katter er forsvundet i hele byen!
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Aztán reggel visszatértem azon gondolkozva, nem vesztem-e el valami furcsa földön.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Dan saya akan kembali di pagi hari bertanya-tanya apakah saya tidak tersesat di daerah asing.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.E eu voltava de manhã a pensar se não estaria perdida numa terra estranha.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.E la mattina ricominciavo a domandarmi se non fossi persa in una terra straniera.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.En ik kwam de volgende ochtend terug terwijl ik me afvroeg of ik verloren gelopen was in een vreemd land.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Et j'y retournais le lendemain matin, en me demandant si je ne m'étais pas perdue dans un pays étranger.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.I każdego poranka znowu zastanawiałem się czy nie błądzę po omacku.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Ja aamulla taas ihmettelin kuin eksyneenä oudossa maassa.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.그리고, 내가 이상한 세상에서 헤매진 않았는지 궁금해하며 다음 날 아침에 다시 꾸란으로 돌아오곤 했습니다.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Och jag kom tillbaka på morgonen och undrade om jag inte var vilse i ett främmande land.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Ráno som sa vrátila so zvedavosťou, či som sa nestratila v neznámej krajine.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Și reveneam dimineaţa întrebându-mă dacă nu eram pierdută într-un ţinut străin.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Und am Morgen kam ich zurück, und fragte mich, ob ich mich nicht in einem fremden Land verirrt hätte.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Y volvía a la tarea en la mañana preguntándome si me habría perdido en tierras extrañas.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.Και επέστρεφα το πρωί κι απορούσα μήπως είχα χαθεί σε μία άγνωστη χώρα.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.И се връщах на сутринта, чудейки се дали не съм се изгубила в чужда земя.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.И утром я приступала снова, раздумывая, не потерялась ли я в чужом краю.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.І зранку я бралася за роботу знову, роздумуючи, чи я не загубилася на чужій землі.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.והייתי חוזרת בבוקר למחרת תוהה אם אני אבודה בארץ לא מוכרת.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.وكنت أعود في الصباح وأتساءل عما اذا كنت ضائعة في أرض غريبة.
Ve ertesi sabah yabancı bir yerde kaybolmuş olma ihtimalimi düşünüyordum.どこに迷い込んだのだろうと思うのです 見覚えのある風景なのですが
Ve sürekli " İsa sevginin içinde kaybolmuştu" diye tekrarladı.E continuava a ripetere:"Si era perso nell'amore".
Ve sürekli " İsa sevginin içinde kaybolmuştu" diye tekrarladı.И да, он просто повторял: "Он растворился в любви."

İlgili Sayfalar