Uzun süre baba ve oğul arasında taht kavgaları devam etti.Był to powód wielu spięć między ojcem a synem.
Royce'la Eminem'in grubu D12 arasında ortak arkadaşları Proof'un da dahil olduğu bir kavga çıktı.Wywołało to istny konflikt między Royce’em a zespołem D12, w którego skład wchodził Eminem.
Genellikle birbirleriyle kavga ederler.Niemal zawsze się ze sobą kłócą.
Kavgalarda yüzlerce kişi öldü.W walkach zginęły setki osób.
Üçlü arasında bir kovalamaca ve kavga başlar.Pomiędzy tą trójką wywiązuje się walka.
Babası ile olan kavgaları sürekli ailede küslük yaratır.We wszystkich konfliktach z ojcem zawsze ma rację.
Theo ve Adam, 2005 yılında Manchester’da bir bar kavgası sırasında tanıştılar.Nolan i Świta poznali się w 2005, gdy Świta przebywała w Anglii.
Evdekilere karşı kuşak çatışması ile karşılaştığından anne-babası ile sürekli kavga eder.Ciągle kłóci się ze swoimi rodzicami, zwłaszcza jeśli chodzi o zarządzanie restauracją.
Bu dönemde PKK içinde de güç kavgası yaşanmıştır.W tym czasie miały miejsce narastające walki wewnątrz kłodzkiej PZPR.
Kavgamız devlet ve dünyaya aittir.Kościół należy do zaangażowanych w sprawy świata i kraju.
Sonraki hafta Bayley, Banks ve James; Bliss, Rose ve Deville'i yendikten sonra kadınlar arasında kavga çıktı.Tydzień później Bayley, Banks i James pokonały Bliss, Rose i Deville.
Köroğlu halk şairlerimiz içerisinde kavganın ve özgürlüğün sembolüdür.Dlatego Wełykyj Łuh był dla nich symbolem bezpieczeństwa i wolności.
Ana etkinlikte yapılan Chicago Sokak Kavgası'nda Tommaso Ciampa, Johnny Gargano'yu yenmiştir.W walce wieczoru Tommaso Ciampa pokonał Johnny'ego Gargano w Chicago Street Fight.
Sık sık kavga ederler ama çok yakın iki arkadaştırlar.Mimo, że wciąż się kłócą, wciąż pozostają najelpszymi przyjaciółkami.
Fîrûz Şâh’ın ölümü, oğulları arasında saltanat kavgalarına yol açtı.Po śmierci Szejcha Owajsa ród pogrążył się w walkach wewnętrznych pomiędzy jego synami.
Kardeşler yeniden para sebebiyle birbirleri ile kavga etmeye başlar.W tym czasie bracia ponownie zaczęli walczyć między sobą.
Ancak ilk yıllarında kardeşleri ve amcasıyla taht kavgasına tutuştu.Kolejne lata spędzał na walkach ze stryjem.
Küfür edilmez, dedikodu yapılmaz ve kavga edilmez.Nie było żartowania ani plotkowania.
Aralarında çıkan kavgayı Şerif Rance yatıştırır ve Sid'in ceketinin göğsüne iki maçakızı kardı iğneler.Szeryf Jack Rance uspokaja wszystkich i szpilką przypina dwie karty do kurtki Sid'a jako znak oszusta.
Kavga etmeye meraklıdır.Trudno je zwalczać.
İkisi arasında çıkan kavgadan Gallagher üstün çıktı.Przyczyny zaprzestania produkcji Gallagera były dwie.
Kavgayı köpek kazanır; Çançura ise ağır yaralanır.Milicja udaremnia zamach, ale Kazek zostaje ciężko ranny.
Bir bölümde ben daha iyiyim diye kavga etmiştir.Zapewniła ich, że jest w lepszym miejscu.
Çıkan kavga silahlı çatışmaya dönüştü.Wreszcie spór przerodził się w otwarty konflikt zbrojny.
Erişim tarihi: 24 December 2017. ^ "TDP'de kavga alevlenerek büyüyor".DTV – 24 marca 1989 PŚ w Zakopanem coraz bliżej!.
Bu, iki adamın arasında bir kavga çıkmasına neden olur.Doprowadziło to w rezultacie do wojny między dwojgiem pretendentów.
Genellikle Palamutiks ile kavga eder.Często następuje wraz z palatalizacją.
