Kavga başladı mı?Have they started fighting?
Kavga kokusu aldım.I smell a fight.
Bir seferinde büyük bir kavga ettik ve uzun süre hiç konuşmadık.We once fought big and didn't talk for a while.
Bir kavgayı o kavga sonlandıktan sonra çözemezsin.You cannot win a fight when it's finished.
Bu yüzden senle Baek Seung Jo kavga mı ettiniz?So you fought with Baek Seung Jo?
Aşk kavgası mı?Lovers' quarrel?
Dinleyin, siz ikiniz, ibikli horozlar gibi kavga edeceksiniz.Um, listen, you two are going to fight like hooded roosters.
[kendi dilinde]: Oradaki kavgaya bak.Look at the fighting there.
Çünkü erkek köpekler hiyerarşi konusunda çok ciddidirler, çünkü fiziksel kavgayı engeller bu.Male dogs are very serious about a hierarchy, because it prevents physical fights.
Cikista bir kavgayi ayirmak zorunda kaldim.On my way out, I had to break a fight apart.
Uzaktan gözlemleyin, fakat kavgaya karışmayın.Observe from a distance, but do not join the fray.
Kendi kavganızı çıkarın.Make a fray of your own.
Siz Agda teyzeyle kavga ederken kim uyuyabilir ki?Who can sleep when you and Aunt Agda are making such a row?
Kavga değildi.There has been no row.
Bunlar kavga eden birkac robot.So this is some fighting robots.
Tamam, kavga var.OK, well, we fight.
Kuyruğuna da küçük bir silah yerleştireyim ki kavga edebilsin.Let me give it a little weapon on the tail here, so it can fight.
Duygularını nasıl gösterdiğine, nasıl kavga ettiğine.How it might show emotions, how it might fight.
Ve çocuklar güç gösterimi ile kızışan kavgalara girmeye eğilimlidirler.And children tend to get into fights which escalate in terms of force.
Bela arayıp kavga etmeye çalışırdık.We would just look for trouble and just like, try to fight.
Her gün kavga etmeye başladık, Her gece aşık olduk.Every day we started fighting. Every night we fell in love.
Kudret'le o çocuk kavga ettiler, ben oları ayırdım.Kudret and that kid started to fight and I separated them.
Senin için yalanlar söyler çalar ve kavga eder mi?Would she lie and steal and fight for you?
İnsanlar acı çekiyordu, kavga ediyordu.People were suffering. People were fighting.
Sokak kavgası gibi.It was a slugfest.
Kavgayı kaybettim, ama muhtemelen hayatımı kazandım.I lost the fight, but probably won my life back.
İşte kavgaya başladılar.Here they go.
Hırsızlık yapıyor, sebepsiz yere kavga ediyormuşum.Like stealing and fighting for no reason.
Kavga mı ediyorlar?Are they fighting?
Çocuklar devamlı gürültü yapar, kavga eder, bir şeyleri kırarlardı.The kids are noisy, they break things
KAVGAM ADOLF HİTLERMY BATTLE ADOLF HlTLER
Daha sonra bunu buldum; büyük bir kavgayla Dünya Bankası'ndan ayrıldıktan sonra.I found out afterwards, after I left, under a big fight, the World Bank.
Kavga mı istiyorsun ?You want a fight?
Kavgayı kesin !No fighting!
Kavga yok. Söyle?- Now what do you need?
Kavga etmek yok, bayanlar.No fighting, ladies.
Neden kavga çıkarıp duruyorsun?Why do you keep picking fights?
Kavga çıkarmak mı?Picking fights?
Tae Ik hyung ile büyük bir kavga etti ve gitti.Why? He got into a big fight with Tae Ik Hyung and left.
Burada kavga etmiş iki erkek görüyorsunuz.And so what you see here is two males who have had a fight.
Bir kavgadan sonra niye barışasınız ki?But why reconcile after a fight?
Kardeşim bir keresinde bir kavgaya karışmıştı. Tahmin et onu nasıl öldürdü.Brother once got in a fight with someone else and guess how he killed 'em.
Biz kışkırtılmadığımız sürece kavga etmeyiz.MARCEL: We won't fight until we're provoked.
Oh, bizim ilk kavgamız.- Oh, our first fight.
Kesinlikle inanılmaz. İşte iki erkek kavga ediyor.Positively amazing.
Ve sonuç daha fazla ilerleme ve öğrenme yerine daha fazla kavga ve istismar oldu.And the result hasn't been more progress or more learning, it's been more squabbling and more abuse.
Bu kavga neden? Bu yarış neden?For what is this fight and what is the purpose of this race?
Sonra kavga ederiz.So, let's fight later.
Her zamanki gibi iki araba sürücünün kavgası.Her zamanki gibi iki araba sürücünün kavgası.
Bu bizim meydanımız, bu bizim devrimimiz ve son nefesimize kadar bu kavgayı vereceğiz.This is our square, this is our revolution, and we will fight this battle to the last breath.
Okulda günde birden fazla kavga ettiğimi hatırlıyorum.And I remember I fought in school more than once a day.
Kavga bitip herkes gittiđinde gelirsen eđer görürsün.You will see if you come back when the fight is over and everybody leaves
Ýţ iţte. Biliyorsun kavga, gürültü. Ben seni sonra arayayým mý?Nothing, just work, you know how it is, fights, loud...
Ben onları sıkıntılı günler için, Kavga ve savaş günleri için saklıyorum.which I have reserved against the time of trouble, against the day of battle and war?
Kavga nedeni ettin bizi komşularımıza, Düşmanlarımız alay ediyor bizimle.You make us a source of contention to our neighbors. Our enemies laugh among themselves.
Kibirden ancak kavga çıkar, Öğüt dinleyense bilgedir.Pride only breeds quarrels, but with ones who take advice is wisdom.
Huysuz kişi çekişme yaratır, Sabırlı kişi kavgayı yatıştırır.A wrathful man stirs up contention, but one who is slow to anger appeases strife.
Huzur içinde kuru bir lokma, Kavga ve ziyafet dolu evden iyidir.Better is a dry morsel with quietness, than a house full of feasting with strife.
Başkaldırıyı seven kavgayı sever, Kapısını yüksek yapan yıkımına davetiye çıkarır.He who loves disobedience loves strife. One who builds a high gate seeks destruction.
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.It is an honor for a man to keep aloof from strife; but every fool will be quarreling.