Ana içeriğe geç
Sözlük

kaya ile cümle

kaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kayayı kendisi inşa etmiştir.Zajmuje ona sam szczyt wzgórza.
2012 yılında Kaya Müzik tarafından piyasaya sürülmüştür.Do 2012 roku uprawiała hokej na lodzie.
Onun dışında kalan yerler kaya ve molozlardan oluşur.Obszary tych gór zbudowane są ze skał magmowych i osadowych.
(Bazen tortul kayaç olarak da adlandırılabilir.)Chałka zwana jest też czasem plecionką albo kukiełką (na Podhalu).
Paleontolojik ünitelerin kayaç ünitelerine bağlı olma koşulu yoktur.Nie znamy jego koligacji rodzinnych z Paleologami.
Dik yamaçlarda kaya düşmeleri olabilmektedir.Na skałach tych można uprawiać wspinaczkę.
Kendilerini kayalıklardan denize atmalıydılar."Skacze wtedy ze skały do morza.
Yumurtalar kovuklara, kayalardaki çatlaklara bırakılır.Jaja są składane na twardych przedmiotach, skałach.
Bir kayanın altında yaşamaktadır.Mieszka w Skale.
Kayaçlardaki değişim, çevredeki çökellere etki eder.PiS szykuje zmiany w okręgach.
Verçenik Dağının tırmanışı zorludur, kaya tırmanışı ve teknik malzeme gerektirir.Wejście na szczyt jest trudne, wymagające umiejetności alpinistycznych i użycia specjalistycznego sprzętu.
Gölde bazı adacıklar ve kayalıklar bulunur.W niektórych częściach jeziora występują urwiska i skały.
Rock Lee bir tekmeyle kayaları parçalayabilir ağaçları sökebilir bir güce sahiptir.Ruby odnajduje drzewo dzięki, któremu ma moce.
Yuva yapmazlar ve dişiler tek yumurtaları ile doğrudan çıplak kayalık üzerinde kuluçkaya yatarlar.Nie budują gniazd – jaja składają na nagiej skale, na przewieszkach.
Bu kayalıkların üzerine ise bir ateş kulesi yapılmış.Na skałach tych uprawiana jest wspinaczka skalna.
Bu vadi içerisinde ilginç kaya oluşumları vardır.Znajdują się tu ciekawe formy skalne.
Gemisi doğruca sarp kayalıkların üstüne gider ve parçalanır.Statek ociera się o skały i uderza w ziemię.
Riketsialar tifüs, akdeniz benekli ateşi, kayalık dağlar benekli humması ve diğer bazı hastalıkları yaparlar.Inne gatunki mogą wywoływać tyfus plamisty Gór Skalistych, gorączkę okopową i kilka innych chorób.
Oyunlar web sitesinde su kayağıPływanie na stronie igrzysk
Şu anda tüm kayak merkezlerinde Snowboard için eğitilmiş hocalar bulunmaktadır.Nagle przylatują na smokach wszyscy członkowie smoczego szkolenia.
Sahlleri fazla kayalık değildir, zaman zaman akıntı olsa da yüzmek için kullanılabilir.Nie boją się wody – w razie potrzeby potrafią pływać.
Ayrıca, mercan kayalıklarındaki balıkları da avlar.Na skalistych obszarach poluje również na jaszczurki zwinki.
Ses daha çok z'ye kayar; τζάμι /źami/.Rzeczowniki kończące się na -z, w liczbie mnogiej podwajają z: quiz → → quizzes.
Ingemar Stenmark - Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS)Igor Laikert w bazie International Ski Federation (FIS) (ang.)
Mahalleye ulaşmak için Kayacı mahallesinde inmek yeterlidir.W miejscowości znajduje się przeprawa promowa na Wiśle do sąsiedniej Skawiny.
Diğer zamanlarda kayalar güneşte pişirme veya soğuk rüzgarlara maruz kalır.Poza tym skały wystawione są na działanie słońca i zimnych wiatrów.
Bazı kaya mezarlarının cephelerinde adak taşlarının konduğu yuvalar görülmektedir.Krążą plotki, że wśród leżących tam kamieni można odnaleźć również elementy żydowskich nagrobków.
Jüpiter döndükçe iyonosferi de bağlantılı bir şekilde gezegenin kutup noktalarındaki manyetik alanlara kayar.Krążąc wokół Jowisza, Io porusza się w bardzo silnym polu magnetycznym planety.
Daha sonra yönetmenliğe geçen sanatçı, 2014 yılında Defne Kayalar ile evlendi.Pierwsza żona aktora zmarła, w 2014 roku zawarł związek małżeński z Justyną.