Çocukların aralarında kavga etmelerine kızar ve arayı düzeltmeye çalışır.Nastolatkowie często się kłócą i rywalizują ze sobą, jednak podobają się sobie.
İşe karışan erkeklerle kavga edebilir.Bawi się z koleżankami w walkę.
Aksi halde bu durum komşu erkeklerle yeniden bir kavgaya neden olur.Między innymi to spowodowało kłótnię wśród sąsiadów.
Sizinle kavga etmeye niyetim yok.Nie mam zamiaru się z wami kłócić.
Ancak bakmadığı bir sırada kardeşleri balık için kavga eder ve onu parçalar.Medan han inte tittade slogs hans bröder om fisken och delade upp den.
2005 yılı başında The Game, G-Unit ile bir kavgaya başladı.Tidigt år 2005 blossade det upp en fejd mellan The Game och G-Unit.
Orada, Doc ile kısa bir kavga ederler.En vidräkning med doc.
Bu yüzden sürekli birbirleriyle kavga ederler.De var därför ständigt i krig med varandra.
Torunları ile çok eğlendi ama kızı ve damadı ile kavga etti.Han får ångestfyllda utbrott och grälar med fru och barn.
"Çocuklar neden kavga ediyorsunuz.Varför mördar ni dem?”
O sırada bir kavga çıkar.Ändå inträffade en konflikt under denna tid.
Sokak kavgalarının da izleri var üzerinde...På motsvarande sätt finns ledtrådar för kolumnerna.
Yine başka bir maç türü olan Pijamalı Yastık Kavgasında ise katılımcılar bu sefer pijama giymektedir.Det man gör på ett pyjamasparty är upp till den som håller i det.
Çoğu durumda, onlar Birinci Bölük ve hayvanlar arasındaki kavgada dışarda kalırlar.I sista hand går det till närstrid mellan hund och rovdjur.
Hızlı bir oyuncudur ancak her an biriyle kavgaya tutuşabilir.Hennes förmåga är väldigt snabb men kan bara påverka en motståndare i taget.
Dövüş esnasında, Starkaður hile yapar ve Gunnar kendini yepyeni bir kavganın içinde bulur.De ställer sig utanför för att vänta ut honom och Gunnar befinner sig en ganska förlägen situation.
Seth "siz ikinizin kavgalarından bıktım" der.Lans kommenterade att "parterna är nöjda".
İki kardeş, kavga ederler ölesiye.Båda bröderna stupar i striden.
Kavga ederler.Slagsmål uppstår.
Kavgaları birbirlerine aşık olduklarını göstermemek amaçlıdır.Att familjerna är osams stoppar inte dem ifrån att älska varandra.
Kavga yöntemi de alışılmadıktı.Utgången var också den ovanlig.
Her an kavga çıkarmaya hazırdır.Men trots detta kämpar hon alltid vidare.
Antonio Elena'yı aldatmaya başlar, çiftin arasındaki kavgalar oldukça artar.Alexandra konfronterar Emelie och bråk utbryter mellan de två.
Aralarında uzun süren kavgalar oldu.De har varit många stridigheter.
Bir kavgaya hazırlandığı ya da bir direnç hareketinde yer aldığı için değil.Det antogs att han blivit nedseglad av någon ångare eller anfallen av en val.
Bu, iki adamın arasında bir kavga çıkmasına neden olur.Detta ledde till en konflikt mellan de två förbunden.
O günden bu yana, Crips çetesiyle yapılacak çatışma ve kavgalar devam etmektedir.Sedan dess har många fejder och rena gängkrig brutit ut mellan de övriga Crips-gängen.
Jolie bu dönemde babasıyla eskisi kadar kavga etmedi.Phoebe har vid detta tillfälle inte träffat sin far sedan hon var riktigt liten.
"Haç-Hilal Kavgasında Son Durum"."Det där uh-uh-uh-urrr i slutet.
Beyazlar ile siyahlar arasında kavga çıktı.I stället hade han önskat sig samarbete mellan de vita och svarta.
Bu büyük kavga neticesinde mirastan en büyük payı Yunanistan aldı.Efter dessa stridigheter kontrollerade David större delen av det egentliga Skottland.
Çıkan kavgalarda anlaşmazlık konusu genellikle bölge hakimiyetidir.Det sker främst i länder där uppror mot statsmakten är vanliga.
Padişahın dört oğlu (İsa, Musa, Mehmet, Süleyman) arasında kavgalar çıkmıştır.У подружжя народилося четверо дітей: Меліта (нар.