(Ama gazoz akarsular ve ş-eker kayalar orada yok!)(Wilkens en Van Heemskerck lagen elkaar niet.)
Bunlar, Charanandri tepelerindeki dikey bazalt kayalıklara kazılmıştır.Deze structuren werden opgegraven uit het basalt van het verticale deel van de Charanandri-heuvels.
Mercan kayalıkları yok olacak.De rotsen zijn omheind.
Kayayı kendisi inşa etmiştir.Hij legde zelf de eerste steen.
Arapçada ise taş veya kayalık anlamına gelmektedir.Riba (Ar: ربا)is het Arabische woord voor rente of woeker.
Kayakla atlama Dünya Kupası'na 1997–1998 sezonunda 16 yaşında iken başlamıştır.Hij maakte zijn debuut in de wereldbeker reeds als zestienjarige in het seizoen 2003/2004.
Kayanın orijinal adı "Tis-sa-ack"dır.De oorspronkelijke Indiaanse naam is Tis-sa-ack, wat gekloofde berg betekent.
Horemheb'in mezarı, Mısır'da Krallar Vadisi'nde bulunan KV57 numaralı bir antik kaya mezarıdır.Graf DK 54 is een Oud-Egyptische tombe in het Dal der Koningen te Luxor.
Günümüzde dağın eteklerinde iki kayak merkezi bulunmaktadır.Tegenwoordig zijn er twee wandelroutes op de hellingen van de berg.
Kayalıklar üzerindeki Kayasaat’e tırmanarak buradan bölgeye kuşbakışı bakabilirsiniz.Men kan bijvoorbeeld hier beginnend omhoog naar de rotsen lopen.
Bir kayanın altında yaşamaktadır.Het ligt in zee boven op een rots.
Erozyon, dalgaların kayaçla temas ettiği her yerde meydana gelebilir.Vanuit de dijk kan erosie optreden door kwelstromen die door de dijk lopen.
Aynı zamanda kayak turizmi de burada yapılmaktadır.Ook heeft het fenomeen kraaktoerisme zijn intrede gedaan.
Dönmeden önce de, sandalet ve kılıcını dev bir kayanın altına bırakır.Hij zou zijn zwaard en sandalen onder een steen leggen.
Cevher kayaları, borular daldırılarak kırılır.Slecht gebouwde wijken als De Pijp verrezen.
Daha az rastlanan ilksel kayaç ise, bazalt ve gabrodur.Een minder bekende regel is het en passant slaan.
Cins: Petrophassa - Kaya güvercinleri; 2 tür.Piatnitzkysaurus- twee exemplaren.
Çünkü Kayı ve kaya aynı anlama gelmektedir.Zowel de Kirgizische als de Russische naam van de berg betekenen hetzelfde.
Bölge kayalıktır.Het gebied is heuvelachtig.
Dragonet, kaya balığına çok benzeyen yapısı vardır, ancak kaya balığı ile karıştırılmamalıdır.Een panhandle is qua vorm vergelijkbaar met een schiereiland, maar wordt niet omringd door water.
Bunların içine yer yer küçük kaya ve blok parçaları da karışmış olabilir.Kleine delen van het gesteente kunnen loslaten, maar de ook blokken als geheel kunnen erdoor splijten.
Çetenin şefi kayalıklardan uçuruma düşüp ölür.De koopman valt van de berg en sterft.
Mekan: Yalçın kayalar arasında bir geçit.Larcenia: Een stap tussen de boomtoppen.
Zoisit kayaçları içinde kırmızımsı mor olarak bulunan taşlarda yakuttur.Massijs schilderde ze zich als beweeglijke stenen beelden in grisaille.
Mağara ve kayalar arasında gizlenerek avlanır.Hij ontsnapt en verbergt zich tussen de rotsen.
Zirvesinde mayıs ayı başlarına kadar kayak yapalılabilecek kar kalınlığı bulunmaktadır.Dit is een sneeuwzeker stuk van het skigebied, waar tot in april erg goed geskied kan worden.
Saklıkent'te kayak tesisleri, diğer ilçelerde de çeşitli spor salonları ve tesisleri bulunmaktadır.Voor sportevenementen kan men terecht in twee sportpaleizen en meerdere stadions.
Bazen de toprağa (zemin donmuş ise üzeri kayalarla örtülür) gömülürdü.Hierbij stortte de bodem in een (verwachte) holle ruimte eronder.
Kaya benzeri bir suç lordu.Het is net als verkrachting een zedenmisdrijf.
Kayak için en uygun sıcaklıklar Aralık ile Mart sonu arasında gözlemlenir.Stier kan in het algemeen het best worden geobserveerd vanaf oktober tot maart.
Ancak Siyahlı Adam, şişeyi kayaya vurarak kırar.De man zal nog armer worden, als hij de fles op een verkeerde manier gebruikt.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Jerom heeft intussen de inktvis verslagen en ziet dat het beest aan een ketting ligt.
