Çünkü reçel kavanozları değiliz, biz olağanüstü, değişik, harikulade insanlarız.Тому що ми не банки з джемом; Ми дивовижні, різні, чудові люди.
Çünkü reçel kavanozları değiliz, biz olağanüstü, değişik, harikulade insanlarız.אנחנו לא צנצנות ריבה. אנחנו אנשים יוצאי דופן, שונים ונפלאים.
Çünkü reçel kavanozları değiliz, biz olağanüstü, değişik, harikulade insanlarız.لأننا لسنا مرطبانات مربي متشابهة ، نحن أناس فوق الوصف، مختلفون، و رائعون.
Çünkü reçel kavanozları değiliz, biz olağanüstü, değişik, harikulade insanlarız.皆 素晴らしい個々の人間なのです ありがとう
EVET: cam ambalajlar (şişeler ve yiyecek kavanozları)JA: glasförpackningar (flaskor och matburkar)
EVET: cam ambalajlar (şişeler ve yiyecek kavanozları)KYLLÄ: lasipakkaukset (pullot ja ruokapurkit)
EVET: cam ambalajlar (şişeler ve yiyecek kavanozları)OUI : emballages en verre (bouteilles et pots alimentaires)
EVET: cam ambalajlar (şişeler ve yiyecek kavanozları)SÍ: envases de vidrio (botellas y botes de conservas)
EVET: cam ambalajlar (şişeler ve yiyecek kavanozları)МОЖНО: стеклянную тару (бутылки и банки из-под продуктов)
EVET: cam ambalajlar (şişeler ve yiyecek kavanozları)نعم: الحاويات الزجاجية (القناني وحاويات الأطعمة).
EVET: cam ambalajlar (şişeler ve yiyecek kavanozları)是:玻璃包装器皿(酒瓶或罐头瓶)
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Ale nie. Bierze wątróbki, wkłada do słoika i zagotowuje. wkłada do słoika i zagotowuje.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Când face foie gras, ia ficatul, îl bagă într-un borcan și îl confiază.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Coge el hígado cuando saca el foie gras, los mete en este tarro y lo confita.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Dia mengambil hatinya ketika dia memanen foie gras, dia memasukkan hati itu ke wadah dan dia mengolahnya.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Han tar levern, han lägger den i burken och konserverar den i dess fett.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Hij neemt de lever wanneer hij zijn foie gras oogst, hij stopt ze in zo'n pot en hij konfijt het.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Il prend le foie quand il récolte les foie gras, Il les met dans un pot. et il les confit.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.그는 푸아그라를 생산 할 때, 거위 간을 바로 병에 넣어서 콩피 방식으로, 거위 원래 기름으로 조리해서 같은 기름에 보관하는 조리 방식으로 저장합니다.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Mas não. Ele tira o fígado quando recolhe o "foie gras", mete-o num frasco e põe-no a confitar.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Prende il fegato quando raccoglie il foie gras, lo mette in un barattolo e lo sottopone al "confit".
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Satoa korjatessaan hän ottaa maksan, tunkee ne tällaiseen purkkiin ja laittaa liemeen.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Zkrátka játra za čerstva vezme, dá do sklenic a zavaří.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Παίρνει το συκώτι, όταν το ετοιμάζει για φουαγκρά, το βάζει σε ένα βάζο και το κάνει κονφί.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Он берет печень такой, какой получает её при разделке, погружает её в посуду и делает конфи.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Той взема дроба, слага го в буркан и го консервира с мазнина.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.הוא לוקח את הכבדים כשהוא קוצר את כבד האווז, הוא תוקע אותם בצנצנת ומשמר אותם כקונפי.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.لقد اخذ الكبد عندما حصد الفطائر ووضعهم في جرة ووضع المكونات معه
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.瓶詰めにして コンフィにします 塩 胡椒 オイル スパイスは一切使いません
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Als ze terugkwamen, en hij nog steeds dacht dat ze niet ziek waren, had hij nog een pot pillen.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.다시 돌아왔는데도 여전히 아프지 않은 환자라 판단되면 또 다른 알약을 주셨지요. 전에 준 알약과 비슷하지만
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Mas ele, ainda convencido que eles não estavam doentes, tinha outro boião de comprimidos.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Och när de kom tillbaka, hade han, fortfarande övertygad om deras friskhet, en annan burk piller.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Şi când se întorceau, el, încă convins că ei nu sunt bolnavi, avea alt borcan cu pastile.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Όταν επέστρεφαν, επειδή και πάλι δεν πίστευε ότι είναι άρρωστοι, είχε ένα άλλο βάζο με χάπια.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.А като се връщали, той, все още убеден, че не са болни, имал друг буркан с хапчета.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.И когда они возвращались, он, по-прежнему считавший, что они не больны, давал им другую банку с плацебо.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.,וכשהם חזרו, הוא, עדיין משוכנע שהם לא חולים היתה לו עוד צנצנת של כדורים. בצנצנת הזו היו כדורים .ענקיים
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.وعندما عادوا مرة أخرى ، ما زال مقتنعا أنهم لم يكونو مرضى ومن ثم يعطيهم حبوب وهمية بحجم أكبر من ذي قبل
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.とても大きな錠剤が入った瓶を取り出します 飲み込める大きさではありません
Kavanoza koyarsanız, kavanozun şeklini alır, hiç bir direnç göstermeden.Jika kau menaruhnya dalam kendi, ia mengikuti bentuk kendi tanpa melawan.
Kavanoza koyarsanız, kavanozun şeklini alır, hiç bir direnç göstermeden.Se la metti in un vaso, prende la forma del vaso, senza la minima resistenza.
Kavanoza koyarsanız, kavanozun şeklini alır, hiç bir direnç göstermeden.Si la pones en una jarra, toma la forma de la jarra, sin oponer ninguna resistencia.
Kavanoza koyarsanız, kavanozun şeklini alır, hiç bir direnç göstermeden.אם תשפוך אותם לתוך צנצנת, יקבלו את צורתה של הצנצנת,
Kavanoz gibi!Đùi em cũng đẹp lắm mà.
Kavanoz gibi!Elles sont superbes.
Kavanoz gibi!Ho delle gambe sexy.
Kavanoz gibi!Jó lábam van.
Kavanoz gibi!Mám svaly!
Kavanoz gibi! Onları gördün.Anh nhìn thấy rồi còn gì.
Kavanoz gibi! Onları gördün.Ты же сам видел, какие они стройные!
Kavanoz gibi!Picioarele mele arata traznet.
Kavanoz gibi!Tengo piernas sexys.
Kavanoz gibi!Виждал си го!
Kavanoz gibi!Дори страхотно.
Oh! Çok tuzlu. Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?أوه يا الهي انها مالحة. هل صببتي زجاجة كاملة من الملح ؟!
Oh! Çok tuzlu. Tüm tuz kavanozunu içine mi döktün?兄さん 美味しくないから 食べない方が良いよ
O, o geçerken raflarda birini aşağı bir kavanoz aldı; 'PORTAKAL etiketliA luat jos un borcan de la unul din rafturi ca ea a trecut, a fost etichetat "ORANGE
O, o geçerken raflarda birini aşağı bir kavanoz aldı; 'PORTAKAL etiketliCô đã xuống một jar từ một trong các kệ như bà đã qua, nó đã được dán nhãn "da cam
O, o geçerken raflarda birini aşağı bir kavanoz aldı; 'PORTAKAL etiketliDala dole pohár z jednej z políc, keď prechádzala okolo, ale bol označený "ORANGE