Kavram, ilk olarak 1890'da York Antwerp Kuralları ile mevzuat halini almıştır.De ILA slaagde er in 1890 nog wel in om de York-Antwerp Rules over averij-grosse aan te nemen.
Ancak ırkçılık kavramı, faşizmi açıklamada tek başına yeterli değildir.De fascistische ideologie is niet uitsluitend rationeel van karakter.
Termodinamik kavramı Yunanca thermos (ısı) ve dynamic (enerji) kelimelerinden türetilmiştir.Het woord thermoceptie is afgeleid van het Griekse woord thermos (warmte).
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.Het vermogen om connecties te ontdekken tussen velden, ideeën en concepten is een basisvaardigheid.
Nesnelerin interneti açısından, nesne kavramı oldukça geniş bir anlama sahiptir.Door zijn scherpe berichtgeving heeft de site een redelijk goede reputatie.
İngiliz kavramındaki geleneksel yedi kıtanın en küçüğüdür.Het is het kleinste van de traditionele zeven continenten.
Unicode'dan sonra ise karakter kodlaması kavramı değişmiştir.Met deze aanduiding veranderde de Code van karakter.
Bu durum idrak etmeye, kavramaya engel olur.Op deze manier voorkomen ze ontdekking.
Çoğu zaman Bolivarcılık kavramı Chávez'in yönetimi için kullanılır.Haar concept power-geometry werd door Chavez vaak gebruikt in zijn redevoeringen.
Bu kavrama ait literatürde birçok tanım yer almaktadır.In veel literatuur werd deze gelijkstelling aanvaard.
Gerçel analizdeki anahtar kavramlar gerçel diziler ve limitleri, süreklilik, türev ve integraldir.Kernbegrippen van de analyse vormen de afgeleiden, integralen en limieten.
Bu kavram 1960 lı yıllardan itibaren kullanılmaktadır.Deze methode is in gebruik sinds de jaren 1960.
Gıda güvenliği: İki kavramı belirtmektedir.De term geweten verwijst naar twee zaken.
Makale ayrıca tanımlanabilen sayılar kavramını da tanıtıyordu.Daarnaast gaf hij aanwijzingen voor berekeningen.
İşletme Mühendisliği, İngilizcedeki Engineering Management kavramına karşılık gelmektedir.Deze werkwijze leunt aan bij de Engelse infusiemethode.
Pazarlama, ekonomide önemli bir kavramdır.Marketing is een belangrijk begrip in de economie.
Matematikte "limit" kavramı çok önemlidir.In de wiskunde is het begrip "limiet" erg belangrijk.
Bu kavram gülünç.Deze gedachte is belachelijk.
Alman ornitolojisine tipolojik tür kavramını ilk o getirmiştir.Wprowadził do niemieckiej ornitologii typologiczne pojęcie gatunku.
Kur'an'da 7 gök kavramıyla birlikte gökleri Allah'ın yukarıda tuttuğu ve düşmekten koruduğundan bahsedilir.Wierzy w powrót do nieba (na siódmy tron) w przeciągu tysiąca lat.
Kasner bu kavramı Matematik ve Hayal Gücü adlı kitabında da ele almıştır.Kasner ogłosił to pojęcie w swojej książce Matematyka i wyobraźnia (1940).
Mikrokredit kavramını bulan ve geliştirenlerdendir.Opracował pojęcie mikrokredytu.
Ancak, evrim, bazı teistler için tartışmalı bir kavram olarak kalmıştır.Synteza ewolucyjna pozostaje sporna dla niektórych teistów.
Bunlardan bricolage kavramını aldı.Od niego przejął koncepcję bandleadingu.
Eserde iman ve ilgili kavramlar ele alınır.O objawieniu O wierze O wierze i rozumie.
Tıkızlık kavramı, Matematiğe 1906 yılında Maurice Fréchet tarafından kazandırılmıştır.Pojęcie to zdefiniował w 1906 francuski matematyk Maurice’a Frécheta.
Kavram Fanı Fikir Yaratma Aracı: Fikirler kavramları taşır.To intelekt tworzy pojęcia – pojęcia rzeczy.
Varsayımda kullanılan kavramlar açıkça tanımlanmalıdır.Dlatego musimy mieć pewność, że posługujemy się pojęciami o precyzyjnie ustalonym znaczeniu.
Alan (Fransızca: champ) Fransız sosyolog Pierre Bourdieu'nün anahtar kavramalarından biridir.Pole (le champ) jest jedną z kluczowych kategorii teorii francuskiego socjologa Pierre'a Bourdieu.
Kişilik, hukukun temel kavramıdır.Emocje jako fundament prawa.
Merkle ağacı kavramı adını 1979 yılında Ralph Merkle'in patentiyle almıştır .Drzewa skrótów zostały wynalezione w 1979 przez Ralpha Merkle.
Sivil toplum kavramı ilk kez Platon ve Aristo'da ortaya çıktı.Jednych z pierwszych zastosowań metafory społeczeństwa jako organizmu dokonali Platon oraz Arystoteles.