İç kale yüksek bir kaya üzerine oturtulmuştur.De burcht ligt boven op een hoge rots.
Kovalamaca sırasında Azrail, bir buz kütlesine basarak kayar ve düşüp ayağını kırar.Maar na een repetitie komt hij in de sneeuw lelijk ten val en breek zijn been.
Ne kadar iyi kayabilirsin?Hoe goed kan je schaatsen?
1980 yazında, evinde kayarak düştü ve kalça kemiğini kırdı.Latem 1980 roku pośliznęła się w domu i złamała biodro.
İlkan San) Utanıyorum (Söz Hülya Kaya) Haklı Değil mi (Söz.Jakże więc mógłbym uczynić tak wielką niegodziwość i zgrzeszyć przeciwko Bogu?»
Bu kayalarda birçok başka mineral de bulunur.W skałach tych występuje wiele minerałów.
Mimari anıtlar, antik kaya ve taşlar üzerindeki hayvan görüntüsü oymaları günümüzde kadar hayatta kalmıştır.Rzeźby zwierząt na zabytkach architektury, starożytnych skałach i kamieniach przetrwały do naszych czasów.
"Double Arch (Çifte Kemer)" - tek bir sonu paylaşan iki kaya kemer.Double Arch (dosłownie Podwójny Łuk) – para naturalnych łuków skalnych o wspólnym jednym końcu.
Chacaltaya'daki buzul Bolivya'nın tek kayak merkezi olarak kullanıldı.Lodowiec Chacaltaya to jedyny ośrodek narciarski w Boliwii.
Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu.Łodzie nie mogły dobić do brzegu z powodu licznych skał w przybrzeżnej wodzie.
Bu dönemden sonra kayalara yeni kiliseler oyulmuş ve kutsal mekanlar renkli fresklerle süslenmiştir.Po tym okresie, nowe wydrążone w skałach kościoły są już bogato zdobione kolorowymi freskami.
Kayak, Lihtenştayn’ın ulusal sporudur.Oszustwo – nasz sport narodowy.
Bu istasyonlar kaya ya da buz üzerine inşa edilmişlerdir.Obszar ten jest zdominowany przez skały i lód.
Atıcı böylece kayanın sapını saat iki yönünde ya da saat on yönünde tutacaktır.Zawodnik wykonujący rzut umieszcza rączkę na drugiej godzinie lub na dziesiątej.
Kayak merkezi, kayak, snowboard ve diğer kış sporları için geliştirilmiş bir tesistir.Jest również centrum narciarskim, snowboardowym oraz innych sportów zimowych.
Beş genç paskalya tatili amacı ile kayak yapmak için dağlara doğru yola çıkarlar.Pięcioro młodych snowboardzistów wybiera się na wycieczkę w góry.
Bu kayaların olduğu yerde bir de Mağara mevcuttur.W skałach tych znajdują się także jaskinie.
Kaya benzeri bir suç lordu.Skała podobna do brekcji.
Şehir yüksek bir kaya üzerine oturtulan kale ve kalenin çevresindeki evlerden oluşmaktaydı.Została wzniesiona wokół potężnej skały wyróżniającej się na tle otaczającej miasto równiny.
Kaya temizlendikten sonra ikinci adım kayanın dönüş yönünü saptamaktır.Po oczyszczeniu kamienia, następnym krokiem jest nadanie mu odpowiedniej rotacji.
Özellikle Fin ordusunun kayakçı birlikleri büyük başarılar kaydettiler.Wielkimi sukcesami wśród fińskich szlagierów były m.in.
1994 yılından beri kayak sporuyla uğraşmaktadır.Jarecka sporty walki uprawia od 1994 roku.
Apollo 17 görevi kapsamında aydan dünyaya getirilen kayaçlarda 12.1% oranında TiO2 tespit edildi.Skały dostarczone przez Apollo 17 z Księżyca zawierają 12,1% tytanu.
Leyla Hazal Kaya (1 Ekim 1990, İstanbul), Türk dizi oyuncusudur.Hazal Leyla Kaya (ur. 1 października 1990 w Gaziantep) - turecka aktorka.
Yatırım oralara kayacak.Inwestycja pochłonie ok.
Atıcı kayayı fırlatırken sapı bu iki konumdan saat on iki konumuna çevirerek elinden çıkaracaktır.Podczas wypuszczania kamienia gracz obraca uchwyt z powyższych pozycji na godzinę dwunastą.
Mars'taki adlandırılmış kayalar listesidir.Lista zawiera wszystkie nazwane góry na Marsie.
Çoğunluğu, Paleozoik şistler ve volkanik kayalardan oluşur.Pasmo zbudowane głównie z łupków paleozoicznych i skał wulkanicznych.