Kudretli Baykal dağdan bir kaya koparıp uzaklaşan kızına doğru fırlattı.Polifem zabił go rzucając na niego olbrzymią skałę.
İlk kayak yarışına 1894'te ev sahipliği yaptı.Jako pierwsze pole poza Szkocją zostało gospodarzem turnieju w 1894.
Dünya Kayak Şampiyonası Resmi SitesiOficjalna strona Mistrzostw Świata
İlçe, dağlık ve kayalık bir yapıya sahiptir.Jest dom, drzewo i skała.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Andromeda została przykuta do skały i pozostawiona na pożarcie.
Yer Yer kayalık ve eğimli bir vadinin yamaçları boyunca yayılmış olan köy yemyeşildir.Pole to jest wytwarzane przez prądy płynące we wnętrzu i atmosferze Ziemi oraz przez namagnesowane skały.
Ayrıca manganez içeren sedimanter kayaların bölgesel metamorfizması sonucu oluşur.Poza nimi w skład podłoża kubańskiego wchodzą skały metamorficzne pochodzące z mezozoiku.
Kayalık ve yeşil bir alan içerisinde bulunan bu bölgede birçok mağara vardır.Znajdują się w nim liczne, ukryte wśród drzew skałki i ściany skalne.
Muhtarı Recep Şirin Köy adını çevresindeki beyaz kayalıklardan almıştır.Nazwa wioski Lefkara pochodzi od koloru otaczających ją białych wapiennych skał.
Her iki ucunda kayalıklarla sınırlanmıştır.Na obydwie strony opada skalnymi ścianami.
Serbest programı daha iyi kayan patenci genel toplamda sekizinci sırada yer aldı.W rankingu najlepszych libero zajęła 8 miejsce.
Yüksek metamorfizmaya uğramış kayaçlardır.Są to skały metamorficzne .
Ana ada olan Bermuda Adası dahil yedi, ana ada ile 150 küçük ada ve kayalıktan oluşur.Archipelag Bermudów składa się 7 głównych i 130 małych wysp.
Kaya gazıDavit Kajaia
Kayalıklarda Kaynak.I Uciekająca skała.
Sıkıştırılır ve zorlanırsa, bizim yanımıza kayacak."Och om vi möts, då skall han vika!"
Gaston çıkıntıya bir kaya kulübü alır ve onu öldürmeye hazırız.Gaston tar en stenklubba från avsatsen och är redo att döda honom.
20. yüzyılda kayalık yıkılmaya başladı, ancak 1960'lı yıllarda Francisco Prat Puig tarafından restore edildi.Under 1900-talet förföll fästningen, men restaurerades under 1960-talet av Francisco Prat Puig.
Halbuki kaya sıvacı kuşlarının iki türü de ormanlar ile bağlantılı değildir.De två arterna klippnötväckor är dock inte starkt knutna till skogsland.
Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım."Jag säger dig, att du är Petrus, Klippan, och på den klippan skall jag bygga min kyrka" (Matt.
Kolunu kurtarma çabaları 360 kg'lık kaya karşısında faydasız olmuştu.Hans ansträngningar var förgäves eftersom han inte kunde lösgöra sin arm från det 360 kg tunga stenblocket.
Düşmanlarının öldürülme emri, profesyonellikten psikotiğe kayar.Hans dödsbekräftelser av fiender korrumperas från professionella i början till psykotiska.
Kaya balığı akvaryumlarda en çok dip ve kayalık kısımları tercih eder.Dorkasgasellen trivs bäst i klippiga och bergiga terränger.
Azerbaycan'ın dağlık arazisi, kayak ve dağcılk gibi spor dallarında büyük fırsatlar sunmaktadır.Den bergiga terrängen i Armenien ger också stora möjligheter att utöva sporter som skidåkning och klättring.
Yenildiğini anlayan sfenks kendini yüksek bir kayalıktan atar ve ölür.De jagar då drottningen, som sedan faller nedför en hög klippa och dör.
Gölün iki plajı, 22 adası ve pek çok kayalığı bulunmaktadır.Sjön har flera skärgårdar och totalt 22 000 öar.
Güney Afrika'da kaya resmi.Rödfalkspar i Sydafrika.
Mars'taki adlandırılmış kayalar listesidir.Se lista över berg på Mars.
Kaya oyması kale halen ayaktadır.Den fasta klippan skall hjälpa mig.
Birçok yerde gelişkin kış turizmi alanları, kayak merkezleri vardır.Under vintern åker många turister dit för att åka skidor.
Sonrasında Stefani, bir kaya üzerinde oturmakta ve kameraya bakarak şarkı söylemektedir.Stefani ses också sitta på marken och sjunga medan hon gråter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod