Emre sözcüğünün ise İmre kavramı ile bağlantılı olduğu kabul edilmektedir.Fait qui, pour elle, s’associe à la notion d’héritage.
İroni kavramı ise bireyin mükemmelleşmesine dogru giden yolu gösterir.Une balance romaine illustre parfaitement ce qu'est l'égalité des moments.
Bölge kavramı ortadan kalktı.Le code régional disparaît.
Terim ve kavram olarak Alfred Jarry tarafından üretilmiştir.Hénaurme comme dirait Alfred Jarry.
Cehennem kavramı Hristiyan misyonerler tarafından tanıtılmıştır.Esprit de la destinée il a été identifié au Diable par les missionnaires catholiques.
Azerbaycan tarihindeki Maglar ile de alakalı bir kavram olarak görünmektedir.Cet article est une ébauche concernant une personnalité azerbaïdjanaise et l’histoire.
Çapar,B.Bilgi Yönetimi Sistemi: Kavramsal Bir Çerçeve.Partie F : Les exigences du système de management de la qualité logicielle – perspective processus.
Diametrik çalıştırma adı altında anti yerçekimine benzer kavramlar araştırıldı.Les concepts relatifs à l'antigravité y furent examinés sous le nom de propulsion diamétrique.
Bu kavram aynı zamanda SQL ve Daha Fazlası (Not Only SQL) olarak da adlandırılmaktadır.Ce poisson est également appelé loche (comme beaucoup d'autres espèces).
Zaman, bizim algılarımızla yarattığımız bir kavramdır.Le problème est toujours ce qui est à l'intérieur de notre esprit.
Bu yeni kavram, Almanya’da yayımlanan bir doktora tezine konu olmuştur.Nous vivons dans ce livre l'enlèvement d'un docteur vivant en Europe.
Dolayısıyla “Samanu” kavramın doğaüstü bir güçle ilişkilendirildiği açıktır.Liam sent la présence de quelque chose de surnaturel.
Müziksel gösterimde nota değeri, bir notanın ne kadar süreyle çalınacağını belirten kavram.Il existe de très nombreux signes musicaux pour indiquer la durée d'une note.
O bir fotoğrafçı değil, bir kavramsal sanatçı, bir gösteri sanatçısıdır.Non un artiste peintre, mais un peintre de métier.
Aşkınlık, anlam olarak aşırılık kavramını vurgular.Démonstration Raisonnons par l'absurde.
Din ise nihai anlam ve ahlaki değer gibi kavramlarla ilgilenir.Le magistère de la religion couvre les questions sur le sens ultime et la valeur morale.
Düşünürler eski çağlardan beri adalet kavramıyla ilgilenmişlerdir.Des historiens s'intéressent aux émotions depuis l'Antiquité.
Bazen İye kavramı ile eşdeğer kullanılır.On trouve parfois la variante égalisateur.
Rant kavramını yeniden ele alarak quasi-rant (rant benzeri) kavramını öne sürmüştür.Il retrouve sa configuration originale en réintégrant Fontenay-aux-Roses.
Din kavramının kökeni nedir?Quel est le trait distinctif de sa philosophie ?
Bu madde genel anlamda inkılapçılık kavramıyla alakalıdır.Cet article concerne la générosité au sens d'altruisme.
Kavram Gelistirme: Kuramlar ve Uygulamalar.Facial Approximation: Procedures and Pitfalls.
Bu kavram genellikle 100le çarparak bir yüzdelik (yani %) olarak ifade edilir.Cet article concerne le signe pour cent (%).
Oysa bu iki kavram arasında çok temel farklılıklar bulunmaktadır.Il existe néanmoins des différences importantes entre ces trois approches.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.La possibilité de voir les liens entre les domaines, les idées et les concepts est une compétence de base.
5. periyot elementi, periyodik tablonun 5. periyodunda yer alan her bir element için kullanılan kavramdır.La période 5 du tableau périodique est la cinquième ligne, ou période, du tableau périodique des éléments.
Göğün göbeği Asya Şamanizm’indeki sembolik bir kavramın adıdır.Son épée est une épée de glace du nom de Setsugekka.
Taiichi Ohno, Toyota'da bir yönetici, Gemba Yürüyüşü kavramının gelişimine öncülük etti.Né à Mannheim, Julius Hatry développa un goût précoce pour l'aviation.
Prototipleme (İngilizce prototyping), prototip geliştirme için kullanılan kavramdır.Le prototypage est la démarche qui consiste à réaliser un prototype.
“Küreselleşen Dünyada Şiddeti Kavramsallaştırmak.”Pour construire la paix dans le monde ».
Kendisi aynı zamanda mikro sosyoloji kavramını da litaratüre kazandırmıştır.Elle ramène également à la maison le petit globe de cristal de l'Individuel.
Geliştirdiği “Sömürgecilik sömürüsü” kavramıyla biliniyordu.Il lui opposait la méthode de "lecture cursive" qu'il avait développée.
Ayrıca kavram, işten çıkarılanları nitelemek için de kullanılır.On les utilise alors pour déverser les immondices.
Bir kavramın kökeni, anlamınının bilinmesiyle anlaşılamaz.La conscience d'un objet ne nous apprend rien sur la nature de celui-ci.
Kavramın kendisi, egemenin kimliği hakkında bilgi vermemektedir.Dans sa lettre, il ne formule pas d’hypothèse quant à l’identité du prisonnier.
Kültürler, kültür kavramına ilişkin olarak bir sıfat halini ifade etmektedir.Elles guident les croyances qui composent la culture en partie.
7. periyot elementi, periyodik tablonun 7. periyodunda yer alan her bir element için kullanılan kavramdır.La période 7 du tableau périodique est la septième ligne, ou période, du tableau périodique des éléments.
Ama kütle ve ağırlık birbirinden farklı kavramlardır.Et pourtant le corps et l'esprit exercent une influence l'un sur l'autre.
Transeksüellik kavramı, çok eskilere dayanan bir olgusal duruma işaret eder.La toponymie de certains d'entre eux évoque une origine probablement très ancienne.
Bu kavram hiçbir siyasi durumla ilişkili değildir.Il n'est affilié à aucun courant politique.
Kara-para kavramının Dünya literatürüne girişi 1973 Watergate skandalı ile olmuştur.Son bureau est la cible originelle des prémices du scandale du Watergate de 1972.
Cumhuriyet kavramı genel olarak temsili demokrasinin uygulanmasını ifade eder.La notion de représentativité est d'abord issue des réflexions sur la démocratie représentative.
Kavram olarak yeni ortaya çıkmış fakat olgusal olarak süreçsel bir geçmişe sahip olduğu düşünülmektedir.Elle semble accepter mais secrètement, elle prépare déjà une possible fuite.
Bu durumu ise rasyonalite kavramı ile açıklamaktadır.C’est dans ce contexte qu'il aborde la notion de racine.
Bu işlemde esas olan kavramların belirlenmesidir.C'est un des concepts clef de son œuvre.
O zamanlar maddenin atomik doğası hala tartışmalı bir kavramdı.En esa época la naturaleza atómica de la materia aún era una idea controvertida.
Termal hareket kavramı iki yüzyıl sonra geldi.El concepto de movimiento térmico se produjo dos siglos más tarde.
Bu, güncel çalışmayı ve daha gelişmiş kavramları içerir.Esto cubre tanto el actual trabajo como conceptos que son más avanzados.
Gregory Breit ile birlikte Wheeler Breit-Wheeler süreci kavramını geliştirdi.Junto con Gregory Breit, Wheeler desarrolló el concepto del proceso Breit–Wheeler.
Kasner bu kavramı Matematik ve Hayal Gücü adlı kitabında da ele almıştır.Kasner anunció el concepto en su libro Las matemáticas y la imaginación.
Hakikat ne faziletli davranışın karşılığı ne de bazı metinleri kavramanın bir mükafatıdır.Tampoco se asociaba con el Sheol la recompensa para los justos ni el castigo para los inicuos.
Nalimov genelde atıf yapma endeksi (citation index) kavramı önerisiyle değeri anılır.Nalímov es usualmente considerado como quien propuso el concepto de índice de citación.
Bu ilkede önemlilik kavramı esas alınır.Nosotros haremos bien de respetar esta vinculación primaria.
Tamamen ayrı olan önceki üç kavramla karıştırılmaması gerekir.No debe confundirse con los tres conceptos anteriores, de los que se separa claramente.
1702 - Guillaume Amontons gazların gözlemlerine dayanarak, mutlak sıfır kavramını tanıttı.En 1702 Guillaume Amontons introdujo el concepto del cero absoluto basado en observaciones de gases.
John Rawls: Adalet Teorisi ve Temel Kavramları (2. bas.).John Rawls Teoría de la justicia (libro) Posición original Justicia como equidad (libro)
1865 yılında bilimi entropi kavramıyla tanıştırdı.En 1865 introdujo el concepto de entropía.
Küresel köy, Kanadalı yazar Marshall McLuhan'la birlikte anılan bir kavram.Aldea global, término acuñado por el sociólogo canadiense Marshall McLuhan.
Bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez.Nada en ellas es predecible u obvio.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.La habilidad para ver las conexiones entre los campos, ideas y conceptos es primordial.