Fakat bu kavramın her iki tanımı da asıl cevabı vermemektedir.Dopiero wtedy obie przesłanki będą prawdziwe.
Lüks tüketim malları bu kavram ile çok yakından ilişkilidir.Wszystkie te własności czynią ten kod bardzo pożądanym.
O dönemde akıl hastalıklarına sahip kişilerin itibarını kabullenmek yeni bir kavramdı.W tamtym czasie idea, że dzieci mają unikalne potrzeby zdrowotne była nowa.
Bu bir kavram yanılgısıdır.Dokument ten jest falsyfikatem.
Kısaltma olarak İngilizce "search and rescue" kavramından oluşturulan SAR kullanılır.W skrócie określana Służbą SAR (Search And Rescue).
Ancak bu kavram anlam genişlemesine uğrayarak "Tanrı" anlamında da kullanılmaya başlanmıştır.W „Pragmatyzmie” rozszerzył to rozumowanie nawet na pojęcie Boga.
Adres kavramı, içinde sokak, cadde, ülke, şehir gibi yönergeleri içeren bir tür açıklama ibaresidir.W maksymalnym zakresie znajdują się z kolei takie pojęcia jak: ULICA, OSIEDLE czy MIASTO.
Militarizm ve militarizasyon (veya militaristleşme) kavramları çoğu zaman eşanlamlı olarak kullanılmışlardır.Terminu falcowanie (i pokrewnych) używa się częściej niż złamywanie.
Radikal demokrasi kavramını savunur.Głosiła radykalne hasła społeczne.
Bunun öncesinde daha ziyade kavramsal ve soyuttur, ulema arasında yaygın olan bir kavramdır.Jest to zdecydowanie szersze pojmowanie jedności i ekumenizmu niż to, do którego przywykliśmy.
Bu bağlamda asgari rezerv oranı kavramı kullanılır.Na terenie rezerwatu obowiązują zasady ograniczonego poruszania się.
Bölge kavramı ortadan kalktı.Teren grupy jest opuszczony.
Bütün olanların genel kavramı.Integralna teoria wszystkiego.
İlk kez Aralık 2009'da Ben Silbermann, Evan Sharp ve Paul Sciarra tarafından kavramsallaştırılmıştır.Pinterest został stworzony w 2010 roku przez Bena Silbermanna, Paula Sciarrę i Evana Sharpa.
Stoa felsefesi, özgür insan aklını değer verdiği kavramların başlangıç noktasına yerleştirmiştir.Jego wiedza o przyszłości kończyła się tam, gdzie zaczynała się wolna wola człowieka.
Etkileşimsel uzaklık uzaktan eğitimde öğrenci ve öğretmen arasındaki kavramsal alandır.Szczególne wzburzenie wywołało dopuszczenie na ekran uczucia między nauczycielką i uczennicą.
Marksist terminolojide proletarya kavramıyla karşılık bulur.Wyrwijcie z serc nienawiść proletariusza do proletariusza.
Bu Freud'un superego kavramına karşılık gelir.Jest to odpowiednik Freudowskiej projekcji klasycznej.
MÖ 4. yüzyılda dahi barış antlaşması, bir kavram olarak yerleşmiş değildi."Piąta armja, jako twór ostatnich dni, nie posiadała ponadto tradycji bojowej.
Bu öz sunum türünde dikkat çeken nokta, bireyin öz kavramına ilişkin önemli gördüğü yönlerini yansıtmasıdır.Jednak ich wyobrażenie o własnym życiu mija się z tym co mógłby pokazać w tym temacie dyrektor.
İlkel medeniyetlerin sosyal yapısına ilişkin temel kavramları tarif eden bir çerçeve çizdi.Uważał, że to stosunki pokrewieństwa determinowały strukturę społeczną ludów pierwotnych.
Burada Armstrong en az dört modern kavrama değinmektedir.Herb znany w przynajmniej czterech wariantach.
Akışkan kavramalı 2b .Dyspepsja czynnościowa H2b.
Ancak insan hakları üzerine Sovyet kavramı Batı'dan çok farklıydı.Radzieckie rozwiązanie w tym zakresie daleko odbiegało od standardów zachodnich.
Terim, Çin mitolojisi, felsefesi ve dininde önemli bir kavramdır.Tian – jedno z najważniejszych pojęć chińskiej mitologii, filozofii i kosmogonii.
Adalet kavramı temel olarak hukuk kurallarına uygunluğu içerir.Zasada bezpośredniej skuteczności jest zasadą prawa wspólnotowego.
Bu kavram için kullanılan bir başka adlandırma ise ışığın dağılımıdır.To, co inni nazywają światłem, ja nazywam ciemnością.
Asıl aşkınlık kavramı, gerçek aşkınlık kavramını savunanlar tarafından tanımlanabilir.Z głębokim zapałem będziemy starać się kultywować ducha samowyrzeczenia.